<?xml version="1.0" encoding="utf-8"?>
                 <rss version="2.0" 
                 xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
                 xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/" 
                 xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/" 
                 xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom">
                 <channel><title>Mut Ajans </title>
                      <link>https://www.mutajans.com/rss.xml</link>
                      <atom:link xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom" href="https://www.mutajans.com/rss.xml" type="application/rss+xml" rel="self"/>
                      <language>tr</language>
                      <description>Mut Ajans; Güncel, güvenilir ve hızlı haberleri ulusal standartta sunan platform; siyaset, ekonomi, sağlık ve yaşamdan son gelişmeleri anında okuyucuyla buluşturur.
Mut Ajans (©)</description>
                      <category>News</category>
                      <lastBuildDate>Sun, 11 Oct 2026 08:25:39 +0000</lastBuildDate>
                      <ttl>1</ttl>
                      <generator>Mut Ajans  - Haberler</generator>
                      <copyright>Copyright - 2026 - Mut Ajans </copyright><item><title><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Adıyaman’dan 112 çalışanlarının sorunları için dosya ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-turk-saglik-sen-adiyamandan-112-calisanlarinin-sorunlari-icin-dosya-140889.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-turk-saglik-sen-adiyamandan-112-calisanlarinin-sorunlari-icin-dosya-140889.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Fidan Karakuş, 112 Acil Sağlık Hizmetleri çalışanlarının sahada yaşadığı sorunlar, talep ve beklentilerine ilişkin hazırladığı kapsamlı dosyayı İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik ile 112 Acil Sağlık Hizmetleri Başhekimi Dr. Osman Sonuç'a sundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şubesi bünyesindeki Acil Sağlık Hizmetleri Komisyonu ve Hukuk Birimi tarafından, 112 Acil Sağlık Hizmetleri'nde görev yapan çalışanların yaşadığı sorunlar, sahadaki aksaklıklar, talep ve beklentilere ilişkin kapsamlı bir dosya hazırlandı.

Karakuş, hazırlanan dosyayı 112 Acil Sağlık Hizmetleri Başhekimi Dr. Osman Sonuç ile Adıyaman İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik'e gerçekleştirdikleri ziyaretlerde takdim etti.

112 ÇALIŞANLARININ SORUNLARI DOSYAYA TAŞINDI

Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Fidan Karakuş tarafından yapılan açıklamada, hazırlanan dosyanın sahada görev yapan çalışanlardan alınan talepler doğrultusunda oluşturulduğu belirtildi.

Karakuş açıklamasında, sorunların sahada tespit edildiği, hukuki ve idari yönleriyle değerlendirildiği ve çözüm önerileriyle birlikte ilgili mercilere taşındığı ifade edildi.

Karakuş, 112 Acil Sağlık Hizmetleri Komisyonu ve Hukuk Biriminin ortak çalışmasıyla hazırlanan dosyanın, çalışanların yaşadığı sorunların çözümüne katkı sağlamasını hedeflediğini bildirdi.



BAŞHEKİM SONUÇ'A ZİYARET

Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şubesi temsilcileri, Adıyaman 112 Acil Sağlık Hizmetleri Başhekimi Dr. Osman Sonuç'u makamında ziyaret ederek yeni görevinde başarı diledi.

Ziyarette, 112 çalışanlarının yaşadığı sorunlar, talep ve beklentilerini içeren dosya Fidan Karakuş tarafından Başhekim Sonuç'a takdim edildi.

Karakuş yaptığı açıklamada, sahadan alınan her talebin ilgili mercilere ulaştırılacağı ve sorunların çözümü için çalışmaların sürdürüleceği belirtildi.

İL SAĞLIK MÜDÜRÜ ŞİRİK'E DE DOSYA SUNULDU

Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şubesi Başkanı Fidan Karakuş daha sonra Adıyaman İl Sağlık Müdürü Prof. Dr. Mehmet Şirik'i makamında ziyaret etti.

Ziyarette, Acil Sağlık Hizmetleri Komisyonu ve Hukuk Birimi tarafından hazırlanan kapsamlı dosya İl Sağlık Müdürü Şirik'e sunuldu. Görüşmede, dosyada yer alan sorunlar, çalışanların talep ve beklentileri ile çözüm önerileri üzerine değerlendirmelerde bulunuldu.

Karakuş, çalışanlardan gelen taleplerin ilgili mercilere taşınmaya ve sorunların takipçisi olunmaya devam edileceğini belirterek, "Sorunun olduğu her yerde, çözüm için sizinleyiz" mesajını paylaştı.
Kaynak : PERRE  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türk Sağlık-Sen Adıyaman’dan 112 çalışanlarının sorunları için dosya  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 13:08:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026162752_027fa400f4e5cde96ba19f41f71b277b.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026162752_027fa400f4e5cde96ba19f41f71b277b.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026162752_027fa400f4e5cde96ba19f41f71b277b.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İzmir'de Efes Selçuklu kadınlara sağlık eğitimi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-izmirde-efes-selcuklu-kadinlara-saglik-egitimi-140869.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-izmirde-efes-selcuklu-kadinlara-saglik-egitimi-140869.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşler Dairesi Başkanlığı tarafından “Meme Kanseri Farkındalık Eğitimleri” kapsamında Efes Selçuk Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi ve Eşitlik Birimi’nde kadınlara yönelik eğitim düzenlendi.İZMİR (İGFA) - Eğitime, Efes Selçuk Belediye Başkan yardımcısı Bilgi Keskin, belediye emekçisi kadınlar ve Efes Selçuklu kadınlar katılım gösterdi.

“Erken farkındalık, erken tanı hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen eğitimde meme kanseri, kimyasalların kanser üzerindeki etkileri, meme kanseri, nefes ve beden egzersizleri başlıkları altında katılımcı kadınlara bilgi verildi.

KİMYASAL MADDELERİN ETKİLERİNİ AZALTMAK MÜMKÜN

Meme kanseri ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen eğitimde ilk olarak Endüstri Mühendisi Kemal Özöner kimyasalların meme kanseri üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi.

Kimyasal maddelerin günlük hayatta kullanılan mutfak araç gereçleri, gıda maddeleri, temizlik ve kozmetik ürünlerde yer alması sebebiyle kanser açısından risk oluşturduğunu belirtti.

Kimyasalların etkilerini azaltmanın mümkün olduğuna değinen Kemal Özöner, mevsim dışı gıdalardan kaçınma, meyvelerin mutlaka kabuklarının soyulması, beyaz sirke, karbonat, çamaşır sodası, Arap sabunu gibi maddelerin temizlikte kullanılması, pestisit kalıntılarından kurtulmak için karbonatlı suda bekletilmesi, plastik ile sıcak temasının önüne geçilmesi gibi adımlarla kimyasal maddelerin etkilerinin azaltılabileceğini belirtti.

MEME KANSERİNDE ERKEN TANI ÖNEMLİ

Hemşire Gülseren Şentürk, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, kadınların düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini belirtti.

Meme kanserinin sık görülen bir kanser türü olduğunu ve 30 yaş altı kadınlarda da tespit edilebildiğine dikkat çeken Hemşire Gülseren Şentürk, Ailede meme kanseri öyküsü olması, erken ya da geç menopoza girilmesi, geç yaşta doğum yapılması ya da hiç doğum yapılmaması, obezite, fiziksel aktivite eksikliği, düzensiz beslenme ve sigara risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti.

Meme kanserinin, memenin süt bezleri ve kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Şentürk; memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme başında akıntı, meme başında içe doğru çekilme, şekil değişikliği, ciltte kızarıklık, ödem ya da iyileşmeyen yara gibi belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini söyledi.

Şentürk, kadınların düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapmasının yanı sıra yaş ve risk durumlarına uygun meme kanseri taramalarını da yaptırmasının önemini vurguladı. Gülseren Şentürk katılımcı kadınlara meme muayenesinin nasıl yapılması gerektiği hakkında da bilgi verdi. 

STRES VE KAYGI HASTALIK GETİRİYOR

Sosyolog Raşide Başak, meme kanseri farkındalığı çerçevesinde stres ve kaygıya değinerek; “Stres ve kaygımızı yönetmek zorundayız. Stres ve kaygı hissettiğimiz anlarda, dikkatimizi nefesimize yöneltmek günlük hayatta uygulayabileceğimiz en basit teknikler arasında yer alıyor. Yaşadığımız stres ve kaygıyı bir döngü olarak yönettiğimizde üstesinden gelmemiz mümkün. Bir döngü olarak yönetmediğimizde ise bu duygular bize hastalık olarak geri dönüyor. Bunlar basit alışkanlıklar gibi görünüyor ama günlük hayatta sürekli olarak denediğimiz takdirde kazanım sağlamamız mümkün. Gerektiği durumlarda da bir uzmandan destek almalıyız” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İzmir'de Efes Selçuklu kadınlara sağlık eğitimi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 11:57:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026153157_b1e53d62b51aba116f251efb95c51762.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026153157_b1e53d62b51aba116f251efb95c51762.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026153157_b1e53d62b51aba116f251efb95c51762.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mersin’in Gülnar ilçesinde Metehan için yardım kampanyası başlatıldı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-mersinin-gulnar-ilcesinde-metehan-icin-yardim-kampanyasi-baslatildi-140864.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-mersinin-gulnar-ilcesinde-metehan-icin-yardim-kampanyasi-baslatildi-140864.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin’in Gülnar ilçesinde DMD tanısı konulan 3 yaşındaki Metehan Aydan’ın yurt dışındaki tedavi giderleri için yardım kampanyası başlatıldı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin’in Gülnar ilçesinde Metehan için yardım kampanyası başlatıldı

MERSİN (MA) - Mersin’in Gülnar ilçesinde yaşayan, Duchenne Musküler Distrofi (DMD) tanısı konulan 3 yaşındaki Metehan Aydan’ın tedavi giderlerine destek sağlamak amacıyla yardım kampanyası başlatıldı.

Paylaşılan kampanya duyurusunda, Metehan’ın yurt dışında yapılması planlanan tedavisinin maliyetinin ailenin maddi imkânlarını aştığı belirtilerek hayırseverlere destek çağrısında bulunuldu.

Valilik onaylı olduğu belirtilen kampanyanın afişinde, izin sorgu numarası “33.2026.5055” olarak yer aldı. Kampanya kapsamında Türk lirası, ABD doları ve avro hesapları üzerinden bağış kabul edildiği duyuruldu.

Afişte alıcı adı Metehan Aydan olarak belirtilen bağış hesapları şöyle:

TL: TR56 0006 4000 0016 6011 6009 16
ABD doları: TR34 0006 4000 0026 6010 5269 35
Avro: TR44 0006 4000 0026 6010 5269 49
SWIFT kodu: ISBKTRIS

“Metehan’a umut ol, birlikte başarabiliriz” çağrısıyla yürütülen kampanyada, tedavi süreci için gerekli kaynağın sağlanması amaçlanıyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mersin’in Gülnar ilçesinde Metehan için yardım kampanyası başlatıldı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 11:45:53 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinin-gulnar-ilcesinde-metehan-icin-yardim-kampanyasi-baslatildi-144746-20261008.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinin-gulnar-ilcesinde-metehan-icin-yardim-kampanyasi-baslatildi-144746-20261008.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinin-gulnar-ilcesinde-metehan-icin-yardim-kampanyasi-baslatildi-144746-20261008.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İklim değişirken gıda güvenliğini korumanın yolları İstanbul’da ele alınacak]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-iklim-degisirken-gida-guvenligini-korumanin-yollari-istanbulda-ele-alinacak-140827.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-iklim-degisirken-gida-guvenligini-korumanin-yollari-istanbulda-ele-alinacak-140827.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gıda Güvenliği Derneği tarafından Uluslararası Gıda Koruma Birliği (IAFP) iş birliği ve çeşitli oda ve STK’ların paydaşlığında düzenlenen 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi, 5–6 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Hotel & Convention Center’da gerçekleştirilecek. “Güvenli Gıdaya Erişim: Herkesin Hakkı, Herkesin Sorumluluğu” sloganıyla düzenlenen Kongre’de, iklim değişikliği, döngüsel ekonomi ve gıda güvenliği arasındaki güçlü bağ; tarımsal girdi yönetimi, toprak ve su kirliliği/tek sağlık, atık yönetimi ve gıda ambalajlarında döngüsellikte kimyasal güvenlik konuları ele alınacak.İSTANBUL (İGFA) - Çiftlikten sofraya uzanan gıda üretim zinciri; iklim değişikliği ve çevre sorunlarından olumsuz yönde etkilenirken, bilinçsiz veya kurallara aykırı uygulamalar ve atıkların uygun biçimde uzaklaştırılmaması yoluyla bu sorunlara da katkıda bulunuyor. Kaynakları korumayı ve atıkları azaltmayı hedefleyen döngüsel ekonomi uygulamalarında gıda güvenliğinin nasıl sağlanacağı, Kongre’nin temel tartışma konularından birini oluşturuyor.

TOPRAĞI VE SUYU KORUMAK GÜVENLİ GIDANIN BAŞLANGICI

Tarımsal üretimde gübrelerin yanlış kullanılması, pestisitlerin kurallara aykırı uygulanması veya yasaklı maddelerin kullanılması, toprağı ve suyu kirleterek ekolojik dengeyi ve gıda üretiminin güvenliğini tehdit edebiliyor. Kirliliğin kaynağında önlenmesi ve tarımsal girdilerin doğru yönetilmesi, güvenli gıdaya erişim açısından kritik önem taşıyor.

Kongre’nin 5 Kasım’da gerçekleştirilecek “Gıda Güvenliği, İklim Değişikliği ve Döngüsel Ekonomi” oturumunda, toprak kirliliği ve toprak yorgunluğunun güvenli üretime etkileri ile çiftliklerde tarımsal girdilerin yönetimini ele alan sunumlar yer alacak.

AMBALAJDA DÖNGÜSELLİK KİMYASAL GÜVENLİKLE BİRLİKTE DÜŞÜNÜLMELİ

Ambalaj atıklarının çevre üzerindeki etkisini azaltmak, sürdürülebilir gıda sistemlerinin önemli hedeflerinden biri. Gıdayla doğrudan temas eden ambalajlarda ise çevresel faydayla birlikte malzemenin gıda güvenliği açısından uygunluğunun da gözetilmesi gerekiyor. Döngüselliği sağlamak amacıyla geliştirilen uygulamaların, gıdaya bulaşabileceği veya gıdayla etkileşebilecek kimyasal maddeler yönünden değerlendirilmesi bu nedenle önem taşıyor.

Oturumda yer alacak “Gıda Ambalajlarında Döngüsellik Sürecinde Kimyasal Güvenlik” başlıklı sunum, bu konuyu ele alacak.

SUYUN YENİDEN KULLANIMINDA “TEK SAĞLIK” YAKLAŞIMI

İnsan, hayvan ve çevre sağlığını birbiriyle bağlantılı olarak ele alan “Tek Sağlık” yaklaşımı, gıda güvenliğinin bütüncül biçimde değerlendirilmesine olanak sağlıyor. “Saha Düzeyinde Tek Sağlık Yaklaşımı” oturumunda, Orta Asya’daki saha deneyimlerinden hareketle su kalitesi ve atık suyun yeniden kullanımının gıda güvenliğiyle ilişkisi bu çerçevede ele alınacak.

İnsan faaliyetlerinden kaynaklanan iklim değişikliğiyle mücadelede, çiftlikten sofraya doğru davranışların günlük uygulamalara yerleşmesi ve ortak bir kültüre dönüşmesi önem taşıyor. Kongre, tarımsal girdilerin doğru kullanımından atık yönetimine ve güvenli döngüsel uygulamalara kadar bu sorumluluğu bütüncül bir bakışla değerlendirmek üzere akademi, kamu, özel sektör ve tüketici temsilcilerini bir araya getirecek.

5–6 Kasım 2026 tarihlerinde İstanbul Grand Cevahir Hotel & Convention Center’da gerçekleştirilecek 9. Uluslararası Gıda Güvenliği Kongresi’nin programı ve kayıt bilgilerine www.gidaguvenligikongresi.org adresinden ulaşılabiliyor.



GIDA GÜVENLİĞİ DERNEĞİ HAKKINDA

Gıda Güvenliği Derneği, başta tüketiciler, üreticiler, kamu kurumları, akademisyenler ve gıda güvenliği çalışanları olmak üzere tüm paydaşların “Tarladan Sofraya” sürecinde gıda güvenliği konularıyla ilgili iletişimini, uzlaşmasını ve ilerlemesini sağlamak üzere 2004 yılında kurulmuş, gıda güvenliği alanındaki ilk sivil toplum kuruluşudur.

Dernek; gıda sektöründe çalışan şirket, kişi ve kurumları gıda güvenliği ortak paydasında buluşturmak, gıda güvenliği kavramının toplumda benimsenmesini ve yaygınlaşmasını sağlamak, tüketicilerin bilinçlenerek güvenli gıdayı talep etmesini desteklemek ve ulusal ve uluslararası iş birlikleri geliştirmek amacıyla çalışmalar yürütmektedir.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İklim değişirken gıda güvenliğini korumanın yolları İstanbul’da ele alınacak - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 10:05:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026131826_3da756523225329c0b27e6f79bdbcce4.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026131826_3da756523225329c0b27e6f79bdbcce4.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026131826_3da756523225329c0b27e6f79bdbcce4.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meme Sağlığı Takviminizi Yaşınıza Göre Planlayın!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-meme-sagligi-takviminizi-yasiniza-gore-planlayin-140829.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-meme-sagligi-takviminizi-yasiniza-gore-planlayin-140829.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Meme sağlığı için yapılması gereken kontroller yaşa ve kişisel risklere göre değişiyor. 20’li ve 30’lu yaşlarda meme farkındalığı ve risklerin bilinmesi ön plana çıkarken, 40’lı yaşlarla birlikte düzenli mamografi taramaları önem kazanıyor. Aile öyküsü veya genetik yatkınlığı bulunan kadınlarda ise takip programının daha erken yaşlarda ve kişiye özel planlanması gerekebiliyor. 1-31 Ekim Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Memorial Göztepe Hastanesi Meme Sağlığı Merkezi’nden Prof. Dr. Ümit Uğurlu, yaşlara göre meme sağlığı kontrolleri ve risk grubundaki kadınların izlemesi gereken yol hakkında bilgi verdi.

20’li yaşlar: Önce riskinizi tanıyın

20’li yaşlarda ortalama risk taşıyan ve herhangi bir şikayeti bulunmayan kadınlarda rutin mamografi taraması önerilmemektedir. Ancak kadınların memelerinin normal görünümünü ve yapısını tanımaları; yeni ortaya çıkan kitle, meme başında çekilme, özellikle kanlı meme başı akıntısı, ciltte çekinti veya şekil değişikliği gibi durumlarda yaşlarından bağımsız olarak hekime başvurmaları önemlidir. Bu dönemde kişinin meme kanseri açısından riskinin belirlenmesi de önem taşır. Özellikle yakın akrabalarda genç yaşta meme kanseri, ailede birden fazla meme veya yumurtalık kanseri ya da erkek meme kanseri öyküsü bulunması daha ayrıntılı değerlendirme gerektirebilir. Riskli aile öyküsü bulunan kadınlarda genetik danışmanlık ve gerekli durumlarda genetik testler gündeme gelebilir; yüksek risk saptanırsa takip programı daha erken yaşlarda başlatılabilir.

30’lu yaşlar: Aile öyküsü varsa standart takvimi beklemeyin

Ortalama risk grubundaki kadınlarda 30’lu yaşlarda da rutin mamografi taraması genellikle önerilmemektedir. Ancak memede fark edilen yeni bir bulgu mutlaka değerlendirilmelidir. Bu yaşlarda meme dokusunun daha yoğun olması nedeniyle şikayete yönelik değerlendirmede ultrasonografi sıklıkla kullanılır; gerekli durumlarda mamografi veya meme MR’ı gibi ek yöntemlere başvurulabilir.BRCA1 veya BRCA2 gibi genetik değişiklikleri bulunan, yaşam boyu meme kanseri riski yüksek olan veya genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış kadınlarda ise mamografi ve meme MR’ı daha erken yaşlarda takip programına dahil edilebilir. Aile öyküsünde kanserin hangi akrabada ve hangi yaşta görüldüğü, kaç kişinin etkilendiği ve eşlik eden bazı kanser türleri de riskin belirlenmesinde önemlidir. Bu nedenle takip programı ayrıntılı aile öyküsü ve kişisel risklere göre planlanmalıdır.

40’lı yaşlar: Mamografiyi takviminize hemen ekleyin

40’lı yaşlarla birlikte meme kanseri taramasında yeni bir dönem başlar. Güncel uluslararası kılavuzlarda taramanın sıklığı konusunda bazı farklılıklar bulunmakla birlikte, 40 yaşından itibaren mamografi ile düzenli taramanın gündeme alınması önerilmektedir. Tarama aralığı kişinin yaşı, meme yapısı, kişisel ve ailesel riskleri dikkate alınarak hekimiyle birlikte belirlenmelidir. Mamografinin en önemli avantajlarından biri, henüz elle hissedilemeyen ve herhangi bir şikayete neden olmayan bazı meme kanserlerinin erken dönemde saptanabilmesidir. Bu nedenle “Mememde hiçbir sorun hissetmiyorum” düşüncesi taramayı ertelemek için gerekçe olmamalıdır. Yoğun meme dokusu bulunan kadınlarda ise mamografinin değerlendirilmesi daha güç olabilir. Bu durumda kişinin bireysel riskleri de dikkate alınarak ultrasonografi veya meme MR’ı gibi ek görüntüleme yöntemlerinin gerekip gerekmediğine hekim tarafından karar verilmelidir.

50’li yaşlar: Düzenli taramayı aksatmayın

Meme kanseri riski yaşla birlikte arttığı için 50’li yaşlarda düzenli mamografi taramalarının sürdürülmesi önemlidir. Kadının risk durumuna ve takip edildiği programa göre mamografi yıllık veya iki yıllık aralıklarla planlanabilir. Bu dönemde daha önce yapılan mamografilerin saklanması da önem taşır. Radyoloji uzmanının güncel görüntüleri önceki yıllardaki mamografilerle karşılaştırabilmesi, meme dokusunda zaman içinde ortaya çıkan değişikliklerin değerlendirilmesine yardımcı olabilir. Menopoz sonrası dönemde ortaya çıkan yeni bir meme kitlesi, meme başı veya cildinde değişiklik ya da olağan dışı meme başı akıntısı “yaşa bağlı normal bir değişiklik” olarak değerlendirilmemeli; tarama zamanı beklenmeden hekime başvurulmalıdır.

60 yaş ve sonrası: “bu yaştan sonra gerek yok” demeyin

Meme kanseri taraması yalnızca genç ve orta yaşlı kadınları ilgilendiren bir konu değildir. Yaş ilerledikçe meme kanseri riski devam etmektedir. Bu nedenle sağlıklı olan ve yaşam beklentisi uygun olan kadınlarda mamografi taramalarının sürdürülmesi önem taşır. İleri yaşlarda taramanın devam edip etmeyeceğine yalnızca takvim yaşı üzerinden karar verilmemelidir. Kadının genel sağlık durumu, eşlik eden hastalıkları, önceki meme bulguları ve bireysel riskleri birlikte değerlendirilmelidir.

Her yaşta geçerli kural: Bir değişiklik varsa 40 yaşını bekleme

Tarama programları şikayeti olmayan kadınlar için oluşturulur. Memede veya koltuk altında yeni bir kitle, meme başında ya da ciltte çekinti, şekil değişikliği veya özellikle kanlı akıntı varsa “mamografi yaşım gelmedi” düşüncesiyle beklenmemelidir. Meme sağlığında takip yaşa ve kişisel riske göre planlanmalıdır. 20’li yaşlarda riskin bilinmesi, 30’lu yaşlarda aile öyküsünün değerlendirilmesi, 40’lı yaşlardan itibaren ise düzenli taramaların programa alınması önemlidir. Ailesel veya genetik riski yüksek kadınlarda bu takvim daha erken başlayabilir.

Meme sağlığı planı kişiye özel 20 yaşında başlıyor, 40’ta değişiyor

Meme sağlığında takip programını belirleyen en önemli unsurlardan biri kişisel risk düzeyidir. Ailede özellikle genç yaşta meme veya yumurtalık kanseri görülmesi, BRCA1/BRCA2 gibi genetik değişikliklerin bulunması ya da genç yaşta göğüs bölgesine radyoterapi uygulanmış olması standart tarama programını değiştirebilir. Yüksek riskli kadınlarda mamografi 40 yaşından önce başlayabilir ve meme MR’ı takip programına eklenebilir. Bu nedenle özellikle aile öyküsü bulunan kadınlarda öncelikle bireysel risk değerlendirilmeli, taramanın başlangıç yaşı ve yöntemi buna göre belirlenmelidir.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meme Sağlığı Takviminizi Yaşınıza Göre Planlayın! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 09:23:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026132020_0c76000a15832a827c7ade7a47d2c57e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026132020_0c76000a15832a827c7ade7a47d2c57e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026132020_0c76000a15832a827c7ade7a47d2c57e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Konak'ta Meme Kanseri Farkındalık Seminerleri başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-konakta-meme-kanseri-farkindalik-seminerleri-basladi-140780.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-konakta-meme-kanseri-farkindalik-seminerleri-basladi-140780.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Konak Belediyesi ve Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi’nin birlikte düzenlediği Meme Kanseri Farkındalık Seminerleri ile Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda Konaklı kadınlar bilinç ve farkındalık kazanıyor.

Konak Belediyesi, Meme Kanseri Farkındalık Ayı kapsamında Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi iş birliğiyle farkındalık seminerleri başlattı. Kadınların yoğun olarak kullandığı belediyeye bağlı semt merkezlerinde hayata geçirilen Meme Kanseri Farkındalık Seminerleri, ilk günden büyük ilgi gördü. Ballıkuyu Semt Merkezi’yle başlayan seminer serisinde, alanında uzman isimler kadınlarla bir araya gelerek meme kanserine karşı farkındalık ve bilinç kazanmalarını sağlıyor. Meme kanseri ve korunma yolları, muayene ve erken teşhisin önemi,  nelere dikkat edilmesi gerektiği gibi konuların yer aldığı seminerlerin bitiminde kadınlar hep birlikte Nefes Terapisti Nazlı Baç eşliğinde nefes terapisine katılıyor. Prof. Dr. Tülay Canda, Prof. Dr. Ayfer Haydaroğlu, Dr. Zeynep Aslan, Dr. Melek Karademir ve Uzm. Dr. Cüneyt Tuğrul’un Konak Kent Konseyi Kadın Meclisi Sağlık Grubu adına konuşmacı olarak katıldığı seminerlerde kadınlar, hayati önem taşıyan bilgileri birinci elden öğrenme şansı buluyor.

