Yavuz Ağıralioğlu: Seçmenin İradesini Çalamazsınız
Yavuz Ağıralioğlu: Seçmenin İradesini Çalamazsınız
ANKARA (PERRE) - Sibel TURAN-Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğluyaşanan siyasi geçişlerle ilgili, "Seçmenin iradesini çalamazsınız. Seçmen hangi partiyi seçiyorsa hassasiyeti, sistemi, kanunu, milletin iradesini koruyacak şekilde muhafaza edeceksiniz. Diyelim ki partisiyle problem yaşadı. Bağımsız kalmasını sağlayacak bir kanuni düzenleme yapmak zorundasınız" dedi.
ANKARA (PERRE) - Sibel TURAN-Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğluyaşanan siyasi geçişlerle ilgili, "Seçmenin iradesini çalamazsınız. Seçmen hangi partiyi seçiyorsa hassasiyeti, sistemi, kanunu, milletin iradesini koruyacak şekilde muhafaza edeceksiniz. Diyelim ki partisiyle problem yaşadı. Bağımsız kalmasını sağlayacak bir kanuni düzenleme yapmak zorundasınız" dedi.
Anahtar Parti Genel Başkanı Yavuz Ağıralioğlu, partisinin genel merkezinde basın toplantısı düzenledi. Gündeme ilişkin değerlendirmelerde bulunan Ağıralioğlu, özetle şunları söyledi:
Siyasetteki Bu Geçişler Seçmeni Sandığa Küstürüyor
"Afyonkarahisar Belediye Başkanı Burcu Köksal üzerinden bir tartışma alevlendi ve yine memleket gündemine oturdu. Türk siyaseti uzunca zamandır bu tür geçişlere sahne oluyor; bu yeni bir şey değil. Eskiden de parti değişiklikleri, transfer ithamları ve bunların altındaki siyasete güvensizlik gündemdeydi. Ama artık doz arttı. Siyaset kurumu, seçmenlerin tercihlerine rağmen, o tercihlerin tam tersine hareket eden bir ilkesizlikle karşı karşıya kaldı. Bu durum seçmenin sandığa küsmesine sebep oluyor. Bir şeylerin düzeltilmesi lazım. Kendisi mevzu olunca ilkeden bahsedenlerin, kendi avantajı söz konusu olunca her şeyi görmezden geldiği berbat bir iklim bu. Bu süreç Burcu Köksal ile başlamadı elbette. Cumhuriyet Halk Partisi'ne ağzına alınmayacak laflar söyleyip sonra CHP'ye geçenlerin; AK Parti'ye galiz laflar edip sonra AK Parti saflarına katılanların; 'mücadele edeceğiz' diye seçilip mücadele etmeye söz verdiklerinin tarafına geçenlerin örneklerini çok gördük. Eskiden söylediklerine kendini bağlı hissetmeyenlerin ya da 'Benimle olursanız sizi korurum, rakip olursanız canınızı okurum' diyen yönetim şehvetinin örnekleri üst üste binmeye başladı. Tayyip Bey'i eskiden çok duyduk; bir milletvekili partisinden geçerken kızar, 'milletvekilliğini de bırakacaksın, öyle seçildin' derdi. Eğer böyle diyorsanız, bugün yaşanan geçişlerde de aynı hassasiyeti taşıyacaksınız. Kürsülerde haktan, hakikatten, şahsiyetten bahsedenlerin önümüze koyduğu tablo budur.
Türk Toplumunun Şaşırma Hakkı Kalmadı
CHP'liler şimdi kızıyor ama CHP de vaktinde kendisine galiz laflar edenlerin geçişine konu olmuş bir partidir. Tayyip Bey'in siyasi pratiği şudur: Kendisine kem söz etmiş adamların gelip kendisini övmesinden lezzet alır. 'Eskiden hakaret ettiler ama şimdi nadim oldular' diyerek buradan bir iç onay çıkarır. Bunun zirvesi aslında Milliyetçi Hareket Partisi ile başlamıştır. Devlet Bey ile Tayyip Bey bir araya geldikten sonra, Türk toplumunun artık kimin kiminle bir araya geleceğine dair şaşırma hakkı kalmamıştır. Çünkü bu dünyada beraber siyaset yapması hiç mümkün olmayan iki isim varsa o da onlardı. Onlar birleştikten sonra artık ilke-ölçü hattında birilerine bir şey hatırlatmanın anlamı da kalmadı.