Seminerler devam ediyor

Prof. Dr. Tülay Canda ve Dr. Zeynep Aslan’ın konuşmacı olarak yer aldığı Ballıkuyu Semt Merkezi’ndeki seminerle başlayan eğitimler Mersinli Semt Merkezi ve Toros Sosyal Tesisleri’yle devam edecek. Semt Merkezlerindeki hizmetlerden yararlanan kadınlar ile bölge sakinlerine özel düzenlenen seminerlerin Mersinli Semt Merkezi ve Toros Sosyal Tesisleri’ndeki  programı şöyle olacak:

Mersinli Semt Merkezi  

Tarih: 13.10.2026

Saat: 11.00/13.00

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Tülay Canda

Prof. Dr. Ayfer Haydaroğlu

Dr. Melek Karademir

Nazlı Baç (Nefes Terapisti)

Toros Sosyal Tesisleri

Tarih: 20.10.2026

Saat: 14.00/16.00

Konuşmacılar:

Prof. Dr. Tülay Canda

Uzm. Dr. Cüneyt Tuğrul

Nazlı Baç (Nefes Terapisti)

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Konak'ta Meme Kanseri Farkındalık Seminerleri başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 08:31:59 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026121632_ee53566af15d057cee500e2ffe9f4179.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026121632_ee53566af15d057cee500e2ffe9f4179.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026121632_ee53566af15d057cee500e2ffe9f4179.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Efes Selçuklu Kadınlara Sağlık Eğitimi: Sağlık Farkındalıkla Başlar]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-efes-selcuklu-kadinlara-saglik-egitimi-saglik-farkindalikla-baslar-140766.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-efes-selcuklu-kadinlara-saglik-egitimi-saglik-farkindalikla-baslar-140766.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    İzmir Büyükşehir Belediyesi Sağlık İşler Dairesi Başkanlığı tarafından “Meme Kanseri Farkındalık Eğitimleri” kapsamında Efes Selçuk Belediyesi Kadın Dayanışma Merkezi ve Eşitlik Birimi’nde kadınlara yönelik eğitim düzenlendi.

Eğitime, Efes Selçuk Belediye Başkan yardımcısı Bilgi Keskin, belediye emekçisi kadınlar ve Efes Selçuklu kadınlar katılım gösterdi.

“Erken farkındalık, erken tanı hayat kurtarır” sloganıyla düzenlenen eğitimde meme kanseri, kimyasalların kanser üzerindeki etkileri, meme kanseri, nefes ve beden egzersizleri başlıkları altında katılımcı kadınlara bilgi verildi.

KİMYASAL MADDELERİN ETKİLERİNİ AZALTMAK MÜMKÜN

 Meme kanseri ile ilgili farkındalık oluşturmak amacıyla düzenlenen eğitimde ilk olarak Endüstri Mühendisi Kemal Özöner kimyasalların meme kanseri üzerindeki etkileri hakkında bilgi verdi. Kimyasal maddelerin günlük hayatta kullanılan mutfak araç gereçleri, gıda maddeleri, temizlik ve kozmetik ürünlerde yer alması sebebiyle kanser açısından risk oluşturduğunu belirtti. Kimyasalların etkilerini azaltmanın mümkün olduğuna değinen Kemal Özöner, mevsim dışı gıdalardan kaçınma, meyvelerin mutlaka kabuklarının soyulması, beyaz sirke, karbonat, çamaşır sodası, Arap sabunu gibi maddelerin temizlikte kullanılması, pestisit kalıntılarından kurtulmak için karbonatlı suda bekletilmesi, plastik ile sıcak temasının önüne geçilmesi gibi adımlarla kimyasal maddelerin etkilerinin azaltılabileceğini belirtti.

MEME KANSERİNDE ERKEN TANI ÖNEMLİ

Hemşire Gülseren Şentürk, meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çekerek, kadınların düzenli kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini belirtti.

Meme kanserinin sık görülen bir kanser türü olduğunu ve 30 yaş altı kadınlarda da tespit edilebildiğine dikkat çeken Hemşire Gülseren Şentürk, Ailede meme kanseri öyküsü olması, erken ya da geç menopoza girilmesi, geç yaşta doğum yapılması ya da hiç doğum yapılmaması, obezite, fiziksel aktivite eksikliği, düzensiz beslenme ve sigara risk faktörleri arasında yer aldığını belirtti.

Meme kanserinin, memenin süt bezleri ve kanallarını oluşturan hücrelerin kontrolsüz çoğalmasıyla ortaya çıktığını ifade eden Şentürk; memede veya koltuk altında ele gelen kitle, meme başında akıntı, meme başında içe doğru çekilme, şekil değişikliği, ciltte kızarıklık, ödem ya da iyileşmeyen yara gibi belirtilerde zaman kaybetmeden hekime başvurulması gerektiğini söyledi.

Şentürk, kadınların düzenli olarak kendi kendine meme muayenesi yapmasının yanı sıra yaş ve risk durumlarına uygun meme kanseri taramalarını da yaptırmasının önemini vurguladı. Gülseren Şentürk katılımcı kadınlara meme muayenesinin nasıl yapılması gerektiği hakkında da bilgi verdi. 

STRES VE KAYGI HASTALIK GETİRİYOR

Sosyolog Raşide Başak, meme kanseri farkındalığı çerçevesinde stres ve kaygıya değinerek; “Stres ve kaygımızı yönetmek zorundayız. Stres ve kaygı hissettiğimiz anlarda, dikkatimizi nefesimize yöneltmek günlük hayatta uygulayabileceğimiz en basit teknikler arasında yer alıyor. Yaşadığımız stres ve kaygıyı bir döngü olarak yönettiğimizde üstesinden gelmemiz mümkün. Bir döngü olarak yönetmediğimizde ise bu duygular bize hastalık olarak geri dönüyor. Bunlar basit alışkanlıklar gibi görünüyor ama günlük hayatta sürekli olarak denediğimiz takdirde kazanım sağlamamız mümkün. Gerektiği durumlarda da bir uzmandan destek almalıyız” dedi.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Efes Selçuklu Kadınlara Sağlık Eğitimi: Sağlık Farkındalıkla Başlar - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 08 Oct 2026 08:26:52 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026112511_2e7ecb92d4548b50630ac67835502e4e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026112511_2e7ecb92d4548b50630ac67835502e4e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/08102026112511_2e7ecb92d4548b50630ac67835502e4e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meme Kanseri Görülme Sıklığı Her Yıl Erkeklerde de Artıyor!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-meme-kanseri-gorulme-sikligi-her-yil-erkeklerde-de-artiyor-140679.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-meme-kanseri-gorulme-sikligi-her-yil-erkeklerde-de-artiyor-140679.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Ekim ayı boyunca pembe kurdeleler, kadınlara yönelik tarama çağrıları ve “erken teşhis hayat kurtarır” mesajları hakim oluyor. Ancak bu hatırlatmalar  içinde neredeyse hiç duyulmayan bir gerçek yer alıyor. Meme kanseri yalnızca kadınların hastalığı olarak bilinse de erkeklerde de görülebiliyor ve farkındalık eksikliği yüzünden çoğu zaman ileri evrede yakalanıyor. Türkiye’de ulusal kayıtlar sınırlı olsa da uzmanlar yıllık 200-250 yeni erkek vakası olduğunu belirtiyor; bazı merkez verileri daha yüksek rakamlara işaret ediyor. Son 25 yılda erkeklerde meme kanseri görülme sıklığının yüzde 26 arttığı bildiriliyor. Memorial Antalya Hastanesi Genel Cerrahi Bölümü’nden Prof. Dr. Alihan Gürkan erkeklerde görülen meme kanseri ve cerrahisi hakkında bilgi verdi. 

Erkeklerde meme kanseri de gündeme getirilmeli

Dünya genelinde tüm meme kanseri vakalarının yaklaşık yüzde 1’i erkeklerde ortaya çıkmaktadır. Amerikan Kanser Derneği’nin 2026 tahminlerine göre ABD’de bu yıl yaklaşık 2.670 erkeğe invaziv meme kanseri tanısı konulması ve 530 erkeğin bu hastalıktan hayatını kaybetmesi beklenmektedir. Meme Kanseri Farkındalık Ayı’nda yalnızca tarama oranlarını artırmak yetmez. Hastalığın herkes için geçerli olduğunu, erkeklerin de risk altında olduğunu ve erken teşhisin onlar için de hayat kurtardığını hatırlatmak gerekmektedir.

Ailesinde meme kanseri olan “herkesin” dikkatli olması gerekiyor

Erkeklerde meme dokusu az olduğu için kitleler daha kolay hissedilebilir. Buna rağmen birçok erkek “meme kanseri erkeklerde olmaz” yanılgısıyla sert kitle, meme başında içe çekilme, akıntı, cilt değişikliği gibi şikayetleri önemsememekte veya utanç nedeniyle doktora gitmeyi ertelemektedir. BRCA mutasyonu taşıyan erkeklerde risk 100 kata kadar çıkabilir; aile öyküsü olanlar özellikle dikkatli olmalıdır. Özellikle ailesinde erkek meme kanseri öyküsü olan kadınların çok daha dikkatli olması gerekmektedir.

Tanı için geç kalınıyor…

Erkek hastalarda tanı genellikle daha geç evrede konmaktadır. Bu da sağ kalım oranlarını olumsuz etkilemektedir. Erken evre tümörlerde 5 yıllık sağkalım yüksek olsa da bölgesel ve metastatik olanlarda çok düşmektedir. Türk Onkoloji Grubu’nun bir çalışmasında ileri evre erkek meme kanseri oranının %30 civarında olduğu saptanmıştır.

İleri evre meme kanserine yakalanmamak için bunlara dikkat edin;


	Erkekler de memede veya koltuk altında yeni kitle, şekil değişikliği, meme başı akıntısı veya cilt değişikliklerini önemsemeli ve hekime başvurmalıdır.
	Özellikle birinci derece akrabalarda meme veya yumurtalık kanseri öyküsü olan erkekler genetik danışmanlık ve risk değerlendirmesi için yönlendirilmelidir.
	Sağlık profesyonelleri ve kamuoyu, meme kanseri farkındalık çalışmalarında erkekleri de kapsayan mesajlar üretmelidir. “Pembe” yalnızca kadınlara ait bir renk olmamalıdır.


Belirtileri ihmal etmeyin!

Erkeklerde meme kanseri tanısı genellikle fizik muayene ile başlar. Çoğunlukla meme başı altında ağrısız sert kitle, meme başında içe çekilme, akıntı veya cilt değişikliği gibi belirtiler değerlendirilir. Şüphe halinde ultrason ve/veya mamografi yapılır; kesin tanı için ultrason veya mamografi eşliğinde ince iğne veya kor biyopsi ile doku örneği alınır. Biyopsi sonucuyla tümör tipi, hormon reseptör durumu ve HER2 durumu belirlenir; gerekirse lenf nodu değerlendirmesi, ileri görüntüleme ve genetik testler eklenir.

Kadınlara yapılan cerrahiden farkı yok

Cerrahi gerektiğinde yaklaşım kadınlardakiyle benzerdir, ancak erkeklerde meme dokusu sınırlı olduğu ve tümörler sıklıkla meme başına yakın yerleştiği için en sık uygulanan yöntem memenin çıkarılmasıdır. Bu cerrahide meme dokusu, meme başı ve çevresiyle birlikte çıkarılır. Koltuk altı lenf bezlerinin durumunu değerlendirmek için örnekleme yapılır; tutulum varsa koltuk altı temizlenir. Uygun seçilmiş erken evre vakalarda, tümör boyutu ve yerleşimi uygunsa, meme koruyucu cerrahi de mümkün olup sonrasında radyoterapi önerilir. Ameliyat sonrası evreye ve tümör özelliklerine göre hormon tedavisi, kemoterapi veya radyoterapi planlanır.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meme Kanseri Görülme Sıklığı Her Yıl Erkeklerde de Artıyor! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 07:59:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026114121_a9f1f70e8f553a9f82d2efee75a7d1fc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026114121_a9f1f70e8f553a9f82d2efee75a7d1fc.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026114121_a9f1f70e8f553a9f82d2efee75a7d1fc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türk beyin cerrahlarından uluslararası başarı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-turk-beyin-cerrahlarindan-uluslararasi-basari-140654.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-turk-beyin-cerrahlarindan-uluslararasi-basari-140654.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Acıbadem Altunizade Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı, Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. M. Necmettin Pamir, Dünya Beyin Cerrahisi Akademisi (World Academy of Neurological Surgery – WANS) tarafından verilen “Golden Neuron Award”a (Altın Nöron Ödülü) layık görüldü. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Koray Özduman ise Dünya Beyin Cerrahisi Akademisi Genel Sekreterliği görevine seçildi.

Türk beyin cerrahisi, uluslararası alanda iki önemli başarıya imza attı. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beyin Cerrahisi Bölüm Başkanı Prof. Dr. M. Necmettin Pamir, Dünya Beyin Cerrahisi Akademisi tarafından Golden Neuron Award (Altın Nöron Ödülü) ile ödüllendirildi.

Beyin cerrahisi alanında uluslararası düzeyde önemli bir bilimsel platform olan Dünya Beyin Cerrahisi Akademisi tarafından iki yılda bir verilen bu ödül, alanında öne çıkan ve beyin cerrahisinin gelişimine önemli katkılar sağlayan bilim insanlarına takdim ediliyor. 

“Bilime ve insanlığa katkı yapmaktan gurur duyuyoruz”

Dünya Beyin Cerrahisi Akademisi tarafından ödül verilen Prof. Dr. Necmettin Pamir şunları söyledi:  “Bir hekim ve bir bilim insanı olarak evrensel bilime ve insanlığa katkı yapmaktan gurur duyuyoruz. Bu ödül, Türk beyin cerrahisinin uluslararası alandaki başarısının da onaylanmasıdır. Bu yönüyle ülkemiz adına mutluluk duyduğumu da belirtmek isterim.” 

Dünya beyin cerrahisinin önemli isimleri bu ödülü aldı

Prof. Dr. M. Necmettin Pamir, “Golden Neuron Award”ın sahibi olan ikinci Türk beyin cerrahı oldu. 2007 yılında verilen ilk ödülün sahibi ise modern beyin cerrahisinin öncü isimlerinden Prof. Dr. M. Gazi Yaşargil olmuştu.

Prof. Dr. Gazi Yaşargil ve Prof. Dr. Necmettin Pamir’e verilen “Golden Neuron Award”ın diğer sahipleri ise ABD, Kanada, Almanya, Japonya’dan beyin cerrahisi alanında önde gelen bilim insanları oldu. 

Prof. Dr. Koray Özduman’a uluslararası görev

Türk beyin cerrahisi adına bir diğer önemli gelişme de Dünya Beyin Cerrahisi Akademisi’nin yönetiminde gerçekleşti. Acıbadem Altunizade Hastanesi Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Koray Özduman, Dünya Beyin Cerrahisi Akademisi Genel Sekreteri seçildi.

Prof. Dr. Özduman’ın bu göreve seçilmesiyle Türkiye’den bir bilim insanı, dünya beyin cerrahisinin seçkin isimlerini bir araya getiren Akademi’nin yönetiminde önemli bir sorumluluk üstlenmiş oldu.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türk beyin cerrahlarından uluslararası başarı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 07:48:36 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026105151_60a420eb205d6929e746271eff93851c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026105151_60a420eb205d6929e746271eff93851c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026105151_60a420eb205d6929e746271eff93851c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü uyardı: Küflü salçayı tüketmeyin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-gida-ve-kontrol-genel-mudurlugu-uyardi-kuflu-salcayi-tuketmeyin-140665.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-gida-ve-kontrol-genel-mudurlugu-uyardi-kuflu-salcayi-tuketmeyin-140665.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, salçanın üzerindeki küflü kısmın alınmasının ürünü güvenli hâle getirmediği uyarısında bulundu. Yetkililer, küflenmiş salçanın tüketilmemesi gerektiğini bildirdi.ANKARA (İGFA) - Tarım ve Orman Bakanlığı Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, salçada küflenmeye karşı tüketicileri uyardı.

Genel Müdürlüğün sosyal medya hesabından yapılan paylaşımda, salçanın üzerinde görülen küfün yalnızca yüzeyle sınırlı olmayabileceği belirtildi. Küf mantarlarının mikroskobik yapılarının salçanın iç kısımlarına ilerleyebileceği, bazı küf türlerinin ise mikotoksin adı verilen sağlığa zararlı maddeler üretebildiği ifade edildi.

“KÜFLÜ KISMINI ALMAK YETERLİ DEĞİL”

Açıklamada, salçanın üzerindeki küflü bölümün alınmasının kalan kısmı güvenilir hâle getirmediği vurgulandı. Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü, küflenmiş salçanın tüketilmemesi gerektiğini belirterek, tüketicilere ürünü tamamen atma çağrısında bulundu.

KÜFLENMEYİ ÖNLEMEK İÇİN NE YAPILMALI?

Yetkililer, küflenmiş gıdalarda yalnızca gözle görülen bölgenin değil, görünmeyen kısımların da risk taşıyabileceğine dikkat çekti. 

Salçanın küflenme riskini azaltmak için saklama koşullarına dikkat edilmesi gerektiğinin altı çizilen açıklamada şu önerilere yer verildi:


 Salçayı alırken ve kullanırken temiz ve kuru kaşık kullanılmalı.
 Kavanozun kapağı kullanım sonrasında sıkıca kapatılmalı.
 Ürünün etiketinde belirtilen saklama koşullarına uyulmalı.
 Açıldıktan sonra belirtilen kullanım talimatları dikkate alınmalı.


???? Salçanın üzerindeki küfü almak yeterli mi? Küf yalnızca gördüğümüz yüzeyden ibaret olmayabilir. Küf mantarlarının mikroskobik yapıları salçanın iç kısımlarına ilerleyebilir. Bazı küf türleri ise mikotoksin adı verilen sağlığa zararlı maddeler üretebilir. ⚠️ Küflü kısmın alınması, salçanın kalanını güvenilir hâle getirmez. Küflenmiş salçayı tüketmeyelim. ???? Küflenme riskini azaltmak için temiz ve kuru kaşık kullanalım, kapağı sıkıca kapatalım; etiketteki saklama koşullarına ve açıldıktan sonraki kullanım talimatına uyalım. @TCTarim @ibrahimyumakli&mdash; Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü (@GidaveKontrolGM) October 7, 2026 


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Gıda ve Kontrol Genel Müdürlüğü uyardı: Küflü salçayı tüketmeyin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 07 Oct 2026 07:47:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026110729_16023660f385815501cb44cb5b45c4d2.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026110729_16023660f385815501cb44cb5b45c4d2.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026110729_16023660f385815501cb44cb5b45c4d2.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Samsatlı Lukianos mu, Lukiano mu? Prof. Dr. Dalyan’dan dikkat çeken sorular ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-samsatli-lukianos-mu-lukiano-mu-prof-dr-dalyandan-dikkat-ceken-sorular-140672.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-samsatli-lukianos-mu-lukiano-mu-prof-dr-dalyandan-dikkat-ceken-sorular-140672.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Adıyaman Üniversitesi Öğretim Görevlisi Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, Samsat'ta düzenlenmesi planlanan "Samsatlı Lukiano Felsefe Günleri" etkinliğinin adı ve etkinliğe ilişkin görsellerde kullanılan "Lukiano" ifadesi üzerine bilimsel ve filolojik sorular gündeme getirdi. Dalyan, Antik Çağ'ın önemli hiciv, edebiyat ve retorik ustalarından Samsatlı Lukianos'un Türkçedeki yerleşik kullanımının "Lukianos" olduğunu belirterek, "Lukiano" biçiminin hangi filolojik, etimolojik veya çevriyazısal temele dayandığının açıklanması gerektiğini savundu.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Prof. Dr. Dalyan, kamuoyuna yönelik açıklamasında öncelikle söz konusu değerlendirmeyi herhangi bir polemik amacı taşımadan, "ilmi bir merak, konunun doğrusunu anlama arzusu ve memleketimizin kültürel mirasına duyulan derin saygı" çerçevesinde yaptığını belirtti. Dalyan, amacının emeği gölgelemek değil, Samsat'ın kültürel mirasına ilişkin gerçekleştirilen çalışmaya akademik bir katkı sunmak olduğunu ifade etti.

"SAMSATLI LUKİANOS" ADLANDIRMASINA VURGU

Dalyan, Antik Çağ'ın önemli hiciv, edebiyat ve retorik ustalarından biri olan Lukianos'un Samsat'ta doğduğuna dikkat çekerek, düşünürün adının dünya dillerinde ve farklı çevriyazı geleneklerinde çeşitli biçimlerde kullanıldığını belirtti.

Türkçede ise Cumhuriyet'in ilk klasik çevirilerinden Hasan Âli Yücel Klasikler dizisine, günümüz akademik literatüründen kütüphane kataloglarına kadar uzanan gelenekte "Lukianos" biçiminin yerleşik olduğunu savunan Dalyan, Samsat Kaymakamlığı'nın resmî yayınlarında da düşünürün "Samsatlı Lukianos" adıyla tanıtıldığını ifade etti.

Dalyan'a göre yazarın doğduğu antik Samosata kentinin bugünkü adının Samsat olması nedeniyle Türkçede kullanılacak nitelemenin "Samsatlı" olması dilin yapısına daha uygun.

Dalyan açıklamasında adlandırmaları şöyle sıraladı:

Türkçedeki yerleşik biçim: Samsatlı Lukianos

Eski Yunancaya yakın çevriyazı: Samsatlı Loukianos

Eski Yunanca özgün yazım: Λουκιανὸς ὁ Σαμοσατεύς (Loukianos ho Samosateus)

Latince: Lucianus Samosatensis

İngilizce: Lucian of Samosata

İtalyanca: Luciano di Samosata

İspanyolca: Luciano de Samosata

Dalyan, özellikle İtalyanca ve İspanyolcadaki "Luciano" biçimlerinden hareketle Türkçede "Lukiano" kullanımına geçilmesinin ayrıca açıklanması gerektiğini belirtti.



"LUKİANO" BİÇİMİ NEDEN FİLOLOJİK AÇIDAN SORUNLU?

Prof. Dr. Dalyan, 6 Ekim 2026 tarihinde kamuoyuna yansıyan haberlerde "Samsatlı Lukiano Felsefe Günleri" ve "Samsatlı Lukiano Felsefe Platformu" ifadelerinin kullanılmasına dikkat çekti.

Bir felsefe ve kültür etkinliğinin düzenlenmesini olumlu bulduğunu ifade eden Dalyan, buna karşın "Lukiano" kullanımının filolojik, etimolojik ve çevriyazısal açıdan soru işaretleri taşıdığını ileri sürdü.

Dalyan'ın değerlendirmesine göre Eski Yunanca Λουκιανός adının kurallı Latin çevriyazısı Loukianos, Türkçedeki yerleşik aktarımı ise Lukianos şeklinde. Dalyan, kelimenin sonundaki "-s" unsurunun çıkarılarak "Lukiano" biçimine dönüştürülmesinin Yunancanın gramer yapısı bakımından açıklanmaya muhtaç olduğunu belirtti.

Dalyan ayrıca "Lukiano" kullanımının Türkçedeki yaklaşık bir asırlık akademik ve edebî terminolojiyle de uyuşmadığını savundu.

İtalyanca ve İspanyolcadaki "Luciano" biçimlerinin ise kendi dillerinin tarihsel ve dilbilimsel gelişimi içerisinde değerlendirilmesi gerektiğini belirten Dalyan, bu biçimlerin Türkçeye doğrudan "Lukiano" olarak aktarılmasını sağlayan belirli bir filolojik veya transkripsiyon kuralının gösterilmesi gerektiğini ifade etti.

"BU BİÇİMİ DESTEKLEYEN BİBLİYOGRAFİK GELENEK VAR MI?"

Dalyan, açıklamasında meselenin yalnızca bir yazım tercihinden ibaret olmadığını, bibliyografik açıdan da incelenmesi gerektiğini belirtti.

Google, Google Books, Internet Archive, elektronik kitap kaynakları ve uluslararası kütüphane kataloglarında yaptığını belirttiği taramalara atıfta bulunan Dalyan, 6 Ekim 2026 tarihli etkinlik haberleri dışında Türkçede "Samsatlı Lukiano" adlandırmasının daha önce yerleşik biçimde kullanıldığını gösteren bağımsız akademik veya edebî kayda rastlamadığını ifade etti.

Dalyan, dijital ortamda bir kayda rastlanmamasının geçmişte bu kullanımın hiçbir şekilde yapılmadığını kesin olarak kanıtlamayacağını da belirterek, mevcut verilerin "Lukiano" biçiminin belirgin bir tarihsel-akademik köke sahip olduğunu göstermediğini savundu.

Bu çerçevede Dalyan, "Lukiano" kullanımını, farklı dillerin unsurlarının bir araya gelmesiyle ortaya çıkan ve hangi dilbilimsel ilkeye dayandığının açıklanması gereken bir biçim olarak değerlendirdi.



MUSTAFA ÇEVİK'İN ÖNCEKİ ÇALIŞMALARI NEDEN SORU KONUSU OLDU?

Dalyan'ın açıklamasında dikkat çektiği bir başka konu ise etkinliğin düzenleyicileri arasında bulunan ve platform başkanı olarak tanıtılan Prof. Dr. Mustafa Çevik'in önceki çalışmalarında kullandığı adlandırmalar oldu.

Dalyan, bibliyografik kayıtlara göre Prof. Dr. Çevik'in 2008 yılında Adıyaman'da gerçekleştirilen Uluslararası Samsatlı Lukianus Sempozyumunda "Samsatlı Lukianus" adlandırmasını kullandığını ve yayımlanan sempozyum bildiri kitabının editörlüğünü bu isimle üstlendiğini belirtti.