Seçmen Hangi Partiyi Seçiyorsa Muhafaza Edeceksiniz
Bu durum milletin iradesinin çalınmasıdır. Siz seçmenin iradesini çalamazsınız kardeşim! Seçmen hangi partiyi seçiyorsa hassasiyeti, sistemi, kanunu, milletin iradesini koruyacak şekilde muhafaza edeceksiniz. Diyelim ki partisiyle problem yaşadı. Bağımsız kalmasını sağlayacak bir kanuni düzenleme yapmalısınız. Bunu şunun için yapmak zorundasınız. Siyaset kurumuna güveni korumak zorundasınız. Siyasetçiye güveni korumak zorundasınız. İlkeye, ölçüye itibar alanını takip etmek zorundasınız ki öngörülebilir bir memleketiniz olsun. Bugün öyle diyorlar ama yarın ne yapacakları belli olmaz; ülkesine çevirirsiniz memleketinizi. Biz senin gibi ne konuşan adamlar gördük falan diye siyasette iddialı, efendim hedefli, idealizmini muhafaza eden herkesi töhmet altında bırakırsınız.
Bizim Bir Parmak İzimiz Yoktur!
Bizi töhmet altında bırakmaya çalıştığınız bu berbat iklimde bizim bir parmak izimiz yoktur. Bu ilkesizlikleri yapanlar bizim için bile bir giyotine sebep oluyor; 'Senin yapmayacağını nereden bilelim?' diyorlar. Biz bunu yapmamak üzerine bir siyasi koordinat tahkim ettik. Haysiyet hattımızı buraya çiviledik. 35 senedir bu hatta bir milim oynamadım. Herkesin sözünü tekzip ettiği bu iklimde, ben milletten ve devletten yana tarafımı hiç değiştirmedim. Siyasetçilere düşen görev şudur: İlla partinizden ayrılacaksanız, ağır laflar ettiğiniz partilere geçmeyin! Seçmeninize hürmet edin. İnsanların sandığa gitmeme sebebiniz sizin bu fırsatçılığınızdır. 'Hepsi aynı' duygusunun önüne geçecek tek şey öngörülebilir siyasettir. İngiltere'de bir ara uygulanan 'Recall' (Geri Çağırma) metodunu galiba konuşmak zorunda kalacağız. 'Sizi seçtik ama duruşunuzu, tercihinizi beğenmedik; sizi geri çağırıyoruz' deme imkânını seçmene vermek zorundayız. Tehditle, şantajla, 'Benim partime geçersen korunursun' imasıyla siyaset yapılmaz. Aydın Belediye Başkanı size geçince korunuyorsa; CHP Genel Başkanı Özgür Özel, Burcu Köksal'a 'Eşinden ayrıl, bizden ayrılma' diyorsa, siz insanlara ne yapıyorsunuz tam olarak? Bütün belediyeleri kendi partinize geçirip grup toplantılarında rozet takınca memleketin sorunları çözülmüş mü olacak? Hayır. Muhalefetten iktidara gitmek nimete, güce ve tehdit kapasitesine gitmektir. Hükümetin görevi toplanma merkezi olmak değil, 'Sorunları çözüyoruz' dedirtebilmektir.
Samsun Havza'daki Sel Yönetim Kaosunun Son Bedelidir!
Samsun Havza'da bir sel felaketi yaşandı. Bugün karşımızdaki tablo, bildiğimiz klasik bir yönetim zafiyetiyle tekrarlayan sorunlarımızın aynısıdır. Yine aynı sözleri söyleyen siyasetçi retoriğiyle karşı karşıyayız; 'Bunu da göğüsledik, yapacağız, edeceğiz. Dere yataklarındaki yapılaşmanın önüne denetimle geçeceğiz. Mühendise, bilime önem vereceğiz. Çarpık yapılaşmayı bir an önce engelleyeceğiz' falan filan... Her başımıza gelen felaketten sonra aynı nakaratlar. Hacıosman Deresi aslında sadece kendi yatağını buldu. Kendi yatağının üstünde yapılan her türlü tedbirsiz, plansız ve program dışı çarpıklığı aldı götürdü. Geçmiş olsun dileklerimizle beraber hatırlatmaktan bıkmayacağımız gerçek şudur; Samsun Havza'daki bu sel, yaşadığımız yönetim kaosunun ödediğimiz son bedelidir!