Dalyan ayrıca Çevik'in "İlk Tarih Felsefecisi Samsatlı Lucianus'un (Lukianus) Tarih Felsefesi: Tarihçilikte Ahlaka İlk Çağrı" başlıklı çalışmasında da "Lucianus" ve "Lukianus" biçimlerinin kullanıldığını ifade etti.

Bu nedenle Dalyan, aynı araştırmacının önceki çalışmalarında kullandığı biçimlerden 2026 yılındaki etkinlikte "Lukiano" kullanımına geçmesinin bilimsel açıdan açıklanması gereken bir değişiklik olduğunu belirtti.

Dalyan bu kapsamda şu soruları gündeme getirdi:

"Ne oldu ne değişti de önceki çalışmalarda kullanılan Lucianus / Lukianus biçimlerinden vazgeçilerek bu yeni biçim tercih edildi?"

"Sayın Çevik, geçmişte benimsediği adlandırmaları artık yetersiz ya da hatalı mı bulmaktadır? Şayet böyle bir paradigma değişikliği varsa, bunun dayandığı filolojik ve etimolojik kanıtlar nelerdir?"

"Etkinlik haberlerinde hocamızın 'Samsatlı Lukiano Felsefe Platformu Başkanı' olarak tanıtılması ve sunumunda bu başlığı kullanması, durumun basit bir muhabir ya da dizgi hatası olmadığını düşündürmektedir. Peki, bu tercih bizzat hocamızın kendi bilimsel kararı mıdır, organizasyon kurulunun ortak bir tercihi midir, yoksa tanıtım metinleri hazırlanırken mi kurumsallaşmıştır?"

Dalyan, bu soruların herhangi bir itham amacı taşımadığını, farklı dönemlerde aynı araştırmacı tarafından kullanılan terminolojiler arasındaki farklılığın akademik açıdan açıklığa kavuşturulmasını istediğini belirtti.

"SAMSAT BELEDİYESİ'NİN DESTEĞİ SON DERECE KIYMETLİ"

Prof. Dr. Dalyan, açıklamasında Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat'ın etkinliğe verdiği desteğin ayrıca değerlendirilmesi gerektiğini belirtti.

Samsat'ın tarihî ve kültürel mirasının tanıtılmasına yönelik böyle bir etkinliğin düzenlenmesini kıymetli bulduğunu ifade eden Dalyan, Belediye Başkanı Halil Fırat'ın klasik dillerin çevriyazı kuralları gibi akademik ayrıntılardan sorumlu tutulamayacağını belirterek, belediyenin katkısını olumlu değerlendirdi.

Dalyan, farklı şehirlerden ve ülkelerden etkinliğe katılması beklenen bilim insanlarının da kullanılan adlandırmadan önceden haberdar olup olmadıklarının veya bu tercihi onaylayıp onaylamadıklarının açık olmadığını ifade etti.

"GÜZEL BİR ADIM İSİM TERCİHİ NEDENİYLE GÖLGELENMESİN"

Dalyan, açıklamasının temel kaygısını ise Samsat'ın kültürel mirasına yönelik etkinliğin terminolojik bir tartışmanın gölgesinde kalmaması olarak açıkladı.

"Samsat için atılmış böylesine güzel, iyi niyetli ve heyecan verici bir adım; sırf bilimsel temelden yoksun bir isim tercihi yüzünden gölgelenmesin, tartışmaya açılmasın ve sekteye uğramasın" diyen Dalyan, etkinliğin akademik niteliğinin korunması gerektiğini ifade etti.



ORGANİZASYON KURULUNA ALTI SORU

Dalyan, sempozyumun kurumsal ve akademik saygınlığı bakımından organizasyon kurulunun yanıtlamasının yerinde olacağını düşündüğü altı soru yöneltti.

Dilsel dayanak: "Lukiano" biçimi hangi klasik dil kuralına, filolojik kaynağa veya çevriyazı sistemine dayanmaktadır?

Geçmişle tutarsızlık: Başta Prof. Dr. Mustafa Çevik'in 2008 yılındaki uluslararası sempozyumu olmak üzere, önceki literatürde kullanılan "Lucianus / Lukianus" adlandırmalarından hangi akademik gerekçeyle vazgeçilmiştir?

Uzman görüşü: Bu adlandırma belirlenirken bir klasik filologdan, Eski Çağ tarihçisinden veya Eski Yunanca uzmanından görüş alınmış mıdır?

Katılımcıların durumu: Etkinliğe katılacak bilim insanları program taslağındaki bu kullanım hakkında önceden bilgilendirilmiş midir, yoksa başlıklar komite tarafından sonradan mı standartlaştırılmıştır?

İddia ve kapsam: Bu tercih yalnızca bu etkinliğe özgü bir tasarım mıdır, yoksa Türkçeye yeni bir adlandırma kazandırma iddiası mı taşımaktadır?

Bibliyografik dayanak: Akademik ve bibliyografik kaynaklarda yaygın karşılığı bulunmadığı ileri sürülen "Lukiano" biçiminin tercih edilmesindeki bilimsel gerekçe nedir?

"ADI YA ÖZGÜN DİLDE YA DA YERLEŞİK BİÇİMDE KULLANILMALI"

Dalyan, tarihsel bir şahsiyet adına bilimsel toplantı düzenlenirken şahsın adının ya özgün dilindeki kurallı çevriyazıyla ya da etkinliğin yapıldığı dilde yerleşmiş biçimiyle kullanılmasının bilimsel açıdan daha doğru olacağını savundu.

Buna göre Eski Yunanca Λουκιανός adının bilimsel transkripsiyonunun Loukianos, Türkçedeki yerleşik karşılığının ise Lukianos olduğunu belirten Dalyan, bu nedenle Türkçe gerçekleştirilen etkinliğin ve platformun adının "Samsatlı Lukianos Felsefe Günleri" ve "Samsatlı Lukianos Felsefe Platformu" şeklinde kullanılmasını önerdi.

Dalyan, özgün Yunanca fonetiğe özel vurgu yapılmak istenmesi halinde "Loukianos" biçiminin tercih edilebileceğini, ancak "Lukiano" kullanımının hangi kurala dayandığının açıklanması gerektiğini ifade etti.

Etkinlik henüz duyuru ve hazırlık aşamasındayken adlandırmanın basılı programlara, afişlere, bildiri özetlerine ve ileride yayımlanacak kitaplara geçmeden gözden geçirilmesinin daha sağlıklı olacağını belirten Dalyan, yapılacak bir düzeltmenin etkinliğin değerini düşürmeyeceğini, aksine bilimsel titizliğe verilen önemi göstereceğini savundu.



AKADEMİK METİNLERDE ÖNERİLEN KULLANIM

Dalyan, akademik bir metinde yazarın adının ilk geçtiği yerde şu biçimin kullanılmasını önerdi:

Samsatlı Lukianos

(Eski Yun. Loukianos ho Samosateus; Lat. Lucianus Samosatensis)

Mevcut bir etkinlik adının eleştirel bir yayın içerisinde değiştirilmeden aktarılması gerektiğinde ise, kullanılan biçimin bilimsel açıdan tartışmalı olduğuna işaret etmek amacıyla "Samsatlı Lukiano Felsefe Günleri" [sic] biçiminin kullanılabileceğini belirtti.

"İKNA EDİCİ BİR BİLİMSEL GEREKÇE SUNULURSA YENİDEN DEĞERLENDİRİRİZ"

Açıklamasının sonunda değerlendirmelerinin mevcut kaynaklar ve erişilebilen veriler ışığında kişisel bilimsel merakına ve değerlendirmesine dayandığını belirten Prof. Dr. Murat Gökhan Dalyan, organizasyon kurulu veya Prof. Dr. Mustafa Çevik tarafından "Lukiano" adlandırmasının filolojik ve bilimsel dayanağını ortaya koyan ikna edici bir gerekçe sunulması halinde meseleyi yeniden değerlendirmekten ve yeni bilgi edinmekten memnuniyet duyacağını ifade etti.

Dalyan, mevcut veriler ışığında ise Samsat Belediye Başkanı Halil Fırat'ın desteğiyle hayata geçirilen etkinliğin terminolojik bir tartışmayla yıpranmaması ve adlandırmanın gecikmeden "Samsatlı Lukianos" olarak tashih edilmesinin daha sağlıklı olacağını savundu.
Kaynak : PERRE  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Samsatlı Lukianos mu, Lukiano mu? Prof. Dr. Dalyan’dan dikkat çeken sorular  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 23:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026110802_268a0c48ab6eff85ce266577e64144f3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026110802_268a0c48ab6eff85ce266577e64144f3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/07102026110802_268a0c48ab6eff85ce266577e64144f3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[İzmit Belediyesi, öğrencilerle sağlıklı yaşam için yürüdü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-izmit-belediyesi-ogrencilerle-saglikli-yasam-icin-yurudu-140593.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-izmit-belediyesi-ogrencilerle-saglikli-yasam-icin-yurudu-140593.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmit Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü tarafından Dünya Yürüyüş Günü kapsamında düzenlenen Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü’nde öğrenciler ve vatandaşlar bir araya gelerek hareketli yaşamın önemine dikkat çekti.KOCAELİ (İGFA) - İzmit Belediyesi Gençlik ve Spor Hizmetleri Müdürlüğü, 7’den 70’e İzmitlileri sporla buluşturan etkinliklerini sürdürüyor. Dünya Yürüyüş Günü kapsamında düzenlenen Sağlıklı Yaşam Yürüyüşü’nde Ulubatlı Hasan Ortaokulu öğrencileri ve öğretmenleri ile vatandaşlar Seka Park’ta bir araya geldi. Yaklaşık 90 kişinin katıldığı etkinlik, ısınma hareketleriyle başladı. Ardından katılımcılar Seka Park içerisinde yürüyüş gerçekleştirerek açık havada spor yapmanın keyfini çıkardı.

Sağlıklı yaşam alışkanlıklarının desteklenmesi ve düzenli fiziksel aktivitenin önemine dikkat çekmek amacıyla gerçekleştirilen etkinlikte katılımcılar hem spor yaptı hem de keyifli vakit geçirdi. Yürüyüş sonrası katılımcılara İzmit Belediyesi Aşevi’nde hazırlanan sıcak çorba, limonata ve kek ikram edildi.




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[İzmit Belediyesi, öğrencilerle sağlıklı yaşam için yürüdü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 11:55:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026152006_3fd4f50c7cbab12deaa93d0261e88cfa.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026152006_3fd4f50c7cbab12deaa93d0261e88cfa.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026152006_3fd4f50c7cbab12deaa93d0261e88cfa.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dr. Dizdar: Zayıflama iğnelerini tavsiye etmiyorum]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-dr-dizdar-zayiflama-ignelerini-tavsiye-etmiyorum-140526.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-dr-dizdar-zayiflama-ignelerini-tavsiye-etmiyorum-140526.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Sağlık, beslenme ve yaşam üzerine dikkat çeken değerlendirmeleriyle tanınan Dr. Yavuz Dizdar, Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı’nda okurlarla buluştu. Kilo vermek amacıyla kullanılan zayıflama iğnelerine ilişkin değerlendirmelerde bulunan Dizdar, bu iğnelerin yalnızca kilo kaybına yol açmadığını, iştah ve ruh hali üzerinde de olumsuz etkiler oluşturabileceğini belirtti.

DİZDAR’DAN KİTAP FUARI’NDA SAĞLIK SÖYLEŞİSİ

Uluslararası 16. Kocaeli Kitap Fuarı, birbirinden değerli yazar, akademisyen ve uzmanların yanı sıra sağlık, gıda ve yaşam konularındaki çalışmalarıyla tanınan Dr. Yavuz Dizdar’ı da kitapseverlerle buluşturdu. Selim Sırrı Paşa Salonu’nda düzenlenen “Sağlık Olsun” başlıklı söyleşide Dr. Dizdar, sağlık ve beslenme üzerine değerlendirmelerini paylaştı. Yoğun ilgi gören söyleşide Dizdar, katılımcıların merak ettiği soruları da yanıtladı.

SAĞLIKLI YAŞAMIN İPUÇLARINI PAYLAŞTI
Dr. Dizdar, sağlıklı yaşam alışkanlıklarından doğru beslenmeye kadar pek çok konuya değindi. Güncel sağlık sorunları hakkında da önemli bilgiler aktaran Dizdar, özellikle son dönemde kullanımı yaygınlaşan zayıflama iğneleriyle ilgili değerlendirmelerde bulundu.

“ZAYIFLAMA İĞNELERİNE DİKKAT EDİN”

Zayıflama iğnelerinin kullanımını tavsiye etmediğini belirten Dr. Yavuz Dizdar, bu yöntemlerin kişilerin fiziksel görünümünde ve psikolojik durumunda değişikliklere yol açabileceğini ifade etti. Dizdar, “Zayıflama iğnelerini tavsiye etmiyorum. Yapan yapıyor ama siluetleri değişiyor. Hayalet gibi bakmaya başlıyorlar. Bırakırsanız yeniden kilo alıyorsunuz. Bu sebeple tavsiye etmiyorum” dedi.

“İŞTAHLARI YOK, MUTSUZLAR”

Zayıflama iğnesi kullanan kişilerin, iştah kaybına bağlı olarak psikolojik açıdan da olumsuz etkilenebileceğini belirten Dizdar, “Yemek yiyemiyorlar, iştahları yok. İştah olmayınca mutsuz oluyor, depresyona giriyorlar, yüzleri gülmüyor” ifadelerini kullandı.

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dr. Dizdar: Zayıflama iğnelerini tavsiye etmiyorum - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 09:53:04 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026131241_f771062fcf1711e4c2a1cc19d2d419e5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026131241_f771062fcf1711e4c2a1cc19d2d419e5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026131241_f771062fcf1711e4c2a1cc19d2d419e5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi'nde Tıbbi Onkoloji Birimi Hizmete Başladı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-memorial-bodrum-hastanesinde-tibbi-onkoloji-birimi-hizmete-basladi-140517.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-memorial-bodrum-hastanesinde-tibbi-onkoloji-birimi-hizmete-basladi-140517.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Bodrum ve çevresindeki hastaların kanser tanı ve tedavi süreçlerinde önemli bir ihtiyaca yanıt vermesi hedeflenen Memorial Bodrum Hastanesi Tıbbi Onkoloji Birimi hizmete başladı. Birimde hastaların tedavi süreçleri uzman hekim değerlendirmesiyle ele alınırken, güncel bilimsel gelişmeler doğrultusunda uygun tedavi seçenekleri değerlendiriliyor.

Kanser tedavisinde son yıllarda yaşanan bilimsel gelişmeler, hastalığın yalnızca türü ve evresinin değil, tümörün genetik ve moleküler özelliklerinin de tedavi kararlarında dikkate alınması gerekiyor. İmmünoterapi, hedefe yönelik tedaviler, antikor-ilaç konjugatları ve yeni nesil tedavi yaklaşımları, uygun hastalarda tedavi seçenekleri bulunuyor. Memorial Bodrum Hastanesi Tıbbi Onkoloji Uzmanı Prof. Dr. Nuri Faruk Aykan, Bodrum’da Tıbbi Onkoloji biriminin hizmete başlaması ve kanser tedavisindeki yeni nesil yaklaşımlar hakkında bilgi verdi.

Bodrum’da kanser tedavisinde güncel yaklaşımlar değerlendiriliyor

Kanser tedavisinde cerrahi, kemoterapi ve radyoterapi uzun yıllardır temel tedavi yöntemleri arasında yer almaktadır. Bununla birlikte tümörlerin biyolojik, genetik ve moleküler özelliklerinin daha ayrıntılı incelenebilmesi, uygun hastalarda daha hedefli tedavilerin uygulanmasına olanak sağlamaktadır. Tıbbi Onkoloji biriminde hastaların kanser türü ve evresinin yanı sıra tümörün biyolojik ve moleküler özellikleri ile genel sağlık durumunun birlikte değerlendirilmesi önem taşımaktadır. Tedavi planının hastalığın özellikleri ve hastanın genel durumu dikkate alınarak oluşturulması, kanser tedavisinin önemli unsurlarından biri olarak öne çıkmaktadır.

İmmünoterapi bağışıklık sistemini kanserle mücadelede destekliyor

İmmünoterapilerin temel amacı, kanser hücrelerinin bağışıklık sistemi üzerindeki baskısını azaltarak vücudun kendi savunma mekanizmalarının tümör hücrelerine karşı daha etkin çalışmasını sağlamaktır. Bağışıklık sisteminde önemli rol oynayan T lenfositler kanser hücrelerine karşı savunmada görev alırken, kanser hücreleri bağışıklık sisteminden kaçmak için çeşitli mekanizmalar geliştirebilmektedir. İmmün kontrol noktası inhibitörleri olarak adlandırılan tedaviler, kanser hücrelerinin bağışıklık sisteminden kaçmasına yardımcı olan bu baskılayıcı mekanizmaları hedeflemektedir. MSI, PD-L1 ve TMB gibi biyobelirteçler ise bazı hastalarda immünoterapiden yararlanma olasılığının değerlendirilmesine yardımcı olmaktadır. 

Tümörün genetik yapısı tedavi seçiminde yol gösteriyor

Hedefe yönelik tedaviler, kanser tedavisindeki önemli gelişmeler arasında yer almaktadır. Tümör dokusunda bulunan belirli genetik ve moleküler değişikliklerin saptanması, uygun hastalarda bu özellikleri hedefleyen tedavilerin kullanılmasına olanak sağlamaktadır. HER2, EGFR, BRAF, KRAS/NRAS ve NTRK gibi moleküler değişiklikler bazı kanser türlerinde tedavi seçiminde önem taşımaktadır. Bu gelişmeler sayesinde uygun hastalarda özellikle bazı metastatik kanserlerin uzun süre kontrol altında tutulabilmesi mümkün olmaktadır. Bununla birlikte tedavi kararı yalnızca tümörün genetik özelliklerine göre verilmemektedir. Kanserin türü ve evresi, tümörün moleküler yapısı, hastanın genel sağlık durumu ve tedaviye verebileceği yanıt birlikte değerlendirilerek uygun tedavi seçeneği belirlenmektedir.

Kanser aşıları üzerindeki araştırmalar sürüyor

Kanser tedavisinin geleceğinde dikkat çeken araştırma alanlarından biri de mRNA kanser aşılarıdır. Bu yaklaşımlar, tümörün genetik özelliklerinden yararlanarak bağışıklık sisteminin kanser hücrelerini daha iyi tanımasını sağlamayı hedeflemektedir. Bu yöntemde tümör dokusundaki mutasyonların belirlenmesi ve bağışıklık sisteminin özellikle T hücre yanıtını güçlendirmesini amaçlayan mRNA dizileri üzerinde çalışılmaktadır. Böylece tümörün özelliklerine göre tedavi geliştirilmesi hedeflenmektedir. Yüksek riskli melanom hastalarında yürütülen KEYNOTE-942 çalışması, bu alandaki dikkat çekici araştırmalardan biri olarak öne çıkmaktadır. Çalışmada kişiselleştirilmiş neoantijen mRNA aşısının immünoterapi ile birlikte kullanımının, tek başına immünoterapiye kıyasla daha uzun hastalıksız sağkalım ile ilişkili olduğu gösterilmiştir. Bununla birlikte mRNA kanser aşıları henüz tüm kanser türlerinde standart tedavi haline gelmemiştir. Farklı tümör tiplerindeki etkinlikleri devam eden klinik çalışmalarla araştırılmaktadır.

Memorial Bodrum Onkoloji Bölümü’nde hastaya özel tedavi planı yapılıyor

Kanserin aynı türünde dahi hastaların ve tümörlerin farklı özelliklere sahip olabilmesi, tedavi kararında birçok faktörün birlikte değerlendirilmesini gerektirmektedir. Kanserin türü ve evresinin yanı sıra tümörün genetik ve moleküler özellikleri, hastanın genel sağlık durumu ve tedaviye verebileceği yanıt birlikte değerlendirilmektedir. Memorial Bodrum Hastanesi Tıbbi Onkoloji Birimi’nin hizmete başlamasıyla birlikte Bodrum ve çevresindeki hastaların kanser tanı ve tedavi süreçlerinin güncel bilimsel gelişmeler doğrultusunda değerlendirilmesi ve uygun tedavi seçeneklerinin planlanması hedeflenmektedir.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Memorial Bodrum Hastanesi'nde Tıbbi Onkoloji Birimi Hizmete Başladı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 09:37:29 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026130558_716ec9b3e6da8f938ed2b8ad7b89aad9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026130558_716ec9b3e6da8f938ed2b8ad7b89aad9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026130558_716ec9b3e6da8f938ed2b8ad7b89aad9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türkiye LÖSEV için tek yürek oldu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-turkiye-losev-icin-tek-yurek-oldu-140602.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-turkiye-losev-icin-tek-yurek-oldu-140602.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ LÖSEV’in lösemi tedavisi gören çocukları ve aileleri, iyileşmiş gençleri, yetişkin kanser hastaları ve gönüllü ordusu Anıtkabir’de buluştu. LÖSEV’in Türkiye geneli yaptığı çağrı ile 100 bin kişi Ata’nın huzuruna koştu.ANKARA (İGFA) - LÖSEV Lösemili Çocuklar Sağlık ve Eğitim Vakfı, geleneksel Anıtkabir buluşmasını 3 Ekim’de gerçekleştirdi. Büyük LÖSEV Ailesi Aslanlı Yol'dan ilerleyerek, Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün huzuruna çıktı. Lösemili çocuklar, Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Ezer ve beraberindeki heyet, Atatürk'ün mozolesine LÖSEV motifli çelenk bıraktı. Saygı duruşunda bulunuldu. Daha sonra Misak-ı Milli Kulesi'ne geçildi. Dr. Ezer, burada Anıtkabir Özel Defteri'ni imzaladı.



Türkiye’nin dört bir yanından 632 otobüs ile yaklaşık 32 bin kişinin katıldığı buluşmada, Ankara’dan gelen aile ve gönüllülerle birlikte toplam sayı 100 bine ulaştı. Lösemi ve kanser tedavisi gören çocuklar, hastalığı yenerek hayata yeniden tutunan gençler, aileler, gönüllüler ve LÖSEV destekçileri, Gazi Mustafa Kemal Atatürk’e minnetlerini sunmak ve Cumhuriyet değerlerine sahip çıkmak için söz verdi.

Tedavi gören Lösemili Çocuklar ile Anıtkabir’de mozoleye çelenk koyan ve saygı duruşunda bulunan LÖSEV ’in Kurucusu ve Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Üstün EZER Anıtkabir defterine şunları kaydetti:



“Bu günlerde çok daha iyi anlıyoruz ki, sen sadece Vatanımızın kurtarıcısı, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurucusu değil, aradan 100 yıl da geçse halen ülkemizin umudu ve birleştirici gücüsün. Bizler LÖSEV Ailesi olarak; bölünmez vatanımızın kıymetini çok iyi biliyoruz, senin bütün ilke-devrim ve eserlerine sahip çıkıyor, çok çalışıyor, hayatlar kurtarıyor her alanda üretiyor, ufkun ötesini görüyoruz. İnanıyoruz ki her gecenin bir sabahı vardır ve bu karanlık günlerin ardından güneş LÖSEV ’den doğacaktır. Sen rahat uyu Atam, emanetlerin LÖSEV Ailesinde ve asil Türk halkındadır.”

LÖSEV’in LÖSANTE Hastanesi’nde tedavi gören Lösemili Çocuklar da Atatürk’lerine şöyle seslendi: “Siz ülkemizi işgal eden düşmanlarımızla büyük bir Kurtuluş Savaşı yaptınız ve sonunda onları yenerek ve denize dökerek galip geldiniz. Biz de lösemi canavarına karşı büyük bir mücadele veriyoruz. Vücudumuzun her yerine kötü hücreler yayılmış ve bizi ele geçirmeye çalışsalar da LÖSEV sayesinde iyileşeceğiz ve BİZ KAZANACAĞIZ. Size söz veriyoruz ve umudumuzu hiçbir zaman kaybetmiyoruz.”

Anıtkabir ziyaretinin ardından Anıttepe Spor Kompleksi’nde devam eden etkinliklerde Lösemili Çocukların anneleri, LÖSEV’in çalışmalarının önündeki engellerin kaldırılması çağrısında bulundu. Anneler, Sağlık Bakanlığı’ndan LÖSANTE Hastanesi’ne tam ruhsat verilmesini, YÖK Başkanlığı’ndan ise LÖSEV Üniversitesi’nin kuruluşu için beklenen son imzanın atılmasını talep etti.

LÖSEV Gençliği’nin öncülüğünde on binlerce gencin Atatürk’ün Gençliğe Hitabesi’ni hep bir ağızdan okuduğu program, müzik ve dans festivaliyle sona erdi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türkiye LÖSEV için tek yürek oldu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 08:34:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026152944_948c70952924724264f24df973a2b40c.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026152944_948c70952924724264f24df973a2b40c.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026152944_948c70952924724264f24df973a2b40c.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[ebebek'in Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı akademik vaka çalışmasına dönüştü]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-ebebekin-emzirme-ve-beslenme-danismanligi-akademik-vaka-calismasina-donustu-140502.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-ebebekin-emzirme-ve-beslenme-danismanligi-akademik-vaka-calismasina-donustu-140502.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    ebebek’in 150 bin bebeveyne ulaşan Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı’nın anne ve bebeklerden genç profesyonellere uzanan etkisi, Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon Merkezi tarafından hazırlanan çalışmada ortaya kondu.

ebebek’in 2021 yılından bu yana sürdürdüğü Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı’nın yarattığı sosyal fayda, Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon Merkezi tarafından hazırlanan çalışmayla akademik bir perspektiften ele alındı.

“Bir bebeğe daha katkı sağlamanın yarattığı fark” başlığıyla hazırlanan çalışma, ebebek’in anne ve bebeklere ücretsiz ve güvenilir destek sunmak amacıyla geliştirdiği Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı’nın yıllar içinde yarattığı etkiyi farklı boyutlarıyla ele alıyor. 2026’da 25. yılını kutlayan ebebek’in bebeveynlerin yanında olma yaklaşımının bir parçası olan hizmet, bireysel danışmanlıktan gençlerin mesleki gelişimine uzanan bir sosyal fayda modeli olarak değerlendiriliyor.