19 Mayıs'ı Kutlarken Bu Gençlik Tablosu Sizin Utancınız Olsun!
Milli irade vurgusu yapmayı çok seviyoruz ama 19 Mayıs Gençlik ve Spor Bayramı'nda gençliğin 'hâli pür-melâli ortadadır. Siyaset kurumunun 19 Mayıs'ta sadece bayraktan, Samsun'dan, vapurdan, bağımsızlıktan bahsetmekten çok daha öte ve önemli sorumlulukları vardır. Çocuklarımız işsiz, çocuklarımız mesleksiz... Bugün rakamlarla ifade edilen 'ev genci' gerçeğimiz var. Devletin iradesini ve geleceğini emanet ettiği bu gençlik, bir asrı devirmiş Türkiye Cumhuriyeti'nde bugün kâbuslar içinde memleketi terk etmek istiyor. Z kuşağı, ev genci, mesleksizler, iş aramaktan vazgeçenler, uyuşturucu pençesine düşenler... Kategorilere ayırıp bir sürü istatistik konuşuyorsunuz. 19 Mayıs'ı kutlarken bu gençlik tablosu sizin utancınız olsun! Çocuklarımızın bizden beklentileri, o güzel nutukları atacak herkesin utancı olsun. 24 senedir memleket yönetiyorsunuz; verdiğiniz hiçbir rakam ne dindarlığınızın, ne milliyetçiliğinizin, ne de cumhuriyetçiliğinizin övüncü olamaz. Cumhurbaşkanımız dâhil herkese sesleniyorum: Hamaset nutuklarında boğulurken hatırlayın; evlatlarınız, ülkeniz ayaklarınızın altından yitip gidiyor. Çocuklarınızın hayali yok, işi yok, eğitimi yok, değerleri yok, memlekete bağlılıkları kalmamış... Ellerine bayrak verip kutlama yapın da göreyim sizi! Bayramı gençlere hediye etmekle övünenlere bunun muhasebesini de yaptıracağız, göreceksiniz.
Türk Milletinin Kendinden Başka Tutunacak Dalı Kalmamıştır
Dış politikada 'Yunanistan tehdit ediyor, Fransa arkasına diziliyor, İran'da ateş yükseldi, Hürmüz Boğazı'nı açmaya çalışıyorlar' gibi aynı lakırdılar dönüp duruyor. Azerbaycan Büyükelçimiz Dr. Reşad Memmedov dün bizi ziyaret etti. Büyükelçimizle hasbihal ederken bir kez daha fark ettik: Türk milletinin kendinden başka tutunacak dalı kalmamıştır. Türk milleti, Adriyatik'ten Çin Seddi'ne bir söz ediyorsa, o sözün arkasında bütün millet varlığıyla, planıyla, programıyla durmalıdır. Bir tane gencini, bir karış toprağını, bir damla suyunu bu milli planın dışına çıkarmayacak bir hassasiyete ihtiyacımız var.
Türk Toplumu Basını Güçlüyse De Güçlüdür...
Bize kısır parti tartışmaları değil, hayal kurulabilir bir vatan inşa edecek yönetim mahareti lazımdır. Anahtar Parti, bu dar tartışmaların içinde boğulmadan; memleketin ufkuna ümit, plan ve irade olarak kurulmuş bir hareket olarak adım adım iktidara yürüyor. Size ilkeyi, ölçüyü ve memleket mücadelesinde durulması gereken yerleri hatırlatmaya devam edeceğiz. Türk toplumu akademisyenler güçlüyse güçlüdür. Basın güçlüyse güçlüdür. Üniversite güçlüyse güçlüdür. Gençler güçlüyse güçlüdür. Esnaf güçlüyse güçlüdür. Öyle siz siyasetçiler olarak güçlüsünüz ama toplumun tamamı düştü. Böyle bir memleketin hesabını size sandıkta soracağımız günlere hazırlanıyoruz."
Kaynak : PERRE
Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.