150 bin bebeveyne ücretsiz ve birebir destek

Danışmanlık hizmeti fiziksel mağazalar, çağrı merkezi ve çevrim içi iletişim kanalları üzerinden ücretsiz ve birebir sunuluyor. Eylül 2026 itibarıyla 150 bin bebeveyne ulaşan çalışma, çevrim içi olarak 81 ilde aktif şekilde devam ederken 20 mağazada diyetisyenler tarafından yüz yüze destek veriliyor.

Hizmet satıştan bağımsız yürütülüyor. Görüşmeler sırasında marka veya ürün önerisi yapılmıyor, ürün bağlantıları paylaşılmıyor. Bebeveyn geri bildirimlerinde kolay erişim, hızlı geri dönüş, uzman desteği ve samimi iletişim öne çıkarken, ilk görüşmenin ardından yeniden iletişime geçilerek süreç takip ediliyor.

Emzirme Destek Elçileri gençlerin mesleki gelişimini destekliyor

Modelin önemli bileşenlerinden Emzirme Destek Elçileri, seçim ve eğitim sürecinin ardından bebeveynlerle birebir iletişim kurarak danışmanlık deneyimi kazanıyor. Program, gençlerin mesleki bilgi birikiminin yanı sıra iletişim, problem çözme ve danışan ilişkileri alanlarında gelişimine katkı sağlıyor.

Farklı dönemlerde görev alan elçiler arasında bilgi ve deneyim paylaşımı oluşurken, bazı katılımcılar bu deneyimi akademik ve profesyonel hayatlarına taşıyor. Gönüllülükten istihdama uzanan örnekler de çalışmanın etkisinin gençlerin kariyerlerine kadar genişlediğini gösteriyor.

Sosyal fayda modeline akademik bakış

Boğaziçi Üniversitesi İnovasyon Merkezi tarafından hazırlanan akademik çalışma, Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı’nı sosyal fayda, bebeveyn deneyimi, gençlerin gelişimi, güven ilişkisi ve sürdürülebilir etkiyi bir araya getiren bir sosyal inovasyon modeli olarak ele alıyor. Danışmanlık alan annelerin edindikleri bilgi ve deneyimi aileleri ve yakın çevreleriyle paylaşması ise çalışmada “kelebek etkisi” yaklaşımıyla değerlendiriliyor.

Emzirme ve beslenme alanında edinilen deneyim, bebeveynlerin farklı ihtiyaçlarına yönelik yeni destek modellerine de zemin hazırlıyor. Bebeveynlerden gelen talepler doğrultusunda oyun ve uyku gibi alanlarda geliştirilen danışmanlık modelleri, yapının zaman içinde gelişmeye devam ettiğini gösteriyor.

Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı ile elde edilen deneyim, ebebek’in bebeveynlerin değişen ihtiyaçlarına yönelik yeni destek alanları geliştirmesine de katkı sağlıyor. Marka, önümüzdeki dönemde de bu yaklaşımı farklı ihtiyaç alanlarına taşıyarak bebeveynlere sunduğu desteği geliştirmeyi hedefliyor.

ebebek Hakkında

ebebek; annenin ve bebeğin doğum öncesinden başlayıp 4 yaşa kadar uzanan süreçteki tüm ihtiyaçlarını, kaliteli ürünler ve uzman bilgisiyle karşılayan bir alışveriş platformudur. 2001 yılında başladığı dijital yolculuğunu 2003’te mağazacılıkla buluşturan ebebek; bugün 71 ilde 310 mağazası, ebebek.com ve mobil uygulamasıyla milyonlarca bebeveyne hizmet vermeye devam etmektedir. 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[ebebek'in Emzirme ve Beslenme Danışmanlığı akademik vaka çalışmasına dönüştü - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 07:48:35 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026120755_cd80b74a5950f537191c81eafcad5ca9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026120755_cd80b74a5950f537191c81eafcad5ca9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026120755_cd80b74a5950f537191c81eafcad5ca9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Adıyaman’ın ilk geriatri uzmanı hasta kabulüne başladı​‌ ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-adiyamanin-ilk-geriatri-uzmani-hasta-kabulune-basladi-140557.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-adiyamanin-ilk-geriatri-uzmani-hasta-kabulune-basladi-140557.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde göreve başlayan ilin ilk geriatri uzmanı Uzm. Dr. Mustafa Yıldırım, 65 yaş ve üzeri bireylere yönelik tanı, tedavi ve takip hizmeti sunmaya başladı.​‌]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adıyaman'da yaşlı bireylere yönelik sağlık hizmetlerinde önemli bir adım atıldı. Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde göreve başlayan Uzm. Dr. Mustafa Yıldırım, ilin ilk geriatri uzmanı olarak hasta kabulüne başladı.

Hastaneden yapılan açıklamada, sağlık hizmetlerinde uzmanlık alanlarının güçlendirilmesine yönelik çalışmaların sürdüğü belirtilerek, geriatri alanında hizmet verecek ilk uzman hekimin göreve başlamasının yaşlı sağlığı açısından önemli bir kazanım olduğu ifade edildi.

Yaşlı sağlığı ve hastalıklarıyla ilgilenen geriatri branşı; özellikle 65 yaş ve üzerindeki bireylerde görülen çoklu hastalıklar, ilaç kullanımı, beslenme sorunları, düşme riski, unutkanlık ve bilişsel problemler gibi sağlık sorunlarının bütüncül şekilde değerlendirilmesini amaçlıyor.

Geriatri Polikliniği'nde, yaşlı bireylerin mevcut hastalıkları, günlük yaşam aktiviteleri, hareket kabiliyetleri, zihinsel durumları ve genel sağlık koşulları kapsamlı olarak değerlendiriliyor. Poliklinikte ayrıca sarkopeni (kas kaybı), kırılganlık sendromu, Alzheimer hastalığı ve diğer demans türleri, depresyon, uyku bozuklukları, osteoporoz ve düşmeler gibi ileri yaşlarda sık görülen sağlık sorunlarına yönelik tanı, takip ve tedavi hizmetleri sunuluyor.

Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tepe, Uzm. Dr. Mustafa Yıldırım'ın göreve başlamasıyla birlikte ileri yaştaki hastalara yönelik kapsamlı değerlendirme ve tedavi hizmetlerinin daha etkin bir şekilde yürütülmesinin hedeflendiğini bildirdi.

Öte yandan Geriatri Polikliniği'nde muayene olmak isteyen vatandaşların, İç Hastalıkları (Dahiliye) uzmanı tarafından yeşil alan açılmasının ardından MHRS sistemi veya ALO 182 hattı üzerinden randevu alabilecekleri kaydedildi.

Başhekim Dr. Öğr. Üyesi Mehmet Tepe ise, görevine başlayan Uzm. Dr. Mustafa Yıldırım'a başarı dileklerinde bulundu.
Kaynak : PERRE  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Adıyaman’ın ilk geriatri uzmanı hasta kabulüne başladı​‌  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 06:59:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026143631_b4cb963490dff15d9308ed238398c741.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026143631_b4cb963490dff15d9308ed238398c741.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026143631_b4cb963490dff15d9308ed238398c741.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çelikhan’da mineralli su alarmı: Vatandaşlara tüketmeyin uyarısı ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-celikhanda-mineralli-su-alarmi-vatandaslara-tuketmeyin-uyarisi-140556.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-celikhanda-mineralli-su-alarmi-vatandaslara-tuketmeyin-uyarisi-140556.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Adıyaman'ın Çelikhan ilçesine bağlı Korucak Köyü sınırlarında bulunan doğal mineralli içme suyunun, yapılan analizlerde bazı parametreler yönünden insani tüketime uygun olmadığı tespit edildi.​‌]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Adıyaman'ın Çelikhan ilçesinde bulunan doğal mineralli içme suyuyla ilgili önemli bir uyarı yapılırken, içme suyunun etrafına ise içilemez yazısı ile vatandaşlar uyarıldı.

Çelikhan Kaymakamlığı tarafından yapılan yazılı açıklamada, Adıyaman Halk Sağlığı Laboratuvarı tarafından gerçekleştirilen analizler sonucunda, Korucak Köyü sınırları içerisinde bulunan doğal mineralli içme suyunun insani tüketim amaçlı kullanıma uygun olmadığının belirlendiği bildirildi.

Açıklamada, 2026-557 protokol ve 5450846419 numune barkod numaralı analiz sonuçlarına göre söz konusu suyun, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkında Yönetmelik kapsamında değerlendirildiği ve pH, renk ve bulanıklık parametreleri yönünden uygun bulunmadığı ifade edildi.

Kaymakamlık açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

"İlçemiz Korucak Köyü sınırları içerisinde bulunan doğal mineralli içme suyunun, İnsani Tüketim Amaçlı Sular Hakkındaki Yönetmeliğin pH, renk (fiziksel) ve bulanıklık (fiziksel) parametreleri yönünden tüketilmesi uygun değildir. Vatandaşlarımızın, Halk Sağlığı Laboratuvarının farklı tarihlerde yapılan analiz sonuçları doğrultusunda bu suyu tüketmemeleri saygıyla duyurulur."

Yetkililer, vatandaşların sağlık açısından mağduriyet yaşamamaları için söz konusu suyu tüketmemeleri konusunda dikkatli olmalarını istedi.​‌
Kaynak : PERRE  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çelikhan’da mineralli su alarmı: Vatandaşlara tüketmeyin uyarısı  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 06 Oct 2026 06:25:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026143629_cf4aa376fbe736b39aa479891e9f3382.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026143629_cf4aa376fbe736b39aa479891e9f3382.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/06102026143629_cf4aa376fbe736b39aa479891e9f3382.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzman: Çocuklarda vitamin takviyeleri gelişigüzel kullanılmamalı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-uzman-cocuklarda-vitamin-takviyeleri-gelisiguzel-kullanilmamali-140417.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-uzman-cocuklarda-vitamin-takviyeleri-gelisiguzel-kullanilmamali-140417.html</link>
                    <description><![CDATA[Dr. Miraç Ergen, çocuklarda vitamin takviyelerinin gelişigüzel kullanılmaması ve eksikliklerin hekim kontrolünde belirlenmesi gerektiğini söyledi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzman: Çocuklarda vitamin takviyeleri gelişigüzel kullanılmamalı

İSTANBUL (MA) - Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Miraç Ergen, çocuklarda vitamin ve mineral takviyelerinin hekim değerlendirmesi olmadan kullanılmaması gerektiğini belirtti.

Ergen, vitamin eksikliklerinin büyümenin yanı sıra dikkat, konsantrasyon ve okul başarısını da etkileyebileceğini ifade etti.

Çocukların beslenmesinde yumurta, et, balık, süt ürünleri, kuru baklagiller, sebze ve meyvelere düzenli olarak yer verilmesi gerektiğini kaydeden Ergen, özellikle D vitamini ve demir düzeylerinin gerektiğinde hekim kontrolünde değerlendirilmesini önerdi.

Haftada yaklaşık iki kez düşük cıvalı balık tüketiminin de protein, omega-3 ve çeşitli vitamin ve mineraller açısından yararlı olabileceğini belirtti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uzman: Çocuklarda vitamin takviyeleri gelişigüzel kullanılmamalı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 05 Oct 2026 09:21:27 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/uzman-cocuklarda-vitamin-takviyeleri-gelisiguzel-kullanilmamali-122257-20261005.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/uzman-cocuklarda-vitamin-takviyeleri-gelisiguzel-kullanilmamali-122257-20261005.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/uzman-cocuklarda-vitamin-takviyeleri-gelisiguzel-kullanilmamali-122257-20261005.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Türk Sağlık-Sen’den anket çağrısı, Fidan Karakuş: ‘Sorunları birlikte tespit edelim, çözümü birlikte büyütelim’ ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-turk-saglik-senden-anket-cagrisi-fidan-karakus-sorunlari-birlikte-tespit-edelim-cozumu-birlikte-buyutelim-140408.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-turk-saglik-senden-anket-cagrisi-fidan-karakus-sorunlari-birlikte-tespit-edelim-cozumu-birlikte-buyutelim-140408.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PERRE) - (Berfin GÜRBÜZ) - Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şubesi, sağlık kurumlarında görev yapan çalışanların sorun ve taleplerini doğrudan tespit etmek, çözüm önerilerini belirlemek ve ilgili mercilere taşımak amacıyla online anket çalışması başlattı.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şube Başkanı Fidan Karakuş, kurumlarda yaşanan sorunların ve çalışanların beklentilerinin daha sağlıklı şekilde belirlenmesi amacıyla online anket uygulamasını hayata geçirdiklerini açıkladı.

'GÖRÜŞÜNÜZ BİZİM İÇİN ÖNEMLİ'

Çalışanların görüş ve önerilerinin sendikal çalışmalar açısından önem taşıdığını belirten Karakuş, anket aracılığıyla sahadaki sorunların doğrudan çalışanlardan alınacağını ifade etti.

Karakuş, "Görüşünüz bizim için önemli. Sorunları birlikte tespit edelim, çözümü birlikte büyütelim" dedi.

SORUNLAR İLGİLİ MERCİLERE TAŞINACAK

Anket çalışmasıyla kurumlarda yaşanan sorunların ve çalışanların taleplerinin belirlenmesi, çözüm önerilerinin oluşturulması ve tespit edilen konuların ilgili mercilere iletilmesi hedefleniyor.

Karakuş, "Siz anlatın, biz takip edelim. Sorunları birlikte çözüme kavuşturalım" ifadelerini kullandı.

ANKETE ONLINE KATILIM SAĞLANABİLECEK

Türk Sağlık-Sen Adıyaman Şubesi tarafından başlatılan online ankete katılmak isteyen sağlık çalışanları aşağıdaki bağlantı üzerinden forma ulaşabilecek:

Anket Formu linki:

https://docs.google.com/forms/d/e/1FAIpQLSe0QtpR5mFbkA4TmhqGCcArDuetWN0JcRfdQbwYK2_t9rPAtw/viewform
Kaynak : PERRE  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Türk Sağlık-Sen’den anket çağrısı, Fidan Karakuş: ‘Sorunları birlikte tespit edelim, çözümü birlikte büyütelim’  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sun, 04 Oct 2026 13:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/05102026093859_991aa8ced895e71aba8a1052f7882f01.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/05102026093859_991aa8ced895e71aba8a1052f7882f01.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/05102026093859_991aa8ced895e71aba8a1052f7882f01.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Eczacıbaşı Peron İstanbul sezona Nilüfer'le başlıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-eczacibasi-peron-istanbul-sezona-niluferle-basliyor-140321.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-eczacibasi-peron-istanbul-sezona-niluferle-basliyor-140321.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eczacıbaşı Peron İstanbul, Vodafone Sultanlar Ligi’nin Nilüfer Belediyespor Eker deplasmanıyla açıyor. Karşılaşma hazırlıklarına tüm hızıyla devam eden konuk ekip, günü tek idmanla tamamlayacak.İSTANBUL (İGFA) - Karşılaşma öncesi düşüncelerini dile getiren Eczacıbaşı Peron İstanbul Başantrenörü Giulio Bregoli; “Sezona iyi bir başlangıç yapmak için oldukça heyecanlı ve istekliyiz. Nilüfer’in özellikle kendi sahasında ciddi tehdit oluşturan, iyi organize olmuş bir takım olduğunu da biliyoruz. Bu nedenle bizim için gerçekten ilgi çekici bir sezon açılışı olacak. Tam kadro olarak birlikte çalışmaya başlayalı yalnızca iki hafta oldu. Bu nedenle, takım uyumunun eksikliğinin kendini gösterebileceği bazı durumlarda sabırlı olmamız gerekecek. Ancak kendi gücümüzün de farkındayız ve bunu sahada mümkün olan en kısa sürede gösterebilmek için her gün çalışıyoruz” dedi.

Eczacıbaşı Peron İstanbul Takım Kaptanı Simge Aköz ise; “Yeni sezona deplasmanda başlayacak olmak bizim için güzel bir heyecanı. Sezon öncesi iyi bir hazırlık dönemi geçirdik ve artık sahaya çıkıp birlikte neler yapabileceğimizi gösterme zamanı. İlk maçlar her zaman ayrı bir motivasyon ve heyecan barındırıyor; biz de kendi oyunumuzu sahaya yansıtıp mücadelemizi son ana kadar sürdürmek istiyoruz. Önümüzde uzun bir sezon var ve her karşılaşmanın bize yeni şeyler katacağına inanıyorum. Sezona iyi bir başlangıç yaparak, maç maç ilerlemek ve sezon sonunda hedeflediğimiz noktada olmak istiyoruz” dedi.

Karşılaşma heyecanı TVF Voleybol TV YouTube’da!

Nilüfer Belediyespor Eker – Eczacıbaşı Peron İstanbul mücadelesi bugün, saat 16.00’da TVF Bursa Cengiz Göllü Voleybol Salonu’nda oynanacak. Karşılaşma, TVF Voleybol TV YouTube’dan naklen yayınlanacak.

Bir sonraki mücadele AXA Sigorta Şampiyonlar Kupası!

Eczacıbaşı Peron İstanbul, 6 Ekim 2026 Salı günü AXA Sigorta Şampiyonlar Kupası için Antalya’ya gidecek.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Eczacıbaşı Peron İstanbul sezona Nilüfer'le başlıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 09:00:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/03102026122202_d018c7b4fc5e31b1198bd8a1b183bfcc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/03102026122202_d018c7b4fc5e31b1198bd8a1b183bfcc.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/03102026122202_d018c7b4fc5e31b1198bd8a1b183bfcc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mersin’de 1.012 çölyak hastasına her ay glütensiz ürün desteği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-mersinde-1012-colyak-hastasina-her-ay-glutensiz-urun-destegi-140305.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-mersinde-1012-colyak-hastasina-her-ay-glutensiz-urun-destegi-140305.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin’de 1.012 çölyak hastasına her ay toplam 16 bin 192 glütensiz ekmek ile 3 bin 36 kilogram glütensiz un ücretsiz veriliyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin’de 1.012 çölyak hastasına her ay glütensiz ürün desteği

MERSİN (MA) - Mersin’de çölyak hastalarının glütensiz gıdaya erişimini kolaylaştırmak amacıyla her ay 1.012 kişiye ücretsiz ekmek ve un desteği sağlanıyor.

Mersin Büyükşehir Belediyesi Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığı tarafından İhsaniye Mahalle Mutfağı’nda yürütülen çalışma kapsamında çölyak hastalarına düzenli olarak glütensiz ekmek, un ve gıda desteği veriliyor.

Sosyal Hizmetler Dairesi Başkanlığında görev yapan Psikolog İdil Akyurt, çölyak hastalığı raporu bulunan vatandaşlara aylık 16 adet 250 gramlık glütensiz ekmek ile 3 kilogram glütensiz un verildiğini belirtti.

Mersin genelinde her ay 1.012 kişinin hizmetten yararlandığını aktaran Akyurt, aylık toplam 16 bin 192 adet glütensiz ekmek ve 3 bin 36 kilogram glütensiz un dağıtıldığını bildirdi.

Destekten yararlanmak isteyen çölyak hastalarının hastalık raporuyla Mersin Büyükşehir Belediyesi Ana Hizmet Binası’na başvuru yapabileceği belirtildi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mersin’de 1.012 çölyak hastasına her ay glütensiz ürün desteği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 08:34:47 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinde-1012-colyak-hastasina-her-ay-glutensiz-urun-destegi-121813-20261003.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinde-1012-colyak-hastasina-her-ay-glutensiz-urun-destegi-121813-20261003.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinde-1012-colyak-hastasina-her-ay-glutensiz-urun-destegi-121813-20261003.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[SGK’dan ilaç geri ödemesinde yeni dönem... Yüzde 1 şartı getirildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-sgkdan-ilac-geri-odemesinde-yeni-donem-yuzde-1-sarti-getirildi-140325.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-sgkdan-ilac-geri-odemesinde-yeni-donem-yuzde-1-sarti-getirildi-140325.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sosyal Güvenlik Kurumu’nun ilaç geri ödeme yönetmeliğinde yapılan değişiklikle, yeni listeye alınan ve grubunun en ucuz birim fiyatına sahip ilaçlar, yüzde 1 pazar oranına ulaşana kadar geri ödeme hesabına dahil edilmeyecek. Pazar oranı son 5 ayda yüzde 1’e ulaşmayan ilaçlar da hesaplamadan çıkarılabilecek.ANKARA (İGFA) - Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) İlaç Geri Ödeme Yönetmeliği’nde değişiklik yapan düzenleme, bugünkü Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Yapılan değişikliklerle ilaçların geri ödeme süreçlerinde kullanılan tanımlar, komisyonların görev alanı ve pazar oranı hesaplamalarına ilişkin esaslar yeniden düzenlendi.

Yeni düzenlemeyle, “ödenebilecek birim bedel aralığı”, “iç referans grubu” ve “ilaç pazar oranı” tanımları yeniden yapıldı. Buna göre, kamu fiyatı ve indirimli birim bedeller üzerinden yapılan hesaplamalarda esas alınan aralık, Sağlık Hizmetleri Fiyatlandırma Komisyonu’nun belirlediği oranla şekillendirilecek.

Ayrıca “iç referans grubu”, akılcı ilaç kullanımı çerçevesinde Sağlık Bakanlığı’nın da yer aldığı komisyonlar tarafından belirlenen eşdeğer grupları da kapsayacak şekilde yeniden tanımlandı.

“MEDULA VERİLERİ” ESAS ALINACAK

Yönetmelikte, bazı maddelerde yer alan “pazar payları” ibareleri “Medula verileri” olarak değiştirildi. Böylece ilaç değerlendirmelerinde SGK’nın dijital veri tabanındaki kayıtların daha belirleyici hale gelmesi sağlandı.

Komisyonların görev alanı da genişletilerek, finansmanı sağlanan ya da finansman talep edilen ilaçlar için iç referans grup/eşdeğer grup oluşturulmasına yönelik karar ve görüş mekanizması netleştirildi.

YENİ İLAÇLAR İÇİN YÜZDE 1 SINIRI

Düzenlemedeki en dikkat çekici değişikliklerden biri, listeye yeni alınan ve iç referans grubun en ucuz birim fiyatına sahip ilaçlara ilişkin oldu.

Buna göre, bu ilaçlar listeye alındıkları tarihten itibaren yüzde 1 ilaç pazar oranına ulaşana kadar ödenebilecek birim bedel aralığı hesabına dahil edilmeyecek. İlgili ilaçların pazar oranları aylık olarak takip edilecek.

Öte yandan, son 5 aylık veri sürecinde yüzde 1 pazar oranına ulaşamayan ilaçlar, ödenebilecek birim bedel aralığı hesabından çıkarılacak. Daha sonra yeniden yüzde 1’e ulaşmaları halinde tekrar hesaba dahil edilecekler.




 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[SGK’dan ilaç geri ödemesinde yeni dönem... Yüzde 1 şartı getirildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 03 Oct 2026 06:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/03102026122212_b28115698f5375f888e2444f3aa874db.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/03102026122212_b28115698f5375f888e2444f3aa874db.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/03102026122212_b28115698f5375f888e2444f3aa874db.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanlardan grip uyarısı: 6 aydan büyük herkese influenza aşısı öneriliyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-uzmanlardan-grip-uyarisi-6-aydan-buyuk-herkese-influenza-asisi-oneriliyor-140300.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-uzmanlardan-grip-uyarisi-6-aydan-buyuk-herkese-influenza-asisi-oneriliyor-140300.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Beş uzmanlık derneğinin hazırladığı “Multidisipliner Uzlaşı Raporu 2026”da, influenzanın yalnızca basit bir soğuk algınlığı olmadığına dikkat çekildi. Raporda 6 aydan büyük herkese influenza aşısı önerilirken, özellikle 65 yaş üstü, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler ve bağışıklığı baskılanmış kişilerin her yıl aşılanmasının önemi vurgulandı.İSTANBUL (İGFA) - Türkiye’nin farklı uzmanlık alanlarından beş uzmanlık derneği, influenzanın toplum ve sağlık sistemi üzerindeki yüküne dikkat çekmek amacıyla “Birinci Basamakta Erişkin İnfluenzası: Tanı, Tedavi, Komplikasyonların Önlenmesi ve Bağışıklama Yaklaşımı – Multidisipliner Uzlaşı Raporu 2026” başlıklı raporu hazırladı.

Türkiye Aile Hekimleri Uzmanlık Derneği (TAHUD), Türkiye Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanlık Derneği (EKMUD), Türkiye Endokrinoloji ve Metabolizma Derneği (TEMD), Avrasya Kalp Yetersizliği Derneği (HFS-Eurasia) ve Türk İç Hastalıkları Uzmanlık Derneği (TİHUD) tarafından hazırlanan raporda, erişkinlerde influenzanın tanı ve tedavisinden komplikasyonların önlenmesine ve aşılama stratejilerine kadar birçok başlık ele alındı.

HER YIL YAKLAŞIK 1 MİLYAR KİŞİYİ ETKİLİYOR

Raporda yer verilen Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre, mevsimsel influenza dünya genelinde her yıl yaklaşık 1 milyar kişiyi etkiliyor. Bunların 3-5 milyonunda ağır hastalık gelişirken, influenza ile ilişkili solunum yolu hastalıkları nedeniyle her yıl yaklaşık 290 bin ila 650 bin kişinin hayatını kaybettiği tahmin ediliyor.

Uzmanlar, influenzanın özellikle risk grubundaki kişilerde zatürre, solunum yetmezliği, kronik hastalıkların kötüleşmesi, hastaneye yatış ve ölüm gibi ciddi sonuçlara yol açabileceğine dikkat çekiyor.

GRİP İLE SOĞUK ALGINLIĞI BİRBİRİNE KARIŞTIRILMAMALI

Rapora göre influenza çoğunlukla ani başlıyor. Ateş, titreme, kas ağrısı, halsizlik ve baş ağrısına kuru öksürük, boğaz ağrısı ve burun akıntısı eşlik edebiliyor. İnfluenza ile soğuk algınlığı arasındaki farka da dikkat çekilen raporda, gribin daha ani başladığı ve sistemik belirtilerin daha belirgin olduğu belirtiliyor. Soğuk algınlığında ise belirtiler genellikle daha hafif seyrediyor. İnfluenzanın kuluçka süresi 1-4 gün arasında değişirken, hastalığın belirtiler ortaya çıkmadan yaklaşık 24 saat önce bulaşmaya başlayabildiği ve belirtilerin başlamasından sonra yaklaşık 5 gün bulaştırıcılığın devam edebildiği aktarılıyor.



“6 AYDAN BÜYÜK HERKESE AŞI”

Uzlaşı raporunun öne çıkan başlıklarından biri influenza aşısı oldu. Raporda 6 aydan büyük herkese influenza aşısı yapılması önerilirken, ağır hastalık ve komplikasyon açısından risk taşıyan grupların yıllık olarak aşılanmasının önemine dikkat çekildi.

Başlıca risk grupları arasında; 65 yaş ve üzerindeki kişiler, kronik hastalığı bulunanlar, gebeler ve bağışıklık sistemi baskılanmış bireyler yer alırken özellikle diyabet, kronik kalp ve akciğer hastalığı bulunan kişiler ile 65 yaş üzerindekilerin influenza açısından daha yüksek risk taşıdığı belirtildi.

Raporda, yüksek risk grubundaki kişilerin her yıl aşılanmasının influenza geçirme riskinin yanı sıra komplikasyon, hastaneye yatış ve ölüm riskini azaltmaya katkı sağladığı ifade edildi.

AŞININ ETKİSİ 1-2 HAFTADA BAŞLIYOR

İnfluenza aşısının koruyucu etkisinin uygulamadan yaklaşık 1-2 hafta sonra başladığı belirtilen raporda, sağlıklı erişkinlerde koruyuculuğun 6-8 ay veya daha uzun sürebildiği aktarıldı.

İdeal aşılama döneminin influenza virüsünün yaygınlaşmasından önceki sonbahar ayları olduğu belirtilirken, ekim başından mart sonuna kadar aşılama yapılabileceği ifade edildi. İnfluenza sezonunun başlamasının da aşılamaya engel olmadığı vurgulandı.

Raporda 2026-2027 Kuzey Yarımküre influenza sezonu için A(H1N1)pdm09, A(H3N2) ve B/Victoria virüslerini hedefleyen üç bileşenli, yani trivalan influenza aşılarına yer verildi.

Dünya Sağlık Örgütü’nün influenza virüslerindeki değişimleri takip ederek aşı içeriğine ilişkin önerilerini her sezon güncellediği belirtildi. Beş uzmanlık derneğinin hazırladığı raporun, başta birinci basamak hekimleri olmak üzere sağlık çalışanlarına influenza yönetiminde güncel ve bütüncül bir yaklaşım sunmayı ve hastalığın bireysel ve toplumsal sağlık yükünün azaltılmasına katkı sağlamayı amaçladığı bildirildi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanlardan grip uyarısı: 6 aydan büyük herkese influenza aşısı öneriliyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 14:39:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026184740_9ea35994a3a161495f98783fc87d05ca.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026184740_9ea35994a3a161495f98783fc87d05ca.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026184740_9ea35994a3a161495f98783fc87d05ca.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yürüyüş ve hareket, bir yaşam alışkanlığına dönüştürülmeli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-yuruyus-ve-hareket-bir-yasam-aliskanligina-donusturulmeli-140258.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-yuruyus-ve-hareket-bir-yasam-aliskanligina-donusturulmeli-140258.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Dünya Yürüyüş Günü kapsamında fiziksel aktivitenin sağlık üzerindeki önemine dikkat çeken Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hikmet Uçgun, her adımın sağlık için yararlı olduğunu söyledi. Uçgun, 10 bin adımın herkes için zorunlu bir hedef olmadığını belirterek, hareket miktarının kişinin yaşına, sağlık durumuna ve fiziksel kapasitesine göre kademeli olarak artırılması gerektiğini vurguladı.

Atlas Üniversitesi Sağlık Bilimleri Fakültesi Fizyoterapi ve Rehabilitasyon Bölüm Başkanı Doç. Dr. Hikmet Uçgun, 3-4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü’nün yalnızca iki gün boyunca daha fazla yürümek için bir fırsat olarak görülmemesi gerektiğini belirterek hareketin sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığına dönüştürülmesinin önemine dikkat çekti.

Dünya Yürüyüş Günü neden önemli?

Dünya Yürüyüş Günü’nün, fiziksel aktivitenin sağlığın korunmasındaki önemini hatırlatması açısından oldukça değerli olduğunu söyleyen Doç. Dr. Hikmet Uçgun,  “Günümüzde teknolojinin hayatımızı kolaylaştırmasıyla birlikte günlük hareket miktarımız giderek azalıyor ve daha uzun süreleri oturarak geçiriyoruz. Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre yetişkinlerin yaklaşık üçte biri önerilen fiziksel aktivite düzeylerine ulaşamıyor. Fiziksel hareketsizlik ise kalp-damar hastalıkları, tip 2 diyabet ve bazı kanser türleri başta olmak üzere birçok kronik hastalık açısından önemli bir risk faktörüdür” dedi.

“Yürüyüşün en önemli avantajlarından birinin ise erişilebilir olmasıdır” diyen Uçgun, “Özel bir tesise veya pahalı ekipmanlara ihtiyaç duyulmadan, hemen her yaş grubunda günlük yaşamın içerisine dahil edilebilir. Bu nedenle Dünya Yürüyüş Günü'nü yalnızca iki gün boyunca daha fazla yürüdüğümüz bir farkındalık günü olarak değil, hareketi yaşamımızın doğal bir parçası haline getirmek için bir başlangıç noktası olarak görmek gerekir” diye konuştu.

“Önemli olan yalnızca kaç adım attığımız değil”

Fizyoterapi ve rehabilitasyon perspektifinden bakıldığında fiziksel aktivitenin değerlendirilmesinde yalnızca adım sayısına odaklanılmaması gerektiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Uçgun, yürüme hızı, dayanıklılık, denge, kas kuvveti ve günlük yaşam aktivitelerinin bağımsız şekilde sürdürülebilmesinin de önemli olduğunu ifade etti.

Uçgun, sağlıklı yaşlanma açısından kişinin hareket kapasitesinin korunması ve mümkün olduğunca geliştirilmesinin temel hedeflerden biri olması gerektiğini vurguladı.

10 bin adım gerçekten gerekli mi?

Toplumda yaygın olarak kabul gören “günde 10 bin adım” hedefinin bilimsel olarak belirlenmiş zorunlu bir sağlık eşiği olmadığını belirten Doç. Dr. Hikmet Uçgun, bu sayının geçmişinin 1960’lı yıllarda Japonya’da pazarlanan ve adı yaklaşık olarak “10 bin adım ölçer” anlamına gelen bir pedometreye dayandığını ifade etti.

Her adım değerlidir

Doç. Dr. Hikmet Uçgun, “Nitekim 2025 yılında The Lancet Public Health'te yayımlanan kapsamlı bir meta-analiz, günde yaklaşık 7 bin adımın bile önemli sağlık kazanımlarıyla ilişkili olduğunu gösterdi. Bu nedenle kişilere “10 bin adımı tamamlayamadıysanız yaptığınız yürüyüşün anlamı yok” mesajını vermemeliyiz. Tam tersine, her adım değerlidir. Örneğin günlük 3 bin adım atan bir kişinin önce 4 bine, ardından 5 bine çıkması bile anlamlı bir ilerlemedir. Hedef kişinin yaşına, sağlık durumuna, fiziksel kapasitesine ve mevcut aktivite düzeyine göre bireyselleştirilmelidir” tavsiyesinde bulundu.

Düzenli yürüyüş kalp sağlığından ruhsal iyiliğe kadar birçok alana katkı sağlıyor

Yürüyüşün basit görünmesine rağmen vücudumuzda birçok sistemi aynı anda çalıştıran önemli bir fiziksel aktivite olduğunu vurgulayan Uçgun, “Düzenli ve uygun tempoda yapılan yürüyüş; kalp ve dolaşım sisteminin daha etkin çalışmasına, kardiyorespiratuar kapasitenin geliştirilmesine, kas kuvveti ve dayanıklılığının korunmasına, eklem hareketliliğinin desteklenmesine ve vücut ağırlığının kontrolüne katkı sağlar” dedi.

Bunun yanında yürüyüşün faydalarının yalnızca fiziksel sağlıkla sınırlı olmadığını söyleyen Uçgun, “Düzenli fiziksel aktivitenin uyku, bilişsel fonksiyonlar, ruhsal iyilik hali ve yaşam kalitesi üzerinde de olumlu etkileri bulunuyor; depresyon ve anksiyete belirtilerinin azaltılmasına katkı sağlayabiliyor. İleri yaşlarda ise hareketliliğin ve bağımsızlığın korunması açısından ayrıca önem taşıyor. Fizyoterapist gözüyle baktığımızda burada önemli olan yalnızca “kaç adım attığımız” değil; kişinin hareket kapasitesini koruması ve geliştirmesidir. Yürüme hızı, dayanıklılık, denge, kas kuvveti ve günlük yaşam aktivitelerini bağımsız sürdürebilme yeteneği sağlıklı yaşlanmanın önemli bileşenleridir” diye konuştu.

Yürüyüş yaparken nelere dikkat edilmeli?

Yürüyüşün de diğer egzersizler gibi kişinin mevcut fiziksel kapasitesine uygun olması gerektiğinin altını çizen Doç. Dr. Hikmet Uçgun, “Özellikle uzun süredir hareketsiz olan kişilerin bir anda yüksek adım sayılarına veya uzun mesafelere ulaşmaya çalışması yerine süreyi, mesafeyi ve tempoyu kademeli olarak artırmasını öneriyoruz” dedi.

Yürüyüş sırasında dikkat edilmesi gerekenlere değinen Uçgun, “Yürüyüş sırasında rahat ve uygun bir ayakkabı tercih edilmeli, hava koşullarına uygun kıyafetler giyilmeli ve özellikle sıcak havalarda yeterli sıvı alımına dikkat edilmelidir. Yürüyüş öncesinde birkaç dakikalık düşük tempolu başlangıç, sonrasında ise temponun kademeli olarak düşürülmesi vücudun aktiviteye uyum sağlamasına yardımcı olur” dedi.

Orta şiddette yürüyüş için “konuşma testi”

Orta şiddette bir yürüyüş için pratik olarak “konuşma testi” kullanılabileceğini kaydeden Uçgun, “Kişi yürürken konuşabiliyor ancak uzun ve rahat bir sohbeti sürdürmekte bir miktar zorlanıyorsa genellikle orta şiddette bir aktivite düzeyindedir” dedi.

Özel durumlar bireysel olarak değerlendirilmeli

Doç. Dr. Hikmet Uçgun, kalp-damar veya solunum sistemi hastalığı bulunan, denge problemi yaşayan, ciddi kas-iskelet sistemi yakınması olan ya da uzun süredir fiziksel olarak aktif olmayan kişilerin egzersiz programlarının bireysel olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirterek “Yürüyüş sırasında göğüs ağrısı, olağandışı nefes darlığı, baş dönmesi veya bayılma hissi gibi belirtiler ortaya çıkarsa aktivite sonlandırılmalı ve gerekli sağlık değerlendirmesi yapılmalıdır” uyarısında bulundu.

Sağlıklı yaşam için haftada en az 150 dakika hareket

Daha hareketli bir yaşam için egzersizin yalnızca spor salonunda yapılan bir aktivite olarak görülmemesi gerektiğini belirten Doç. Dr. Hikmet Uçgun, hareketin günün tamamına yayılmasının önemine dikkat çekti.

Daha hareketli bir yaşam için bu önerilere dikkat!

Dünya Sağlık Örgütü’nün yetişkinler için haftada en az 150–300 dakika orta şiddette aerobik fiziksel aktiviteyi ve haftada en az iki gün büyük kas gruplarını içeren kuvvetlendirme egzersizlerini önerdiğini kaydeden Uçgun, “Aynı zamanda uzun süreli hareketsiz geçirilen zamanın azaltılmasını da özellikle vurguluyor. Günlük yaşamda küçük değişiklikler zaman içerisinde önemli bir hareket miktarı oluşturabilir. Asansör yerine merdiven kullanmak, kısa mesafelerde araç yerine yürümek, toplu taşımadan bir durak önce inmek, telefon görüşmelerini mümkünse yürüyerek yapmak, öğle arasında kısa yürüyüşler gerçekleştirmek ve uzun süre masa başında çalışanların düzenli aralıklarla ayağa kalkarak hareket etmesi uygulanabilir yöntemlerden bazılarıdır” dedi.

Yalnızca adım sayısına değil, hareketin bütününe odaklanılmalı

Ayrıca yalnızca adım sayısına odaklanmamak gerektiğinin altını çizen Uçgun, “Yürüyüş çok değerli bir aerobik aktivitedir ancak kuvvet, denge ve esnekliği destekleyen egzersizlerle birlikte düşünüldüğünde daha bütüncül bir yaklaşım oluşturur. Özellikle ileri yaşlarda kas kuvveti ve dengenin korunması, düşmelerin önlenmesi ve günlük yaşam bağımsızlığının sürdürülmesi açısından büyük önem taşır” dedi.

10 bin adımı tamamla değil, bugün dünden biraz daha fazla hareket et

Toplumda fiziksel aktivite konusunda zaman zaman “ya hep ya hiç” anlayışının görüldüğünü belirten Doç. Dr. Hikmet Uçgun, bir saat spor yapmaya zaman bulunamadığında hiç hareket etmemek veya 10 bin adıma ulaşılamadığında yürüyüşü yetersiz görmek yerine, mevcut hareket düzeyinin artırılmasına odaklanılması gerektiğini söyledi.

Uçgun, Dünya Yürüyüş Günü kapsamında verilmesi gereken mesajı şöyle özetledi:

“10 bin adımı tamamla” değil, “Bugün dünden biraz daha fazla hareket et.”

Sağlık için atılan her adımın değerli olduğunu vurgulayan Uçgun, önemli olanın kişinin kendi kapasitesine uygun şekilde başlaması, hareket miktarını zaman içerisinde artırması ve bunu birkaç günlük bir hedef olmaktan çıkararak sürdürülebilir bir yaşam alışkanlığına dönüştürmesi olduğunu ifade etti.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yürüyüş ve hareket, bir yaşam alışkanlığına dönüştürülmeli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 10:26:45 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026155114_b6a281472597e8615ced0b3a261f97c6.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026155114_b6a281472597e8615ced0b3a261f97c6.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026155114_b6a281472597e8615ced0b3a261f97c6.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Sağlıkta yeni düzenleme... 3 yeni tedavi geri ödeme kapsamına alındı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-saglikta-yeni-duzenleme-3-yeni-tedavi-geri-odeme-kapsamina-alindi-140223.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-saglikta-yeni-duzenleme-3-yeni-tedavi-geri-odeme-kapsamina-alindi-140223.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan yeni düzenlemelerin Resmî Gazete’de yayımlandığını açıkladı. Yeni düzenlemeyle yenidoğan ve çocuk hastalara yönelik bazı cerrahi işlemler ile iki ilaç geri ödeme kapsamına alındı.ANKARA (İGFA) - Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Vedat Işıkhan, sağlık hizmetlerine ilişkin yeni düzenlemeleri duyurdu.

Bakan Işıkhan’ın açıklamasına göre, Sağlık Uygulama Tebliği’nde yapılan değişiklikle yenidoğan ve çocuk hastalar için ileri teknolojiyle gerçekleştirilen cerrahi işlemler geri ödeme kapsamına alındı.

2 İLAÇ GERİ ÖDEME LİSTESİNDE

Düzenlemeyle ayrıca erken evre meme kanseri tedavisinde kullanılan bir ilaç ile göz sinirinin tutulumu ile seyreden nadir bir hastalığın tedavisinde kullanılan bir ilaç da geri ödeme kapsamına dahil edildi.

ORGAN NAKLİ HASTALARI İÇİN DE DÜZENLEME

Yeni düzenleme kapsamında organ nakli bekleyen hastalar açısından önem taşıyan organ koruma protokollerinin kesintisiz şekilde yürütülmesini sağlayacak düzenlemeler de hayata geçirildi.

Bakan Işıkhan, düzenlemelerin vatandaşlar için etkin, sürdürülebilir ve erişilebilir sağlık hizmeti anlayışı doğrultusunda yapıldığını belirterek, hastalara 'geçmiş olsun' dileklerini iletti.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Sağlıkta yeni düzenleme... 3 yeni tedavi geri ödeme kapsamına alındı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 10:16:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026132955_2421c9ded06c7997866863479744c0b7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026132955_2421c9ded06c7997866863479744c0b7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026132955_2421c9ded06c7997866863479744c0b7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kaşıntı yalnızca bir cilt sorunu olarak ele alınmamalı!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-kasinti-yalnizca-bir-cilt-sorunu-olarak-ele-alinmamali-140200.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-kasinti-yalnizca-bir-cilt-sorunu-olarak-ele-alinmamali-140200.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kaşıntının yalnızca ciltte yaşanan bir sorun olmadığını belirten uzmanlar, stres ve duygusal durumlarla da yakından ilişkili olabildiğini söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Klinik Psikolog Cumali Aydın, egzamada kaşıntı ve kaşıma davranışının stres, duygusal durum ve beyin mekanizmalarıyla ilişkisi ile oluşan kısır döngünün nasıl yönetilebileceğini ve psikoterapinin bu süreçteki rolü hakkında açıklamalarda bulundu.

Egzamada kaşıntının, çoğu zaman yalnızca derideki bir yangının sonucu gibi görünse de, aslında bedenle zihnin birbirine sıkı sıkıya bağlı olduğu bir sürecin parçası olduğunu dile getiren Klinik Psikolog Cumali Aydın, “Stres anlarında salgılanan kortizol ve benzeri stres hormonları, bağışıklık sistemini ve deri bariyerini doğrudan etkileyerek kaşıntıyı tetikleyebilir ya da şiddetlendirebilir.” dedi. Kişi yoğun bir kaygı ya da üzüntü yaşadığında egzamasının alevlendiğini hatırlatan Aydın, “Tam tersi biçimde, şiddetli kaşıntı da kişinin ruh hâlini bozarak sinirlilik, karamsarlık ve öfke gibi duygusal değişimlere yol açar. Bu karşılıklı etkileşim, kaşıntının neden sadece bir ‘cilt sorunu’ olarak ele alınmaması gerektiğini açıkça gösterir; duygusal durum ile cilt belirtileri aynı madalyonun iki yüzüdür.” şeklinde konuştu.



KAŞIMA DAVRANIŞI TEKRARLANDIKÇA OTOMATİKLEŞİYOR!

Kaşıntı başladığında beynin, kaşıma eylemini bir rahatlama yolu olarak devreye soktuğunu kaydeden Aydın, “Ancak bu rahatlama çok kısa sürer ve kaşıma, deride mikrotravmalar yaratarak kaşıntıyı daha da artırır.” dedi.

Böylece ‘kaşıntı–kaşıma–daha çok kaşıntı’ şeklinde tanımlanan kısır döngünün ortaya çıktığını ifade eden Aydın, şunları söyledi:

“Bu döngüde beyin, kaşımanın verdiği kısa süreli hazla ödüllendirilir ve dopamin salınımıyla pekiştirilir; yani kaşıma davranışı zamanla bağımlılık benzeri bir dürtü hâline gelir. Başlangıçta iradeyle durdurulabilen bu davranış, tekrarlar arttıkça otomatikleşir ve kişi ‘artık kendimi durduramıyorum’ demeye başlar. Nitekim kronik kaşıntı hastalarında beyindeki ödül ve motor bölgelerinin aşırı aktif hâle geldiği, bunun da dürtünün kontrol edilmesini giderek zorlaştırdığı gösterilmiştir.”

UTANÇ VE SUÇLULUK, KAŞINTIYI YENİDEN TETİKLEYEBİLİYOR! 

‘Kaşımamak gerektiğini biliyorum ama kendimi durduramıyorum’ ifadesinin, kişinin aslında ne yapması gerektiğini bilmesine rağmen davranışını durduramadığı, yani irade ile dürtü arasında sıkıştığı bir tabloya işaret ettiğini aktaran Aydın, “Psikolojik açıdan bu durum, dürtü kontrolünün zayıfladığı ve kaşıma davranışının obsesif-kompulsif spektrumda değerlendirilebilecek bir hâl aldığı anlamına gelir.” dedi.

Kişinin kaşıdıktan sonra utanç, suçluluk ve pişmanlık hissettiğine değinen Aydın, “Bu duygular da yeni bir stres dalgası yaratarak kaşıntıyı tekrar tetikler. Dolayısıyla bu kişinin yaşadığı şey basit bir ‘alışkanlık’ değil, duygusal ve bedensel belirtilerin birbirini beslediği bir kısır döngüdür. Klinik değerlendirmede bu döngünün farkında olmak, kişiyi suçlamak yerine döngüyü kırmaya odaklanmayı gerektirir.” ifadelerini kullandı.

STRES VE KAŞINTI BİRBİRİNİ BESLEYEN BİR KISIR DÖNGÜ OLUŞTURUYOR!

Stres, kaygı ve öfke gibi duyguların kaşıntıyı ve kaşıma davranışını belirgin biçimde artırabildiğine işaret eden Aydın, “Stres anında hipotalamus-hipofiz-adrenal ekseni harekete geçer; salgılanan maddeler derideki sinir uçlarını ve bağışıklık hücrelerini uyararak kaşıntıyı doğrudan şiddetlendirir. Öte yandan kaşıntı ve kaşıma da kişide gerginlik, uykusuzluk ve sosyal geri çekilme yaratarak ruhsal yükü artırır.” dedi.

Böylece psikolojik belirtilerin fiziksel belirtileri, fiziksel belirtilerin de psikolojik belirtileri beslediğini ve bir kısır döngü oluşturduğunu yineleyen Aydın, bu döngüyü anlamanın, tedavide hem cilde hem de duygulara aynı anda müdahale etmenin neden gerekli olduğunu gösterdiğini söyledi.

Psikoterapinin, kaşıntı–kaşıma döngüsünün duygusal ve davranışsal bileşenlerine müdahale ederek bu döngüyü kırmaya yardımcı olduğuna dikkat çeken Cumali Aydın, “Bilişsel-davranışçı terapi (BDT), kişinin kaşıma dürtüsünü tetikleyen düşünce ve duyguları fark etmesini ve alternatif tepkiler geliştirmesini sağlar.” dedi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kaşıntı yalnızca bir cilt sorunu olarak ele alınmamalı! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 09:53:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026125807_c4bb392776f41b7c2e9991e16da80dbc.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026125807_c4bb392776f41b7c2e9991e16da80dbc.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026125807_c4bb392776f41b7c2e9991e16da80dbc.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Dikkat! Bu belirtilerde yürüyüşe devam etmeyin!   ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-dikkat-bu-belirtilerde-yuruyuse-devam-etmeyin-140213.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-dikkat-bu-belirtilerde-yuruyuse-devam-etmeyin-140213.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Kalp ve damar hastalıkları dünya genelinde ölüm nedenleri arasında başı çekerken, günlük yaşama kolayca dahil edilebilen yürüyüş bu riski azaltmada önemli rol oynuyor. Dünya Sağlık Örgütü, yetişkinlere haftada 150-300 dakika orta şiddette fiziksel aktivite öneriyor. Ancak özellikle 35 yaşından sonra ve uzun süredir hareketsiz olanlarda, yürüyüşün süresi kadar, temposu ve hangi koşullarda yapıldığı da önem taşıyor. 

Acıbadem Kartal Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüşte doğru tempoyu anlamanın en kolay yollarından birinin ‘konuşma testi’ olduğunu belirterek, “Orta tempolu bir yürüyüşte konuşabilir, ancak uzun cümleleri rahatça söylemekte zorlanırsınız. Konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız temponuz fazla yüksek olabilir” diyor. Prof. Dr. Murat Turfan, 4 Ekim Dünya Yürüyüş Günü kapsamında yaptığı açıklamada, kalp sağlığı için yürüyüşte dikkat edilmesi gereken 6 temel kuralı anlattı; önemli öneriler ve uyarılarda bulundu.

Yürüyüşe başlamadan önce kendi risklerinizi öğrenin

Prof. Dr. Murat Turfan, “35 yaşından sonra değişen şey yürüyüşün kuralları değil, kişinin kendi risklerini daha iyi tanımasının önemidir” diyerek sözlerine şöyle devam ediyor: “Uzun süredir egzersiz yapmıyorsanız, sigara kullanıyorsanız, hipertansiyon, diyabet veya kolesterol yüksekliğiniz varsa ya da ailenizde erken yaşta kalp hastalığı öyküsü bulunuyorsa yürüyüş programına başlamadan önce sağlık durumunuzun değerlendirilmesi önemlidir. Gerekli görülen kişilerde hekim muayenesi ve ek testlerle egzersizin güvenli sınırları belirlenebilir. Bilinen kalp-damar hastalığı bulunan kişilerin ise yürüyüşün süresi ve şiddeti konusunda mutlaka hekimlerinin önerisine göre hareket etmeleri gerekir.

İlk ve son 5-10 dakikayı hafife almayın

Yürüyüşe başlar başlamaz yüksek tempoya çıkmak kalp ve dolaşım sistemi üzerindeki yükü aniden artırabilir. Bu nedenle ilk 5-10 dakikayı daha rahat bir tempoda geçirerek vücudun ısınmasını sağlamak, ardından yürüyüş hızını kademeli olarak yükseltmek faydalıdır. Yürüyüşü bitirirken de birden durmak yerine son birkaç dakikada tempoyu yavaşlatmak gerekir. Isınma ve soğuma bölümleri özellikle yüksek tempoda yürüyenler ve kalp-damar hastalığı bulunanlar için daha önemlidir. 

Temponuzu ‘konuşma testi’ ile ayarlayın

Prof. Dr. Murat Turfan, “Yürüyüş sırasında nabzınızı sürekli takip etmek zorunda değilsiniz. Bunun için oldukça basit bir yöntem var; konuşma testi. Orta şiddette bir yürüyüş sırasında konuşabilirsiniz, ancak uzun cümleleri rahatlıkla söylemekte zorlanmaya başlarsınız. Buna karşılık konuşamayacak kadar nefes nefese kalıyorsanız tempo sizin için fazla yüksek olabilir. Elbette bu sınır kişiden kişiye değişir. Düzenli egzersiz yapan bir kişinin ‘orta şiddeti’, uzun süredir hareketsiz bir kişinin temposundan oldukça farklı olabilir. 

Bir günde çok değil, haftaya yayarak yürüyün

Kalp sağlığı için haftada bir gün birkaç saat yürümek yerine, hareketi haftanın geneline yaymak daha doğru bir yaklaşım. Haftada en az 150 dakika orta şiddette fiziksel aktivite hedefleyin. Örneğin, haftanın 5 günü 30’ar dakikalık tempolu yürüyüş iyi bir başlangıç olabilir. Üstelik bu süreyi tek seferde tamamlamanız gerekmiyor; gün içinde yapacağınız 10-15 dakikalık yürüyüşleri bir araya getirerek de toplam süreye ulaşabilirsiniz. Burada önemli olan kusursuz bir program değil, hareketsiz geçen günlerin sayısını azaltmak ve sürdürülebilir bir düzen oluşturmak.

Yemek saatine ve hava koşullarına dikkat edin

Özellikle ağır bir öğünün hemen ardından tempolu yürüyüş yapmak hazımsızlık, şişkinlik ve rahatsızlık hissine yol açabilir. Büyük öğünlerden sonra bir süre beklemek ve yürüyüşe daha hafif tempoda başlamak daha uygun olacaktır. Sıcak ve nemli havalarda vücudun ısı düzenlemesi zorlaşırken, çok soğuk havalarda damarların büzüşmesi ve tansiyonun yükselmesi gibi etkiler görülebilir. Kalp hastalığı olan kişilerin özellikle aşırı sıcak veya soğuk havalarda egzersiz koşullarına daha fazla dikkat etmesi gerekir.

Bu belirtilerde yürüyüşe devam etmeyin!

Kardiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Murat Turfan, yürüyüş sırasında bazı belirtilerin hafife alınmaması gerektiğini belirterek şöyle konuşuyor: “Yürüyüş sırasında göğüste baskı veya sıkışma; kola, sırta ya da çeneye yayılan ağrı, alışılmadık nefes darlığı; belirgin çarpıntı; baş dönmesi; soğuk terleme veya bayılacak gibi olma hissi gelişirse yürümeye devam edilmemelidir. Belirtiler kısa sürede geçse bile tekrarlıyorsa hekim değerlendirmesi gerekir. Belirgin ya da devam eden göğüs ağrısı, ciddi nefes darlığı veya bayılma gibi durumlarda ise acil tıbbi yardım alınmalıdır. Unutmayın, yürüyüşün amacı sınırlarınızı zorlamak değil, sağlığınızı güvenli ve düzenli hareketle desteklemektir.”

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Dikkat! Bu belirtilerde yürüyüşe devam etmeyin!    - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 09:45:02 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026125929_a799bcbd2381d7a86357083add21a2c3.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026125929_a799bcbd2381d7a86357083add21a2c3.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026125929_a799bcbd2381d7a86357083add21a2c3.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kayseri Kocasinan'dan bölgeye değer katacak sağlık merkezi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-kayseri-kocasinandan-bolgeye-deger-katacak-saglik-merkezi-140137.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-kayseri-kocasinandan-bolgeye-deger-katacak-saglik-merkezi-140137.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kayseri Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Erciyesevler Mahallesi’nde hayırseverin desteğiyle yapımı tamamlanan Aile Sağlığı Merkezi’nde incelemelerde bulundu.KAYSERİ (İGFA) - Çevre düzenleme çalışmalarının da tamamlanmasıyla birlikte merkezin kısa süre içerisinde hizmete açılacağını belirten Kayseri Kocasinan Belediye Başkanı Ahmet Çolakbayrakdar, Kocasinan’ın her mahallesinin ihtiyaçlarını karşılayan sosyal donatı alanlarını birer birer hayata geçirdiklerini söyledi.

Merkezde yürütülen çalışmaları yerinde inceleyen Başkan Çolakbayrakdar, yetkililerden çalışmaların son durumu hakkında bilgi aldı. Çevre düzenlemelerinin tamamlanmasının ardından merkezin açılışının gerçekleştirilerek vatandaşların hizmetine sunulacağını ifade eden Başkan Çolakbayrakdar, sağlık yatırımlarının mahallelerin ihtiyaçları doğrultusunda büyük önem taşıdığını vurguladı.

“BÖLGEYE YAKIŞAN MODERN BİR SAĞLIK MERKEZİ İNŞA ETTİK”

Erciyesevler Mahallesi’nde ihtiyaç duyulan sağlık hizmetinin karşılanmasına yönelik önemli bir çalışmayı tamamladıklarını belirten Başkan Çolakbayrakdar, “Kıymetli hemşehrilerim, hayırlı günler diliyorum. Erciyesevler Mahallemizde bulunan Aile Sağlığı Merkezimizin yapımı tamamlandı. Çevre düzenlemelerinin inşallah önümüzdeki günlerde tamamlanmasıyla birlikte açılışını yapıp hizmete almış olacağız. Bu ve benzeri birçok mahallemizin ihtiyacı olan sosyal donatıların, servis alanlarının hepsini birer birer tamamlayarak vatandaşlarımızın hizmetine sunmuş oluyoruz. Buranın özelinde, Erciyesevler Mahallemizde ihtiyaç duyulan bir sağlık ocağı hizmeti var idi. Sağlık Müdürlüğümüzle yapmış olduğumuz istişareler neticesinde, hayırseverlerimizin desteği ile birlikte Kocasinan Belediyesi olarak Aile Sağlığı Merkezimizin inşaatını tamamladık ve inşallah önümüzdeki günlerde açılmasıyla birlikte bu bölgede yaşayan hemşehrilerimize hizmet vermiş olacak.” ifadelerine yer verdi.

Başkan Çolakbayrakdar, vatandaşların ihtiyaçlarına cevap veren yatırımları hayata geçirmeye devam edeceklerini belirterek, “Aile Sağlığı Merkezimizin bölgeye ve hemşehrilerimize hayırlı olmasını diliyorum. Sağlıkla, inşallah iyi günlerde kullanılması nasip olsun.” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kayseri Kocasinan'dan bölgeye değer katacak sağlık merkezi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 02 Oct 2026 06:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026094520_b1522a47e4ae61acc9e208aea623a477.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026094520_b1522a47e4ae61acc9e208aea623a477.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/02102026094520_b1522a47e4ae61acc9e208aea623a477.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nilüfer Belediyesi’nden üniversitede gıda denetimi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-nilufer-belediyesinden-universitede-gida-denetimi-140096.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-nilufer-belediyesinden-universitede-gida-denetimi-140096.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Nilüfer Belediyesi ekipleri, Bursa Uludağ Üniversitesi yerleşkesinde faaliyet gösteren gıda işletmelerine kapsamlı denetim gerçekleştirdi.BURSA (İGFA) - Nilüfer Belediyesi Ruhsat ve Denetim Müdürlüğü ile Zabıta Müdürlüğü ekipleri, üniversite öğrencileri ve vatandaşların, güvenli ve sağlıklı gıdaya ulaşabilmesi amacıyla denetimlerini sürdürüyor. Ekipler, bu kapsamda Bursa Uludağ Üniversitesi yerleşkesinde yer alan gıda satışı yapan işletmeleri denetledi.

İncelemeler sırasında işletmelerin ruhsat uygunlukları, sunulan ürünlerin son kullanma tarihleri, saklama koşulları, hijyen standartları ve etiket bilgileri kontrol edildi.

Mevzuata aykırı durumların önüne geçilmesi hedeflenen saha çalışmalarında, işletme sahiplerine ve çalışanlarına uyulması gereken kurallar hakkında bilgilendirmeler de yapıldı.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Nilüfer Belediyesi’nden üniversitede gıda denetimi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 11:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026152032_d97b8d5ae2d6023501c4efb1f01789ce.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026152032_d97b8d5ae2d6023501c4efb1f01789ce.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026152032_d97b8d5ae2d6023501c4efb1f01789ce.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Düzce’de fabrikada gıda zehirlenmesi şüphesi: 25 kişi başvurdu]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-duzcede-fabrikada-gida-zehirlenmesi-suphesi-25-kisi-basvurdu-140087.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-duzcede-fabrikada-gida-zehirlenmesi-suphesi-25-kisi-basvurdu-140087.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Düzce Organize Sanayi Bölgesi’nde faaliyet gösteren bir fabrikada çalışan 25 kişi, yemek yedikten sonra rahatsızlanarak hastaneye başvurdu.Sefer DEMİR / DÜZCE (İGFA) - Edinilen bilgilere göre, fabrikada çalışan bazı kişiler yemek sonrasında rahatsızlık yaşadı. Gıda zehirlenmesi şüphesi bulunan 25 kişi, sağlık kuruluşlarına başvurdu.

Çalışanların sağlık durumlarının yapılacak kontrollerin ardından netleşeceği öğrenildi.

Olayla ilgili inceleme başlatıldı.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Düzce’de fabrikada gıda zehirlenmesi şüphesi: 25 kişi başvurdu - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 10:40:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026151131_ab2d5f6182eefabc47dce39ddfddd64e.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026151131_ab2d5f6182eefabc47dce39ddfddd64e.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026151131_ab2d5f6182eefabc47dce39ddfddd64e.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Genetik risklerinizi yaşam alışkanlıklarınızla azaltabilirsiniz!  ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-genetik-risklerinizi-yasam-aliskanliklarinizla-azaltabilirsiniz-140077.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-genetik-risklerinizi-yasam-aliskanliklarinizla-azaltabilirsiniz-140077.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Yaş almak kaçınılmaz olsa da yaşlanma sürecinin nasıl ilerleyeceği yalnızca takvimdeki yaşımızla belirlenmiyor. Genetik mirasımız bazı hastalıklara yatkınlığımızı etkileyebiliyor; ancak fiziksel aktiviteden beslenmeye, uykudan sosyal ilişkilere kadar yaşamımız boyunca sürdürdüğümüz alışkanlıklar da sağlıklı yaşlanmada önemli rol oynuyor. 

Acıbadem Kadıköy (Dr. Şinasi Can) Hastanesi İç Hastalıkları, Geriatri Uzmanı Prof. Dr. Berrin Karadağ, toplumumuzda birçok kişinin “Annemde de babamda da kalp hastalığı, diyabet var. Genetik kaderim bu, elimden ne gelir ki?” düşüncesinde olduğunu belirterek “Japonya bir deprem ülkesidir. Coğrafi yapısı, yani ‘genetiği’ gereği her an yıkıcı bir sarsıntıyla karşı karşıyadır. Ancak Japonlar, doğru mühendislik ve sağlam binalarla en şiddetli depremlere bile meydan okurlar. İşte bizim vücudumuz da böyledir. Genetik mirasınız size riskli bir zemin sunmuş olabilir; ancak inşa edeceğiniz sağlam yaşam alışkanlıkları, bu risklerin ortaya çıkmasını veya etkilerini azaltmaya yardımcı olur. Yaşlanmayı tamamen durduramayız ama biyolojik saatimizi yavaşlatmak, gençlik yıllarından itibaren atacağımız doğru adımlarla bizim elimizdedir” diyor. 

Sağlıklı yaşlanmaya yönelik adımların, genç ve orta yaşlardan itibaren atılmasının büyük önem taşıdığını vurgulayan Prof. Dr. Karadağ, 1 Ekim Dünya Yaşlılar Günü kapsamında yaptığı açıklamada, yaşlılıkta fiziksel ve zihinsel açıdan dinç kalabilmenin 10 püf noktasını anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu. 


	Hücresel yakıtı ayarlamak: Akdeniz tipi beslenme ve sağlıklı kilo


Sürekli yüksek kalorili, işlenmiş ve şekerli ürünler tüketmek, hücrelerimizin paslanmasını ve yaşlanmayı hızlandırır.  Gençlikten itibaren antioksidanlardan, zeytinyağı, sebze, meyve, tam tahıl ve liften zengin Akdeniz tipi beslenme benimsenmelidir. Porsiyonları hafifçe azaltmak ve tabağı farklı renklerde besinlerle çeşitlendirmek, hücresel yaşlanmayı yavaşlatır, hücrelerimizin kalitesini doğrudan korur ve vücuda ihtiyacı olan tüm koruyucu beslenme öğelerini sağlar. Sağlıklı vücut ağırlığını korumak da sağlıklı yaşlanmanın önemli adımlarındandır. 


	Kas rezervini korumak: Direnç ve güç egzersizleri 


Prof. Dr. Berrin Karadağ, yaşlılıkta en büyük biyolojik tehditlerden birinin kas kütlesi kaybı olduğunu belirterek şöyle konuşuyor: “Sadece yürümek kasları korumaya yetmez. Haftada en az iki gün kasları zorlayan hafif ağırlık veya direnç egzersizleri yapmalıyız. Gençlikte ve orta yaşlarda ne kadar güçlü bir kas ve kemik rezervi oluşturursanız, ileri yaşlarda dengeniz o kadar sağlam olur. Kas kütlesi, yaşlılık dönemindeki gizli metabolik sigortamızdır. Kuvvetli kaslar eklemlere binen yükü azaltarak kireçlenmeyi ve kronik ağrıları da engeller. Güçlü bir iskelet yapısı, ileri yaşta kimseye bağımlı olmadan özgürce hareket edebilmenin tek anahtarıdır.”


	Gece mesaisi: Kaliteli uyku ve hücresel onarım 


Uyku, vücudun gece temizliği ve derin bakım seansıdır. Melatonin ve büyüme hormonu gibi kritik anti-aging (yaşlanma karşıtı) hormonlar derin uykuda en üst seviyede salgılanır. Her gece 7-8 saat kesintisiz uyku, beyindeki zararlı protein atıklarının temizlenmesini sağlayarak  bilişsel sağlığın korunmasına katkı sağlar. Yetersiz uyku ise ertesi gün kronik bir stres tablosu yaratarak hücrelerin erkenden yaşlanmasına yol açar. Uyuduğunuz odanın tamamen karanlık ve serin olmasına özen göstermelisiniz.


	Beyni antrenmansız bırakmamak: Bilişsel esneklik ve sosyal bağlar


Emeklilik dönemi ‘zihinsel bir duraklama veya inzivaya çekilme’ olarak görülmemelidir. Beyin, kullanılmadıkça körelen nöronal ağlara sahiptir. Yeni bir dil öğrenmek, bir enstrüman çalmak veya sürekli yeni bilgiler edinmek beyindeki sinirsel bağları canlı tutar. Güçlü sosyal ilişkiler ve dostluklar kurmak da, yalnızlığı ve buna bağlı depresif süreçleri önleyerek ömrü uzatır. Sevdiklerinizle geçirdiğiniz kaliteli zamanlar, beyinde mutluluk hormonu salgılatarak bilişsel gerilemeyii yavaşlatır. Zihninizi her gün şaşırtacak yeni bulmacalar veya rotalar deneyerek onu tembellikten kurtarın. Sosyal olarak aktif olan bireylerin biyolojik yaşının, akranlarına göre çok daha genç kaldığı tıbben kanıtlanmıştır.


	‘İkinci beyni’ beslemek: Bağırsak mikrobiyotası sağlığı


Prof. Dr. Berrin Karadağ, bağırsaklarımızdaki milyarlarca yararlı bakterinin, bağışıklık sisteminden ruh halini yönetmeye dek önemli işlevleri olduğunu ancak yaşlandıkça azalmaya başladığını belirterek şöyle konuşuyor: “Yoğurt, kefir, turşu gibi fermente gıdalar ve bol lifli sebzeler tüketerek bağırsak mikrobiyotasını zengin tutmak, sistemik kronik enflamasyonu baskılamanın ve yaşlanmayı yavaşlatmanın en modern tıbbi yoludur. Sağlıksız bir bağırsak florası, tüm vücuda yayılan sessiz bir yangının fitilini ateşler. Mutluluk hormonu olan serotoninin büyük kısmı burada üretildiğinden, bağırsak sağlığı yaşlılıkta hayata pozitif bakabilmenin de gizli formülüdür.”


	Mitokondriyal sağlık: Kronik stres yönetimi


Kronik stres, hücrelerimizin enerji santralleri olan mitokondrilere doğrudan zarar verir ve vücutta sessiz bir "enflamasyon" (iç yangı) durumu yaratır. Meditasyon, doğada zaman geçirmek veya düzenli nefes egzersizleri yapmak, stres hormonu kortizolü dengeler. Sakin ve dingin bir zihin, hücre düzeyinde yaşlanma hızını yavaşlatan en doğal ilaçtır. Sürekli endişe halinde yaşamak, DNA'larımızın koruyucu kapakları olan telomerleri hızla kısaltır. Hayatın getirdiği zorluklara karşı geliştireceğiniz psikolojik dayanıklılık, cildinizdeki kırışıklıklardan damar sertliğinize kadar her şeyi etkiler. Gün içinde kendinize sadece ‘durma’ ve nefes alma molaları vererek enerji santrallerinizi koruma altına alın.


	Vücudun akışkanlığı: Hidrasyon ve hücresel su dengesi


Yaş ilerledikçe vücudun susuzluk hissi ve algısı azalarak kronik susuzluğa neden olur. Hücrelerin toksinlerden arınması, böbrek fonksiyonlarının korunması ve cildin elastikiyeti için yeterli su tüketimi şarttır. Yeterince su içmediğimizde kanımız koyulaşır ve kalbimiz dokuları beslemek için çok daha fazla çalışmak zorunda kalır. Eklemlerimizin arasındaki sıvı seviyesinin korunması ve hareket kabiliyetimizin azalmaması da doğrudan su tüketimimize bağlıdır. Masanızda her zaman dolu bir sürahi bulundurmayı yaşamsal bir alışkanlık haline getirin.


	Kemik gücü ve hormonal denge: D vitamini ve doğru takviyeler


Yaşlanma sürecinde kemik yoğunluğunu korumak ve bağışıklığı güçlü tutmak için D vitamini, magnezyum ve B12 gibi değerlerin yeterli seviyede olması gerekir. Hekim kontrolünde doğru takviye stratejisi, eksilen biyolojik depoları doldurur. Kulaktan dolma bilgilerle, rastgele vitamin kullanmak yerine, kan analizlerinize göre hekim önerisi doğrultusunda gerekli takviyeleri almalısınız. Yaş alırken kemik erimesine dur demek, ilerideki adımlarımızın kırılmaz güvencesidir.


	Damar yaşını korumak: Kardiyovasküler esneklik ve toksinlerden kaçınmak


Sigara, alkol ve aşırı tuz gibi damarın iç çeperini bozan faktörlerden uzak durmak hayati önem taşır. Düzenli kardiyo egzersizleri (tempolu yürüyüş, yüzme, bisiklet) damar esnekliğini koruyarak dokulara giden oksijen miktarını artırır ve organ yaşlanmasını geciktirir. Esnekliğini kaybeden sertleşmiş damarlar, yüksek tansiyona ve dolayısıyla kalp krizine davetiye çıkarır. Damar sağlığını korumak, tüm organlarımıza gençlik iksiri pompalamak demektir.


	Proaktif Tıp: Düzenli check-up ve koruyucu sağlık taramaları


Prof. Dr. Berrin Karadağ, hastalık kapıyı çalmadan, fonksiyon kaybı gelişmeden önce önlem almanın, modern geriatrinin temel yasası olduğunu belirterek, “Tansiyon, kan şekeri ve kolesterol değerlerinin yakın takibi, damar sağlığımızı sessiz hasarlardan korur. Yaşınıza uygun düzenli sağlık taramalarını ve aşıları ihmal etmemek, genetik fay hatlarınızın nerede olduğunu bilip ona göre koruyucu duvarlar örmenizi sağlar. Tıpta en ucuz ve en etkili tedavi, hastalıktan korunmaktır. Küçük bir kan tahlili veya erken fark edilen bir dengesizlik, yıllar sonra büyük bir felakete dönüşebilecek bir hastalığı başlamadan bitirebilir. Bedeninizi dinleyin ama onu düzenli olarak uzman bir hekim mühendisliğine emanet etmeyi de unutmayın.”

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Genetik risklerinizi yaşam alışkanlıklarınızla azaltabilirsiniz!   - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 08:58:01 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026140752_6ca029cd9ccdb4cba22ca81bf8667a69.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026140752_6ca029cd9ccdb4cba22ca81bf8667a69.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026140752_6ca029cd9ccdb4cba22ca81bf8667a69.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Çocuklarda odaklanma sorununun nedeni yalnızca ekran olmayabilir]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-cocuklarda-odaklanma-sorununun-nedeni-yalnizca-ekran-olmayabilir-140013.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-cocuklarda-odaklanma-sorununun-nedeni-yalnizca-ekran-olmayabilir-140013.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, dikkat dağınıklığının uyku, beslenme, hareket ve stresle birlikte değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Telefon, tablet ve sürekli değişen dijital uyaranlarla büyüyen çocuklarda odaklanma sorunu ailelerin giderek daha fazla gündemine giriyor. Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Murat Doğan, her dikkat dağınıklığının bir hastalık olarak değerlendirilmemesi gerektiğini belirterek, uyku, beslenme, fiziksel aktivite ve ekran kullanım alışkanlıklarının birlikte ele alınması gerektiğini vurguladı.

“SORUN SADECE EKRAN SÜRESİ DEĞİL”

Dr. Doğan, ekran başında geçirilen sürenin tek başına yeterli bir gösterge olmadığını ifade ederek, asıl önemli olanın ekranın hangi alışkanlıkların yerini aldığına bakmak olduğunu söyledi. Doğan, “Uyku mu azalıyor, hareket mi azalıyor, aile içindeki sohbet, kitap okuma veya oyun zamanı mı ortadan kalkıyor? Ekranı bu bütünlük içinde değerlendirmek gerekiyor” dedi.

Kısa video içeriklerinin çocukları sürekli değişen uyaranlarla karşı karşıya bıraktığını belirten Doğan, kitap okuma, öğretmeni dinleme, problem çözme ve ödev yapma gibi etkinliklerin ise daha uzun süreli zihinsel çaba gerektirdiğini kaydetti.



HER DİKKAT DAĞINIKLIĞI DEHB DEĞİL

Çocuklarda görülen odaklanma problemlerinin hemen Dikkat Eksikliği ve Hiperaktivite Bozukluğu (DEHB) olarak yorumlanmaması gerektiğini söyleyen Doğan, uyku yetersizliği, düzensiz beslenme, hareketsizlik, yoğun ekran kullanımı ve stresin de dikkat performansını etkileyebileceğini belirtti.

Uzun süredir devam eden, okul başarısını, aile ilişkilerini veya günlük yaşamı belirgin biçimde etkileyen sorunlarda profesyonel değerlendirme alınmasının önemli olduğunu vurgulayan Doğan, “Amaç çocuğa hemen bir etiket koymak değil, sorunun kaynağını doğru anlamaktır” ifadelerini kullandı.

UYKU, BESLENME VE HAREKET ÖNEMLİ

Dr. Doğan, çocukların bilişsel performansında dengeli beslenme, düzenli uyku ve fiziksel hareketin önemine dikkat çekti. Çocukların gelişim dönemlerine göre ihtiyaçların farklılaşabileceğini belirten Doğan, takviye ürünlerin ise ancak uygun kullanım çerçevesinde ve sağlık profesyonellerinin önerileriyle değerlendirilmesi gerektiğini söyledi.

Ebeveynlere de çağrıda bulunan Doğan, çocukların boş kaldığı her anın dijital içerikle doldurulmaması gerektiğini belirterek, “Çocuğun her dakika eğlendirilmesi gerekmiyor. Bazen hiçbir şey yapmamak, hayal kurmak ve kendi oyununu üretmek de gelişimin doğal bir parçasıdır” dedi.



AİLELERE 6 ÖNERİ

Dr. Murat Doğan ailelere şu önerilerde bulundu:


 Yemek sırasında telefon ve tablet kullanımını sınırlandırın.
 Uyku öncesinde ekran kullanımını azaltın.
 Ders ortamındaki gereksiz dijital uyaranları kaldırın.
 Fiziksel aktivite ve açık hava zamanını destekleyin.
 Kitap okumayı günlük rutinin parçası haline getirin.
 Çocuğun her “sıkıldım” dediği anı ekranla doldurmayın.





 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Çocuklarda odaklanma sorununun nedeni yalnızca ekran olmayabilir - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Thu, 01 Oct 2026 07:24:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026112623_9c80a67b9e319e80f0df848ac20a0821.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026112623_9c80a67b9e319e80f0df848ac20a0821.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/01102026112623_9c80a67b9e319e80f0df848ac20a0821.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Meme kanseri gençlerde de yaygınlaşıyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-meme-kanseri-genclerde-de-yayginlasiyor-139988.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-meme-kanseri-genclerde-de-yayginlasiyor-139988.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye'de yılda yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor. Prof. Dr. Metin Çakmakçı, erken tanının hayat kurtardığını vurgulayarak düzenli kontrollerin önemine ve risk faktörlerine karşı dikkatli olunması gerektiğine dikkat çekti.İSTANBUL (İGFA) - Dünya genelinde kadınlarda en sık görülen kanser türü olan meme kanseri, son yıllarda genç yaşlarda da daha sık gündeme geliyor.

Sağlık Bakanlığı verilerine göre Türkiye’de her yıl yaklaşık 27 bin kadına meme kanseri tanısı konuluyor.

“ERKEN TANI HAYAT KURTARIYOR”

Meme kanserinde erken tanının önemine dikkat çeken Genel Cerrahi Uzmanı Prof. Dr. Metin Çakmakçı, meme kanserinde en önemli hedefin henüz belirti vermeden erken evrede tanı koymak olduğunu vurguladı. Prof. Dr. Çakmakçı, “Benim hiçbir şikayetim yok” düşüncesinin düzenli kontrolleri aksatabildiğini belirterek, erken tanı ve tedavi şansının kaçırılmaması için kadınların kontrollerini ihmal etmemesi gerektiğini söyledi.

RİSK FAKTÖRLERİNE DİKKAT

Prof. Dr. Çakmakçı, gelişen görüntüleme yöntemlerinin tanıyı kolaylaştırdığını belirterek; fazla kilo, menopoz sonrası obezite, fiziksel aktivite azlığı, sigara, alkol kullanımı ve bazı hormonal tedavilerin meme kanseri riskini artırabildiğini ifade etti. Ailesinde meme veya yumurtalık kanseri öyküsü bulunan kadınların risk değerlendirmesini daha erken yaptırmasının önemli olduğunu belirten Çakmakçı, risk grubundaki 40 yaş altı kadınlar için ultrasonografi ve MR, 40 yaş sonrası için ise yıllık ultrasonografi ve mamografi önerildiğini kaydetti.

Çakmakçı, kampanya kapsamında meme kanserinin dikkat edilmesi gereken 7 önemli belirtisini şöyle sıraladı:


 Memede yeni ortaya çıkan kitle
 Memede şekil veya büyüklük değişikliği
 Meme derisinde çökme, çekilme veya kalınlaşma
 Meme başında içe doğru çekilme veya yeni gelişen değişiklik
 Meme başından kendiliğinden gelen akıntı
 Meme veya meme başı çevresinde kızarıklık, döküntü ya da deri değişikliği
 Koltuk altında veya köprücük kemiği çevresinde yeni ortaya çıkan şişlik

 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Meme kanseri gençlerde de yaygınlaşıyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 12:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026151748_09f4c89f9f123cf2d70593d4dcee07a0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026151748_09f4c89f9f123cf2d70593d4dcee07a0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026151748_09f4c89f9f123cf2d70593d4dcee07a0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[OED cihazları Gebze’nin dört bir yanına yerleştiriliyor! Kalbi duran vatandaş için kritik hamle]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-oed-cihazlari-gebzenin-dort-bir-yanina-yerlestiriliyor-kalbi-duran-vatandas-icin-kritik-hamle-139969.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-oed-cihazlari-gebzenin-dort-bir-yanina-yerlestiriliyor-kalbi-duran-vatandas-icin-kritik-hamle-139969.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Gebze Belediyesi, ani kalp durmalarında hayat kurtarabilecek önemli bir uygulamayı hayata geçiriyor. OED cihazları, vatandaşların yoğun olduğu noktalara yerleştirilmeye başlanıyor.Mesut IŞIK / KOCAELİ (İGFA) - Gebze’de olası kalp durmalarına karşı dikkat çeken bir sağlık hamlesi başlatıldı. Otomatik Eksternal Defibrilatör (OED) cihazları, sağlık ekipleri olay yerine ulaşana kadar geçen kritik sürede müdahale edilebilmesi amacıyla kentin farklı noktalarında vatandaşların kullanımına sunulacak.

İGF Marmara Bölge Başkanı Mesut Işık, Gebze Belediyesi tarafından farklı noktalara yerleştirilmeye başlanan OED cihazları hakkında Gebze Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü ile Sağlık İşleri Servisi Müdürü Mecit Keskinoğlu’ndan bilgi aldı.

KRİTİK ANLARDA İLK MÜDAHALE İMKÂNI

Ani kalp durmalarında zamanla yarışılırken, OED cihazları kalp ritmini analiz ederek gerekli olması halinde elektriksel şok uygulanmasına imkân sağlıyor. Cihazların vatandaşların kolay ulaşabileceği alanlarda bulunmasıyla, sağlık ekipleri gelene kadar geçen sürede ilk müdahalenin gecikmemesi hedefleniyor.



GEBZE’NİN EN YOĞUN NOKTALARINA KONULACAK

OED cihazlarının başta 15 Temmuz Milli İrade Kent Meydanı, Gebze Kültür Merkezi, Gebze Şehirlerarası Otobüs Terminali ve Gebze Millet Bahçesi olmak üzere kapalı pazar alanları ve belediye hizmet binalarına yerleştirilmesi planlanıyor.

“İHTİYAÇ DUYULMASIN AMA HAZIR OLALIM”

Gebze Belediyesi Sosyal Destek Hizmetleri Müdürlüğü ile Sağlık İşleri Servisi Müdürü Mecit Keskinoğlu, uygulamanın vatandaşların güvenliği açısından önemli olduğunu belirterek, “İnşallah hiçbir vatandaşımızın bu cihazlara ihtiyaç duyduğu bir durumla karşılaşmayız. Ancak böyle bir ihtiyaç ortaya çıktığında, zaman kaybetmeden müdahale edilebilmesi için gerekli imkânın vatandaşlarımızın yakınında olmasını sağlayacağız.” dedi.

Kent genelinde acil durumlara yönelik tedbirlerin artırılması hedeflenirken, OED cihazlarının yaygınlaştırılmasıyla ani kalp durmalarında ilk dakikalarda müdahale imkânının artırılması amaçlanıyor.
Gebze’de artık kritik anlarda yardım sadece ambulansın gelmesi beklenerek değil, hayat kurtarabilecek cihazlarla daha erken başlayabilecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[OED cihazları Gebze’nin dört bir yanına yerleştiriliyor! Kalbi duran vatandaş için kritik hamle - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:23:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026143545_e71c0411aca6cce31410f3de58bc88a8.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026143545_e71c0411aca6cce31410f3de58bc88a8.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026143545_e71c0411aca6cce31410f3de58bc88a8.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Araştırmada zeytinyağı tüketimi daha düşük hastalık riskiyle ilişkilendirildi]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-arastirmada-zeytinyagi-tuketimi-daha-dusuk-hastalik-riskiyle-iliskilendirildi-139954.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-arastirmada-zeytinyagi-tuketimi-daha-dusuk-hastalik-riskiyle-iliskilendirildi-139954.html</link>
                    <description><![CDATA[Yaklaşık 92 bin kişinin izlendiği araştırmada düzenli zeytinyağı tüketimi daha düşük kalp-damar ve bazı hastalık riskleriyle ilişkilendirildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Araştırmada zeytinyağı tüketimi daha düşük hastalık riskiyle ilişkilendirildi

İSTANBUL (MA) - Kardiyoloji ve İç Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Nevrez Koylan, düzenli zeytinyağı tüketiminin kalp ve damar sağlığı açısından olumlu etkilerle ilişkilendirildiğini belirtti.

Yaklaşık 92 bin kişinin 28 yıl izlendiği araştırmada, günde yaklaşık 7 gram zeytinyağı tüketenlerde hiç veya çok az tüketenlere kıyasla kalp-damar hastalığı ve bazı diğer hastalıklara bağlı risklerin daha düşük olduğu gözlendi.

Koylan, bu sonuçların zeytinyağının tek başına hastalıkları önlediği anlamına gelmediğini, toplam beslenme düzeninin önemli olduğunu vurguladı.

Zeytinyağının yüksek kalorili olması nedeniyle ölçülü tüketilmesi gerektiğini de belirtti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Araştırmada zeytinyağı tüketimi daha düşük hastalık riskiyle ilişkilendirildi - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 10:00:30 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/arastirmada-zeytinyagi-tuketimi-daha-dusuk-hastalik-riskiyle-iliskilendirildi-130142-20260930.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/arastirmada-zeytinyagi-tuketimi-daha-dusuk-hastalik-riskiyle-iliskilendirildi-130142-20260930.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/arastirmada-zeytinyagi-tuketimi-daha-dusuk-hastalik-riskiyle-iliskilendirildi-130142-20260930.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Antalya’da alzheimer hastalarına moral desteği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-antalyada-alzheimer-hastalarina-moral-destegi-139959.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-antalyada-alzheimer-hastalarina-moral-destegi-139959.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin alzheimer hasta ve hasta yakınlarına yönelik hizmet verdiği “Mavi Ev”de Alzheimer Ayı dolayısıyla moral ve farkındalık etkinlikleri düzenledi.ANTALYA (İGFA) - Alzheimer hastalığına karşı toplumsal bilinç oluşturmak ve arttırmak amacıyla her yıl Eylül ayı “Dünya Alzheimer Ayı” , 21 Eylül ise tüm dünyada “Dünya Alzheimer Günü” olarak kabul ediliyor.

Antalya Büyükşehir Belediyesi’nin alzheimer hastaları ve yakınlarına destek olmak amacıyla hizmet veren “Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi” Mavi Ev’de hastalar ve yakınları hem hastalık ve evreleri hakkında pratik bilgiler alıyor hem de psiko-sosyal destekle moral bulmaya devam ediyor.

Türkiye’ye örnek olan çalışmalarıyla büyük beğeni toplayan Mavi Ev’de farkındalık ayı dolayısıyla çeşitli etkinlikler düzenlendi. Eylül ayı içerisinde farklı günlerde kahvaltı, müzik dinletisi ve sosyal etkinliklerde buluşan hasta ve yakınları moral bularak keyifli zaman geçirdi.

Hasta yakınlarına yönelik eğitimlerle ise alzheimer hastalığının erken evrede tespit edilmesi, yavaşlatılması ve bütüncül korunma yollarına ilişkin tavsiyelerde bulunuldu.

EYLÜL AYI BOYUNCA ÇEŞİTLİ ETKİNLİKLER DÜZENLENDİ

Alzheimer sürecinin sadece hastayı değil aile ve yakınlarını da etkileyen uzun bir süreç olduğunu belirten Antalya Büyükşehir Belediyesi Alzheimer Hasta ve Hasta Yakınları Buluşma Merkezi Sorumlusu Gerontolog Merve Kıldır, “Hasta yakınlarımızın doğru bilgiye ulaşabilmesi, deneyimlerini paylaşabilmesi ve ihtiyaç duyduklarında destek bulabileceklerini bilmesi çok kıymetli ve önemli. Bu yönde bilgilendirme ve sosyal destek programlarımıza devam edeceğiz. Amacımız yalnızca belirli günlerde değil sürecin her aşamasında Büyükşehir Belediyesi Mavi Ev olarak her zaman yanlarında olmaktır” diye konuştu.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Antalya’da alzheimer hastalarına moral desteği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:28:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026132509_54f8e90218ccddc9399a6114f79786d0.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026132509_54f8e90218ccddc9399a6114f79786d0.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026132509_54f8e90218ccddc9399a6114f79786d0.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Maltepe’de hasta nakil desteği sürüyor]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-maltepede-hasta-nakil-destegi-suruyor-139956.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-maltepede-hasta-nakil-destegi-suruyor-139956.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Sağlık alanındaki çalışmalarını titizlikle yürüten Maltepe Belediyesi, özellikle yürüme güçlüğü bulunan, yatağa bağımlı, hareket kısıtlılığı yaşayan ve planlı sağlık hizmeti için ambulans desteğine ihtiyaç duyan komşularına yönelik sürdürdüğü nakil ambulans hizmeti kapsamında; hastaneye gidiş, hastaneden eve dönüş ve taburculuk sonrası evlerine nakil süreçlerinde destek sunuyor.İSTANBUL (İGFA) - Maltepe Belediyesi, sağlık kuruluşuna ulaşmakta güçlük yaşayan komşularının yanında olmaya devam ediyor. Belediye Ambulans Servisi bünyesinde hizmet veren hasta nakil ambulanslarıyla, sağlık kuruluşuna kendi imkânlarıyla ulaşmakta zorlanan vatandaşların güvenli ve konforlu ulaşımı sağlanıyor.

Acil olmayan, durumu stabil ve planlı hastane randevusu bulunan hastalara öncelik verilen hasta nakil hizmetinde, hizmet alan Maltepelilerin, sağlık kuruluşlarına ulaşımı sağlık personeli eşliğinde gerçekleştiriliyor.



Maltepe Belediyesi Ambulans Servisi, yalnızca bir ulaşım hizmeti sunmakla kalmayıp hastanın bulunduğu noktadan alınmasından sağlık kuruluşuna güvenli şekilde ulaştırılmasına kadar tüm süreçte kendisine eşlik ediyor. Maltepe Belediyesi, sağlık hizmetine erişimde yaşanan ulaşım güçlüklerini azaltmak ve komşularının sağlık yolculuğunu daha güvenli hale getirmek için çalışmalarını sürdürüyor.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Maltepe’de hasta nakil desteği sürüyor - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Wed, 30 Sep 2026 09:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026132506_ec3f3ba1bf8e87e66574e302fba7a677.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026132506_ec3f3ba1bf8e87e66574e302fba7a677.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/30092026132506_ec3f3ba1bf8e87e66574e302fba7a677.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Bakırköy'de öğrencilere sağlık taraması]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-bakirkoyde-ogrencilere-saglik-taramasi-139864.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-bakirkoyde-ogrencilere-saglik-taramasi-139864.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bakırköy Belediyesi, ilçe genelindeki anaokulu, ilkokul, ortaokul ve liselerde sağlık taraması gerçekleştiriyor. Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi hekimleri tarafından yapılan taramalarda öğrencilerin genel sağlık durumları ile ağız ve diş sağlığı kontrolleri gerçekleştiriliyor.İSTANBUL (İGFA) - Çocukların sağlıklı gelişimlerini desteklemek amacıyla çalışmalarını sürdüren Bakırköy Belediyesi, sağlık hizmetlerini okullara taşıyor.

Bu kapsamda Tıp Merkezi hekimleri, ilçe genelindeki okulları ziyaret ederek öğrencilerin sağlık kontrollerini gerçekleştiriyor.

Taramalarda Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları ile Ağız ve Diş Sağlığı hekimleri tarafından öğrencilerin genel sağlık durumları değerlendiriliyor. Ağız ve diş sağlığı kontrollerinde ise öğrencilerin diş ve ağız sağlığına ilişkin ihtiyaçları belirleniyor.



Kontroller sonucunda dolgu, süt dişi çekimi, süt dişi kanal tedavisi, diş taşı temizliği, fissür örtücü ve flor uygulaması gereksinimi bulunan 4 yaş üzeri SGK’lı çocuklar, Bakırköy Belediyesi Tıp Merkezi’nden sağlık hizmeti alabiliyor.

Randevu almak isteyen vatandaşlar, 414 97 77 numaralı çağrı merkezini arayarak 8205’i tuşlayabiliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Bakırköy'de öğrencilere sağlık taraması - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 13:14:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026172053_e3f7b23b8b7ca84e53a1c96d28621ea7.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026172053_e3f7b23b8b7ca84e53a1c96d28621ea7.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026172053_e3f7b23b8b7ca84e53a1c96d28621ea7.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalp krizi genç yaşta da görülebiliyor... Risk faktörleri erken dönemde kontrol altına alınmalı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-kalp-krizi-genc-yasta-da-gorulebiliyor-risk-faktorleri-erken-donemde-kontrol-altina-alinmali-139836.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-kalp-krizi-genc-yasta-da-gorulebiliyor-risk-faktorleri-erken-donemde-kontrol-altina-alinmali-139836.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Kardiyoloji Uzmanı Uzm. Dr. Sıddık Erdoğan, genç yetişkinlerde de kalp krizi riskinin bulunduğunu belirterek, erken dönemde risk faktörlerinin kontrol altına alınması gerektiğini söyledi.İSTANBUL (İGFA) - Kalp krizi ileri yaşlarda daha sık görülse de genç yetişkinlerde de ortaya çıkabiliyor. 2025 yılında İsveç’te yayımlanan, 18-59 yaş arasındaki 44 binden fazla kalp krizi vakasının incelendiği araştırmada, hastaların yaklaşık dörtte üçünün en az bir kardiyovasküler risk faktörüne sahip olduğu belirlendi.

Kardiyoloji Hekimi Uzm. Dr. Sıddık Erdoğan, genç yaşın kalp-damar hastalıklarına karşı tam bir koruma sağlamadığını vurgulayarak, değiştirilebilir risk faktörlerinin erken dönemde fark edilmesinin büyük önem taşıdığını ifade etti.
Gençlerde risk faktörleri Uzm. Dr. Erdoğan, sigara ve tütün ürünleri kullanımı, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol, diyabet, obezite, fiziksel hareketsizlik ve sağlıksız beslenmenin gençlerde kalp-damar hastalıkları açısından önemli risk faktörleri arasında yer aldığını söyledi.

Göğüste baskı, sıkışma veya ağrı, nefes darlığı, soğuk terleme, bulantı, baş dönmesi ve ağrının kola, sırta, boyna ya da çeneye yayılmasının kalp krizi açısından önemsenmesi gereken belirtiler olduğuna dikkat çeken Erdoğan, bu tür şikâyetlerin gençlerde de ciddiye alınması gerektiğini belirtti.

“BELİRTİLERDE VAKİT KAYBETMEDEN ACİL YARDIM ALINMALI”

Genç yaşta olmanın söz konusu belirtilerin kalp kriziyle ilişkili olmadığı anlamına gelmediğini ifade eden Erdoğan, “Bu tür belirtiler ortaya çıktığında vakit kaybetmeden acil tıbbi yardım alınması gerekiyor.” dedi.

Ailede erken yaşta kalp krizi veya kalp-damar hastalığı öyküsü bulunan gençlerin kişisel risklerinin mutlaka hekim tarafından değerlendirilmesi gerektiğini belirten Erdoğan, kişinin kendisini sağlıklı hissetmesinin tek başına yeterli olmadığını söyledi. Tansiyon, kolesterol ve kan şekeri değerlerinin takip edilmesi gerektiğini kaydeden Erdoğan, gerekli durumlarda ek değerlendirmelerin yapılmasının da önem taşıdığını ifade etti.

SAĞLIKLI ALIŞKANLIKLAR GENÇ YAŞTA KAZANILMALI

Kalp sağlığını korumak için genç yaşta önlem alınması gerektiğini vurgulayan Uzm. Dr. Sıddık Erdoğan, düzenli fiziksel aktivite, dengeli beslenme, sağlıklı kiloyu koruma, sigara ve diğer tütün ürünlerinden uzak durma ile tansiyon ve kolesterol takibinin temel alışkanlıklar arasında yer aldığını söyledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kalp krizi genç yaşta da görülebiliyor... Risk faktörleri erken dönemde kontrol altına alınmalı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 11:10:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026145040_eea68691756b3892b7fda36eb4028f35.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026145040_eea68691756b3892b7fda36eb4028f35.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026145040_eea68691756b3892b7fda36eb4028f35.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[4 Ekim'de pedallar tarihin içinden çevrilecek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-4-ekimde-pedallar-tarihin-icinden-cevrilecek-139843.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-4-ekimde-pedallar-tarihin-icinden-cevrilecek-139843.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Çanakkale’nin tarihi ve doğal güzellikleri, 4 Ekim’de ŠKODA Çanakkale Gran Fondo ile bisiklet tutkunlarını ağırlayacak.ÇANAKKALE (İGFA) - Çanakkale, 4 Ekim Pazar günü ilk kez düzenlenecek ŠKODA Çanakkale Gran Fondo ile yaklaşık 1.000 bisikletçiyi ağırlamaya hazırlanıyor. Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi’nin resmi organizasyonu olan yarış, Çanakkale’nin tarihi ve doğal değerlerini bisiklet sporuyla buluştururken sporculara iki kıtada pedal çevirme deneyimi sunacak.

Yarış, Çanakkale Cumhuriyet Meydanı’ndan başlayacak. Sporcular startın ardından GESTAŞ İskelesi’ne ulaşarak bisikletleriyle feribota binecek ve Çanakkale Boğazı’nı geçerek Avrupa Yakası’na ulaşacak. Uzun parkur Kilitbahir, kısa parkur ise Eceabat bölgesinden başlayacak.

TARİHİN İÇİNDEN PEDAL ÇEVİRECEKLER

Feribot geçişinin ardından yarışlarına başlayan sporcular, Eceabat, Kilitbahir, Alçıtepe ve Gelibolu Tarihi Yarımadası boyunca pedal çevirecek. Çanakkale Savaşları’nın izlerini taşıyan Tarihi Alan, yarış boyunca sporculara eşlik ederken Çanakkale Boğazı manzaraları da rotanın en özel bölümlerinden birini oluşturacak.

Yarışın en özel anlarından biri ise 1915 Çanakkale Köprüsü geçişi olacak. Tarihi Yarımada’daki parkuru tamamlayan bisikletçiler, köprü üzerinden bisikletleriyle yeniden Asya Yakası’na geçerek Çanakkale yönünde ilerleyecek ve yarışın başladığı Cumhuriyet Meydanı’ndaki finişe ulaşacak.

Böylece ŠKODA Çanakkale Gran Fondo; feribotla boğaz geçişini, iki kıtada pedal çevirmeyi, Gelibolu Tarihi Yarımadası’nda yarışmayı ve 1915 Çanakkale Köprüsü üzerinden bisikletle geçişi aynı yarış deneyiminde bir araya getirecek.

KAYITLAR 30 EYLÜL’E KADAR DEVAM EDİYOR

ŠKODA Çanakkale Gran Fondo’ya katılmak isteyen bisikletçiler 30 Eylül’e kadar kayıt yaptırabilecek. Organizasyon, parkurlar ve kayıt işlemleriyle ilgili ayrıntılı bilgiye hadikaydol.com adresinden ulaşılabilecek.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[4 Ekim'de pedallar tarihin içinden çevrilecek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 11:06:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026145218_e58fe2b7f26247946b74ac14032cf428.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026145218_e58fe2b7f26247946b74ac14032cf428.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026145218_e58fe2b7f26247946b74ac14032cf428.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kocaeli İzmit'te çocuk ve ergen ruh sağlığına destek]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-kocaeli-izmitte-cocuk-ve-ergen-ruh-sagligina-destek-139801.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-kocaeli-izmitte-cocuk-ve-ergen-ruh-sagligina-destek-139801.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ İzmit Belediyesi psikologları, sundukları danışmanlık hizmetinin niteliğini artırmak amacıyla Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Selcen Esenyel ile vaka analizi toplantısı gerçekleştirdiler KOCAELİ (İGFA) - İzmit Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti sunan psikologlar, mesleki gelişimlerini desteklemek ve vatandaşlara sunulan hizmetin niteliğini artırmak amacıyla Çocuk ve Ergen Psikiyatrisi Uzmanı Dr. Selcen Esenyel ile vaka analizi toplantısı yaptılar.

BİLGİ VE DENEYİM PAYLAŞIMI

İzmit Belediyesi bünyesinde farklı merkezlerde danışan kabulü gerçekleştiren Psikolog Kübra Şıvgın Kara, Klinik Psikolog Kerim Alp İlter ve Psikolog Çağla Yıldız gerçekleştirilen toplantıda çocuk ve ergen danışanlara ilişkin vaka değerlendirmeleri üzerinden bilgi ve deneyim paylaşımında bulundu.

İŞ BİRLİĞİNİN ÖNEMİ VURGULANDI

Toplantıda çocuk ve ergen ruh sağlığı alanında karşılaşılan vakalar ele alınırken; psikolojik değerlendirme süreçleri, danışanların ihtiyaçlarının belirlenmesi, gerekli durumlarda psikiyatriye yönlendirme ve psikolog-psikiyatrist iş birliğinin önemi değerlendirildi.

ÜCRETSİZ PSİKOLOJİK DANIŞMANLIK

İzmit Belediyesi Kadın ve Aile Hizmetleri Müdürlüğü bünyesinde görev yapan psikologlar, İzmit Belediyesinin farklı merkezlerinde Kocaeli halkına ücretsiz psikolojik danışmanlık hizmeti sunmaya devam ediyor. Çocuklara, yetişkinlere ve ailelere yönelik Psikolojik danışmanlık hizmetinden yararlanmak isteyen vatandaşlar, 0262 318 02 10 numaralı telefon üzerinden randevu alarak hizmetten faydalanabiliyor.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kocaeli İzmit'te çocuk ve ergen ruh sağlığına destek - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 09:49:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026130922_c4f4bdbcc7c08d2a136f7f9696518866.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026130922_c4f4bdbcc7c08d2a136f7f9696518866.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026130922_c4f4bdbcc7c08d2a136f7f9696518866.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Nefes darlığı 'yaşlılıktan' sanılıyor, oysa!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-nefes-darligi-yasliliktan-saniliyor-oysa-139815.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-nefes-darligi-yasliliktan-saniliyor-oysa-139815.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Son yıllarda kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığı artıyor. Geçmişte çoğunlukla 65 yaş üzerinde ihtiyaç duyulan kalp kapağı değişimi, artık genç yaşta da gerekli olabiliyor. Acıbadem Bakırköy Hastanesi Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar “Dünya genelinde ve ülkemizde kalp kapağı hastalıklarının görülme sıklığının artmasında en temel faktörler, modern tıp teknolojileri sayesinde yaşam süresinin uzaması ve yaşlı nüfusun artmasının yanı sıra modern yaşamın getirdiği bazı zararlı alışkanlıklardır. Bu zararlı alışkanlıklar kalp kapaklarının yapısını doğrudan olumsuz etkilemektedir” diyor.  

Kalp kapağı hastalığında en sık görülen belirtileri; özellikle yürürken, merdiven çıkarken veya bir fiziksel aktivite esnasında başlayıp dinlenince geçen nefes darlığı, çabuk yorulma, halsizlik, kalp çarpıntısı, fiziksel aktivite sırasında eforla gelen ve dinlenmekle geçen göğüs ağrısı, baş dönmesi, bayılma ve bacaklarda ödem (şişlik) olarak sıralayan Doç. Dr. Taşar, bu durumda mutlaka kardiyoloji uzmanına başvurulması gerektiğini vurguluyor. 

Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapaklarına zarar veren 6 hatalı alışkanlığı ve tedavide ameliyatsız dönemi anlattı, önemli uyarılar ve önerilerde bulundu.  


	Sigara


Damar duvarlarına zarar vererek kireçlenmeyi hızlandırır. Özellikle aort kapağının daralmasında ve sertleşmesinde en büyük tetikleyicilerden biridir.


	Yetersiz ağız ve diş hijyeni


Düzenli fırçalanmayan dişler ve diş eti enfeksiyonları, bakterilerin kana karışmasına yol açar. Bu bakteriler doğrudan kalp kapakçıklarına yapışarak ölümcül olabilen enfektif endokardit (kalp kapağı iltihabı) hastalığına neden olabilir.


	Kötü beslenme ve yüksek kolesterol


Doymuş yağ ve işlenmiş gıdalardan zengin beslenmek, damarlarda olduğu gibi kalp kapaklarında da lipid (yağ) birikimine ve erken kireçlenmeye yol açar.


	Hareketsiz (sedanter) yaşam


Düzenli egzersiz yapmamak; obezite, diyabet ve yüksek tansiyona zemin hazırlar. Bu kronik hastalıklar kalp kapaklarına binen mekanik yükü ve stresi artırarak yapılarını bozar.


	Boğaz enfeksiyonlarını ihmal etmek


Özellikle çocukluk ve gençlik döneminde gelişen beta mikrobu (A grubu streptokok) enfeksiyonlarının hekim kontrolünde antibiyotikle tedavi edilmemesi, ilerleyen yıllarda romatizmal kalp kapağı hastalığına dönüşür.


	Aşırı tuz tüketimi


Yüksek tansiyona (hipertansiyona) neden olur. Kontrolsüz yüksek tansiyon, sol karıncık içindeki basıncı artırarak aort kapağını ve mitral kapağı sürekli zorlar, erken yıpranmalarına ve kaçırmalarına yol açar.

xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx

Ameliyatsız yöntemler büyük avantaj sağlıyor

Kardiyoloji Uzmanı Doç. Dr. Onur Taşar, günümüzde açık kalp ameliyatına alternatif olarak, göğüs kafesi açılmadan ve genellikle kasık damarlarından girilerek gerçekleştirilen modern tedavi yöntemlerinin, hastaların komplikasyon riski düşük, konforlu ve hızlı iyileşme süreci geçirmelerini sağladığını vurguluyor. İşlemden sonra genellikle tedbir amaçlı bir-iki gece gözlem altında tutulan hasta, iki veya üçüncü gün yürüyerek taburcu olabiliyor. Açık ameliyatlardaki gibi aylarca sırtüstü yatma veya korse takma zorunluluğu olmadığını, evde bir-iki hafta süren iyileşme döneminde kişisel ihtiyaçlarını rahatça karşılayabildiklerini belirten Doç. Dr. Taşar, bu süreçte doktorun önerilerinin uygulanmasına dikkat edilmesi gerektiğini vurguluyor.  

xxxxxxx Kutu Bilgisi xxxxxxxxx

Modern girişimsel tedavi yöntemleri

Doç. Dr. Onur Taşar, kalp kapağı tedavisinde uygulanan girişimsel yöntemleri şöyle açıklıyor; 


	TAVI: Kasık atardamarından girilerek daralmış aort kapağına biyoprotez kapak yerleştirilmesidir. 
	MitraClip: Ciddi mitral kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların klipsle birbirine tutturulmasıdır.  
	TMVR (Transkateter Mitral Kapak Replasmanı): Mitral kapağın kateterle değiştirilmesidir. Daha önce biyolojik kapak takılmış hastalarda, yeni kapağın eski kapağın içine yerleştirilmesi şeklinde uygulanabilir. 
	Balon Valvüloplasti: Daralmış kapağın (özellikle mitral kapağın) kasıktan gönderilen balonun şişirilmesiyle genişletilmesidir.



	Transkateter Bicaval Kapak Replasmanı (Tricvalve): İleri derecede triküspit kapak yetmezliğinde, üst ve alt ana toplardamarların kalbe girişine biyoprotez kapak yerleştirilmesidir. 
	 TriClip: Ciddi trikuspit kapak yetmezliğinde, kasık toplardamarından girilerek kapakçıkların birbirine bir mandal yardımıyla tutturulmasıdır.


 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Nefes darlığı 'yaşlılıktan' sanılıyor, oysa! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 09:12:55 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026131400_8f3bb94c34214390478748df8261f5e5.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026131400_8f3bb94c34214390478748df8261f5e5.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026131400_8f3bb94c34214390478748df8261f5e5.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mersin’in Çamlıyayla ilçesinde evde sağlık ve bakım desteği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-mersinin-camliyayla-ilcesinde-evde-saglik-ve-bakim-destegi-139787.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-mersinin-camliyayla-ilcesinde-evde-saglik-ve-bakim-destegi-139787.html</link>
                    <description><![CDATA[Mersin’in Çamlıyayla ilçesinde evde sağlık ekipleri, sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlara destek veriyor]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Mersin’in Çamlıyayla ilçesinde evde sağlık ve bakım desteği

MERSİN (MA) - Mersin’in Çamlıyayla ilçesinde sağlık kuruluşlarına ulaşmakta güçlük çeken vatandaşlara evde sağlık, bakım ve fizik tedavi hizmeti sunuluyor.

Hizmet kapsamında doktor muayenesi, yara bakımı, pansuman ve fizik tedavinin yanı sıra banyo, saç-sakal kesimi ve kişisel bakım desteği de sağlanıyor.

Çamlıyayla’da yaşayan Ahmet Şadi, geçirdiği ameliyatın ardından yaklaşık bir buçuk aylık rehabilitasyon süreci sonunda yeniden tek başına yürümeye başladı.

Evde Sağlık Hizmetleri Fizyoterapisti Sevgi Dilan Dinsever, hizmetten yararlanmak isteyen vatandaşların Alo 185 TEKSİN ve 0 324 223 42 42 numaralı hat üzerinden başvurabileceğini belirtti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mersin’in Çamlıyayla ilçesinde evde sağlık ve bakım desteği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 08:50:54 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinin-camliyayla-ilcesinde-evde-saglik-ve-bakim-destegi-120356-20260929.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinin-camliyayla-ilcesinde-evde-saglik-ve-bakim-destegi-120356-20260929.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/mersinin-camliyayla-ilcesinde-evde-saglik-ve-bakim-destegi-120356-20260929.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Kalp Sağlığınız İçin 40 Yaşınızı Beklemeyin!]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-kalp-sagliginiz-icin-40-yasinizi-beklemeyin-139806.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-kalp-sagliginiz-icin-40-yasinizi-beklemeyin-139806.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ 
                    Dünya genelinde her yıl yaklaşık 20 milyon insanın ölümüne yol açan kalp ve damar hastalıkları, tüm ölümlerin yaklaşık üçte birini oluşturuyor. Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre ise 2024 yılında gerçekleşen yaklaşık 490 bin ölümün % 28’i kalp ve damar hastalıklarından kaynaklanıyor. 15 yaş üzeri nüfusta kalp ve damar hastalığı sıklığı yaklaşık %7 görülüyor ve yaşla birlikte artıyor. Hala en önemli risk faktörlerinden olan hipertansiyon, dünya genelinde 30-79 yaş arası 1,4 milyar yetişkinde bulunuyor ve bunların yalnızca yaklaşık % 23’ünün kontrol altında olduğu belirtiliyor. Sağlıksız beslenme, hareketsizlik, yüksek tansiyon, yüksek kolesterol ve diyabet gibi değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla kalp ve damar hastalıklarının önemli bir bölümünün önüne geçilebiliyor. Memorial Antalya Hastanesi Kardiyoloji Bölümü’nden Prof. Dr. R. Emre Altekin, 29 Eylül Dünya Kalp Günü nedeniyle kalp sağlığını korumak için alınabilecek önlemler hakkında bilgi verdi.

Kalp hastalıkları büyük ölçüde önlenebilir

Kalp ve damar hastalıklarının ortaya çıkmasında birçok faktör rol oynar. Bunların başında tütün kullanımı, sağlıksız beslenme, stres, yetersiz fiziksel aktivite gibi değiştirilebilir risk faktörleri gelir. Bunun yanında ileri yaş, erkek cinsiyet, erken yaşta kalp hastalığı aile öyküsü değiştirilemeyen risk faktörleri de etkilidir. Ancak bilim, değiştirilebilir risk faktörlerinin kontrol altına alınmasıyla hastalıkların büyük ölçüde önlenebileceğini ortaya koymaktadır.

Avrupa’ya göre Türkiye daha erken kalp krizine yakalanıyor!

Türkiye’de kalp krizi Avrupa ülkelerine göre ortalama 10 yıl daha erken görülmektedir. Tüm koroner kalp hastaları içinde 40 yaş altı oranı eskiden yüzde 10-15 iken, son yıllarda yüzde 15-20 seviyelerine çıkmıştır. Kalp krizi geçirenlerin yaklaşık yüzde 18’i 50 yaşın altında, yüzde 11’i ise 45 yaşın altındadır.

30’lu yaşlarda ve hatta 20’li yaşların sonlarında ciddi damar tıkanıklığı ve kalp krizi vakaları artmaktadır. Bu yüzden 40 yaşını beklemeden risk faktörlerini kontrol etmek ve gerektiğinde tarama yaptırmak hayati önem taşımaktadır. 

Aşağıdaki gruplar kalp ve damar hastalıkları açısından daha yüksek risk taşır;


	40 yaş ve üzeri bireyler
	Hipertansiyon, diyabet veya yüksek kolesterolü olanlar
	Fazla kilolu veya obez kişiler
	Sigara ve tütün ürünü kullananlar
	Ailede erken yaşta kalp hastalığı veya ani ölüm öyküsü bulunanlar
	Hareketsiz yaşam tarzına sahip olanlar
	Menopoz sonrası kadınlar
	Kronik stres altında yaşayanlar


Risk faktörlerini ortadan kaldırmak için aşağıdaki adımları izleyin!

Bu gruplardaki kişilerin düzenli sağlık kontrolü yaptırması ve risk faktörlerini yönetmesi büyük önem taşır. 

1. Yaşam tarzı değişiklikleri en etkili önlem oluyor


	Tütün ve tütün ürünlerinin tamamen bırakılması
	Kalp dostu beslenme: Bol sebze-meyve, tam tahıllar, sağlıklı protein kaynakları (baklagiller, kuruyemiş, balık); doymuş yağ ve ultra işlenmiş gıdaların azaltılması; tuz tüketiminin düşürülmesi; eklenmiş şekerin minimize edilmesi
	Düzenli fiziksel aktivite: Haftada en az 150 dakika orta yoğunlukta hareket
	Sağlıklı vücut ağırlığının korunması
	Alkolün sınırlandırılması veya hiç tüketilmemesi 


Bu değişiklikler kardiyovasküler olay riskini yüzde 30-40 oranında azaltabiliyor.

2. Risk faktörlerinin erken tespiti ve kontrolü kritik önem taşıyor


	Hipertansiyonun düzenli taranması, protokol bazlı tedavisi ve kontrol oranlarının artırılması
	Kolesterol yönetiminde daha erken yaşta risk değerlendirmesi ve daha düşük LDL hedefleri
	Diyabet ve kan şekeri kontrolü
	40 yaş ve üzerinde düzenli kardiyovasküler risk değerlendirmesi


3. Sistem düzeyinde önlemler gerekiyor

Ulusal kardiyovasküler sağlık planları, tuz ve trans yağ azaltma politikaları, tütün kontrolü, hipertansiyon ve diyabet protokollerinin yaygınlaştırılması ile temel ilaçlara erişimin güçlendirilmesi hayati önem taşıyor.

 

 

Kaynak: (BYZHA) Beyaz Haber Ajansı

                 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Kalp Sağlığınız İçin 40 Yaşınızı Beklemeyin! - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 08:47:06 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026131352_333931327a998524e61693997264d5f9.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026131352_333931327a998524e61693997264d5f9.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026131352_333931327a998524e61693997264d5f9.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Mudanya’da sağlık örgütleri sağlık çalışanına şiddete karşı toplandı]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-mudanyada-saglik-orgutleri-saglik-calisanina-siddete-karsi-toplandi-139738.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-mudanyada-saglik-orgutleri-saglik-calisanina-siddete-karsi-toplandi-139738.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Bursa'da Mudanya Devlet Hastanesi’nde bir sağlık çalışanının hasta tarafından darbedilerek ağır yaralanmasının ardından Bursa’daki sağlık meslek örgütleri hastane önünde bir araya geldi.BURSA (İGFA) - Mudanya Devlet Hastanesi’nde bir sağlık çalışanının görev yaptığı sırada bir hasta tarafından darbedilerek ağır yaralanmasının ardından sağlık meslek örgütleri hastane önünde basın açıklaması gerçekleştirdi.

Saldırıda kafa travması geçiren ve elinde kırıklar oluşan sağlık çalışanına yönelik şiddet, Bursa Tabip Odası’nın çağrısıyla düzenlenen açıklamada protesto edildi. “Sağlıkta şiddet insanlık suçudur” pankartının açıldığı açıklamaya Bursa Tabip Odası’nın yanı sıra Birinci Basamak Sağlık Çalışanları Birlik ve Dayanışma Sendikası, Bursa Aile Hekimleri Derneği, SES Bursa Şubesi, Türk Sağlık-Sen Bursa Şubesi, Genel Sağlık-İş Bursa Şubesi, Dev Sağlık-İş Bursa Şubesi ve Hekim Birliği Sendikası Bursa Şubesi üyeleri katıldı.

“SAĞLIK KURUMLARI KORKU VE ŞİDDETLE ANILMAMALI”

Bursa Tabip Odası Başkanı Dr. Ferda Firdin, sağlık kurumlarının korku ve şiddetle değil, güven ve şifa ile anılması gerektiğini söyledi. Firdin, sağlık çalışanlarının görevlerini yerine getirirken can güvenliği endişesi yaşamaması gerektiğini belirterek, sağlıkta şiddetin yalnızca saldırıya uğrayan çalışanı değil, sağlık sistemini ve çalışma barışını da etkilediğini ifade etti.

“SADECE KINAMAK YETERLİ DEĞİL”

Açıklamada, sağlık çalışanlarına yönelik şiddet olaylarının yalnızca kınama mesajlarıyla geçiştirilmemesi gerektiği vurgulandı.

Sağlık örgütleri ortak açıklamada; sağlık kurumlarındaki güvenlik tedbirlerinin eksiksiz uygulanmasını, riskli durumlarda hızlı müdahale mekanizmalarının devreye alınmasını ve şiddet olaylarının ardından hukuki süreçlerin etkin şekilde işletilmesini talep etti. Açıklama ardından saldırıya uğrayan sağlık çalışanına 'geçmiş olsun' dileklerini ileten heyet, sağlıkta şiddetin normalleştirilmesine izin verilmeyeceği mesajı verildi.


 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Mudanya’da sağlık örgütleri sağlık çalışanına şiddete karşı toplandı - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Tue, 29 Sep 2026 06:09:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026100918_7a2c0f305961a3de6f668b0e9a887d9d.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026100918_7a2c0f305961a3de6f668b0e9a887d9d.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026100918_7a2c0f305961a3de6f668b0e9a887d9d.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzmanlardan grip aşısı çağrısı: Eylül ve ekim en uygun dönem ]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-uzmanlardan-grip-asisi-cagrisi-eylul-ve-ekim-en-uygun-donem-139751.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-uzmanlardan-grip-asisi-cagrisi-eylul-ve-ekim-en-uygun-donem-139751.html</link>
                    <description><![CDATA[ADIYAMAN (PERRE) - (Şeriban ÖZÇAKMAK) - Uzmanlar, dünyada her yıl milyonlarca kişinin hastalanmasına ve ölümlere yol açan gribe karşı özellikle risk grubundaki vatandaşların aşı yaptırması çağrısında bulundu. Eylül ve ekim aylarının grip aşısı için en uygun dönem olduğu belirtilirken, özellikle 65 yaş üzerindekiler ile kronik hastalığı bulunanların gribi daha ağır geçirebildiğine dikkat çekildi.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Grip mevsiminin yaklaşmasıyla birlikte uzmanlar, hastalığın toplumda çoğu zaman hafife alındığını ancak özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişiler açısından ciddi sonuçlara yol açabileceğini belirtti.

Grip aşısının her yıl yenilenmesi gerektiği ifade edilirken, eylül ve ekim aylarının aşılama açısından en uygun dönem olduğu vurgulandı.

RİSK GRUBUNDAKİLERE AŞI ÖNERİSİ

Uzmanlar, özellikle 65 yaş üzerindeki kişilerin ve 65 yaşın altında olsa bile kronik hastalığı bulunan vatandaşların grip aşısı yaptırmasını öneriyor.

6 ayını doldurmuş çocuklardan yetişkinlere kadar isteyen herkesin grip aşısı yaptırabileceği belirtilirken, sağlıklı bireylerin de hastalık nedeniyle iş ve günlük yaşam performansından geri kalmamak amacıyla aşıyı tercih edebileceği ifade edildi.

GRİP HAFİFE ALINMAMALI

Gribin toplumda çoğu zaman basit bir hastalık gibi görüldüğüne dikkat çeken uzmanlar, özellikle yaşlılar ve kronik hastalığı bulunan kişilerde hastalığın ağır seyredebildiğini belirtti.

Grip nedeniyle zatürre, bronşit, KOAH ve astım alevlenmeleri, kalp yetmezliği ve bazı durumlarda böbrek yetmezliğine kadar ilerleyebilen sağlık sorunları görülebileceği kaydedildi.

Kış aylarında grip nedeniyle hastane yatışlarının ve acil servis başvurularının arttığına dikkat çekilirken, hastalığın ölümcül sonuçlara da yol açabileceği vurgulandı.

AŞIDAN SONRA KORUMA 15-20 GÜNDE BAŞLIYOR

Grip aşısının etkisinin aşı yapıldıktan hemen sonra başlamadığına dikkat çekildi.

Uzmanlar, aşıdan yaklaşık 15-20 gün sonra vücutta gribe karşı yeterli antikor seviyesine ulaşıldığını ve korumanın başladığını belirtti.

Grip aşısının yaklaşık 6-8 ay koruyuculuk sağladığı, bu sürenin Kuzey Yarım Küre'deki grip sezonu açısından yeterli olduğu ifade edildi.

Bu nedenle aşının her yıl yeniden yaptırılması gerekiyor.

KRONİK HASTALIĞI OLANLAR İÇİN DAHA BÜYÜK RİSK

Kalp ve akciğer hastalığı bulunanlar, KOAH, bronşit ve astım hastaları ile kronik böbrek hastalığı, beyin damar hastalığı ve şeker hastalığı bulunan kişilere grip aşısı özellikle tavsiye ediliyor.

Aspirin kullanmak zorunda olan 18 yaş altındaki çocuklar, gebeler ve aşırı kilolu kişilerin de risk grupları arasında bulunduğu belirtildi.

Uzmanlar, bu gruplarda gribin daha ağır seyredebildiğine dikkat çekerek aşı konusunda hekim değerlendirmesinin önemine işaret etti.

BAZI GRUPLARDA AŞI GERİ ÖDEME KAPSAMINDA

65 yaş üzerindeki kişiler ile kronik hastalığı bulunan vatandaşların grip aşısına hekim reçetesiyle ulaşabildiği ve aşının Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından geri ödeme kapsamında karşılanabildiği belirtildi.

Diğer kişilerin ise ücretini ödeyerek grip aşısı yaptırabileceği ifade edildi.

Uzmanlar, grip mevsimi başlamadan önce aşı yaptırılmasının özellikle risk grubundaki kişilerin hastalığı daha ağır geçirme ihtimalini azaltmak açısından önem taşıdığı uyarısında bulundu.
Kaynak : PERRE  ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uzmanlardan grip aşısı çağrısı: Eylül ve ekim en uygun dönem  - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 21:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026100953_8346ca5b3cf10ef09a599a72e5d3ba2f.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026100953_8346ca5b3cf10ef09a599a72e5d3ba2f.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/29092026100953_8346ca5b3cf10ef09a599a72e5d3ba2f.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Uzman: Kuduz riskinde ilk 15 dakikadaki müdahale önemli]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-uzman-kuduz-riskinde-ilk-15-dakikadaki-mudahale-onemli-139700.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-uzman-kuduz-riskinde-ilk-15-dakikadaki-mudahale-onemli-139700.html</link>
                    <description><![CDATA[Uzmanlar, hayvan ısırığı veya tırmalamasında yaranın ilk 15 dakika su ve sabunla temizlenmesini ve sağlık kuruluşuna başvurulmasını öneriyor.]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Uzman: Kuduz riskinde ilk 15 dakikadaki müdahale önemli

HABER MERKEZİ (MA) - Enfeksiyon Hastalıkları uzmanları, kuduz riski taşıyan hayvan ısırığı veya tırmalaması sonrasında yaranın hızla temizlenmesinin önem taşıdığını belirtiyor.

Riskli temas sonrasında yaranın bol su ve sabunla yaklaşık 15 dakika yıkanmasının virüs yükünün azaltılmasına yardımcı olabileceği ifade edildi.

İlk müdahalenin ardından aynı gün bir sağlık kuruluşuna başvurulması, kuduz aşısı, immünglobulin, tetanoz ve bakteriyel enfeksiyon riskinin hekim tarafından değerlendirilmesi önerildi.

Uzmanlar, hayvanın sağlıklı görünmesinin tek başına kuduz riskini ortadan kaldırmadığına ve aşı gerekip gerekmediğine kişinin kendi başına karar vermemesi gerektiğine dikkat çekti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Uzman: Kuduz riskinde ilk 15 dakikadaki müdahale önemli - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Mon, 28 Sep 2026 10:38:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/uzman-kuduz-riskinde-ilk-15-dakikadaki-mudahale-onemli-133946-20260928.webp" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/uzman-kuduz-riskinde-ilk-15-dakikadaki-mudahale-onemli-133946-20260928.webp"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/uzman-kuduz-riskinde-ilk-15-dakikadaki-mudahale-onemli-133946-20260928.webp" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Yaş meyve sebzeye Bakanlık desteği]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-yas-meyve-sebzeye-bakanlik-destegi-139596.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-yas-meyve-sebzeye-bakanlik-destegi-139596.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Türkiye’nin lezzetlerini ihraç ederek ülkemize yıllık 7 milyar doların üzerinde döviz kazandıran yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri, 10 milyar dolar ihracat hedefine ulaşabilmek için, lojistik sorunlarının çözümünde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın desteğini aldı.İZMİR (İGFA) - Türkiye’nin lezzetlerini dünyanın dört bir tarafına ihraç ederek ülkemize yıllık 7 milyar doların üzerinde döviz kazandıran yaş meyve sebze ve meyve sebze mamulleri sektörleri, 10 milyar dolar ihracat hedefine ulaşabilmek için, lojistik sorunlarının çözümünde Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nın desteğini aldı.

Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu'nu makamında ziyaret etti. Ziyarette, Rusya'yla ticarette güvenlik koridoru, geçiş belgeleri, sınır kapılarında yaşanan gecikmeler, hava kargo maliyetleri, liman masrafları masaya yatırıldı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdülkadir Uraloğlu'na sektörün gündemindeki konuları tek tek ilettiklerini, Bakan Uraloğlu’nun tüm konularda ilgili birimleri anında harekete geçirdiğini dile getiren Türkiye Meyve Sebze Mamulleri Sektör Kurulu Başkanı Hayrettin Uçak, sektörün gündemindeki konuların kısa sürede çözüme kavuşacağı inancında olduklarını kaydetti.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Yaş meyve sebzeye Bakanlık desteği - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Sat, 26 Sep 2026 09:15:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/26092026124715_f469cc7af90a14d56682c211d1d6c288.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/26092026124715_f469cc7af90a14d56682c211d1d6c288.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/26092026124715_f469cc7af90a14d56682c211d1d6c288.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item><item><title><![CDATA[Eczacılık yalnızca ilaç teminiyle sınırlı değil]]></title>
            <guid isPermaLink="true">https://www.mutajans.com/haber-eczacilik-yalnizca-ilac-teminiyle-sinirli-degil-139534.html</guid>
                    <link>https://www.mutajans.com/haber-eczacilik-yalnizca-ilac-teminiyle-sinirli-degil-139534.html</link>
                    <description><![CDATA[]]></description>
                    <content:encoded><![CDATA[ Eczacılık mesleğinin toplum sağlığındaki kritik rolüne dikkat çeken Eczacı Şirin Bulut, eczacıların sağlık sisteminin vazgeçilmez bir parçası olduğunu vurgulayarak, güvenilir sağlık danışmanlığı ve doğru ilaç kullanımının önemine değindi.Şehmus EDİS (MARDİN İGFA)
Eczacılık mesleğinin yalnızca ilaç tedarik etmekten ibaret olmadığını belirten Ecz. Şirin Bulut, vatandaşların doğru, güvenli ve bilinçli ilaç kullanımı konusunda bilgilendirilmesinin eczacıların temel sorumlulukları arasında yer aldığını ifade etti. Bulut, tedavi süreçlerinde sunulan danışmanlık hizmetinin toplum sağlığı açısından hayati bir taşıdığını kaydetti.

"Eczacılık Büyük Sorumluluk Gerektiriyor"

Mesleğin bilgi, dikkat ve özveri gerektirdiğini vurgulayan Şirin Bulut, eczacıların vatandaşlar için birinci basamakta güvenilir bir danışman konumunda olduğunu belirtti. Kaliteli sağlık hizmeti sunabilmek adına mesleki bilgi ve gelişmelerin sürekli güncel tutulması gerektiğine dikkat çeken Bulut, eczacıların yoğun çalışma temposuna rağmen büyük bir fedakarlıkla görevlerini sürdürdüklerini dile getirdi.

Güvenilir Sağlık Danışmanlığı Vurgusu

Eczacıların toplumla doğrudan ve kesintisiz bir iletişim içinde olduğuna değinen Bulut, bu durumun toplum sağlığının korunmasında önemli bir avantaj sağladığını söyledi. Vatandaşların sağlıkla ilgili ihtiyaçlarında ve ilaç kullanımında doğru bilgiye doğrudan ulaşmasının önemine değinen Bulut, eczacıların sunduğu güvenilir danışmanlık hizmetinin sağlık sisteminin en güçlü halkalarından biri olduğunu sözlerine ekledi.
 ]]> </content:encoded><category domain="https://www.mutajans.com/saglik-haberleri">SAĞLIK</category><dc:creator><![CDATA[Eczacılık yalnızca ilaç teminiyle sınırlı değil - Haberler]]></dc:creator>
                 <pubDate>Fri, 25 Sep 2026 11:33:00 +0000</pubDate>
                    <media:content url="https://www.mutajans.com/images/haber/25092026144450_edaee1c8d2f5e645f786785cf7c8ccdb.jpg" type="image/jpeg" medium="image"/>
                    <media:thumbnail url="https://www.mutajans.com/images/haber/25092026144450_edaee1c8d2f5e645f786785cf7c8ccdb.jpg"/>
                    <enclosure url="https://www.mutajans.com/images/haber/25092026144450_edaee1c8d2f5e645f786785cf7c8ccdb.jpg" length="50000" type="image/jpeg"/>
                </item></channel></rss>