PROMOSYON
Ahmet Güler Fotoğraf Sanatçısı – Gazeteci
Köşe Yazarı
Ahmet Güler Fotoğraf Sanatçısı – Gazeteci
 

Nerede O Eski Ramazanlar, Nerede O Eski Bayramlar… Ve Basının Değeri

Nerede O Eski Ramazanlar, Nerede O Eski Bayramlar… Ve Basının Değeri Ramazan denildiğinde bir zamanlar sadece oruç değil; aynı sofraya oturmanın, aynı duaya “amin” demenin, aynı kapıyı çalmanın huzuru gelirdi akla. Mahalleler sessiz ama kalpler gürültülüydü; paylaşmanın, hatırlamanın, hatır sormanın sesi yankılanırdı sokaklarda. Şimdi ise kalabalık var, ama o eski samimiyet yok. Işıklar daha parlak belki ama gönüller o kadar aydınlık değil. Bayram sabahları ayrı bir dünyaydı. Daha güneş doğmadan kapılar açılır, çocuklar büyüklerin elini öper, kırgınlar aynı sofrada barışırdı. Mut’ta tarihi Karacaoğlan Çınarı altında yapılan bayramlaşmalar sadece bir gelenek değil, bir toplumsal hafızaydı. Dargınlıklar orada biter, küslükler orada son bulurdu. Hastanede yatanlar unutulmaz, ziyaret edilirdi. Bayram; sadece kutlama değil, vicdanın tazelendiği bir gündü. Bugün ise bayram mesajları ekranlara sıkışmış durumda. Bir dokunuşla gönderilen tebrikler, bir zamanlar göz göze gelerek kurulan gönül bağlarının yerini tutmuyor. “Nerede o eski bayramlar?” sorusu artık sadece bir nostalji değil; bir eksikliğin itirafı. Ve gelelim meselenin en çok ihmal edilen tarafına: Basının değeri. Bir zamanlar basın, bulunduğu ilçenin hafızasıydı. Protokolde yeri belliydi, davet edilirdi, ağırlanırdı. Çünkü bilinirdi ki; basın varsa kayıt vardır, basın varsa duyuru vardır, basın varsa hafıza vardır. Bugün ise herkes eline telefonu alıp birkaç video paylaştığında kendini “basın” zannediyor. Oysa basın; sadece görüntü paylaşmak değil, olayın özünü kavramak, doğruyu süzmek, topluma aktarmaktır. Gerçek basın, haberin peşine düşer; kimse çağırmasa da bulur. Ama özel program yapıyorsan, etkinlik düzenliyorsan, bunu duyurmak istiyorsan; basını davet etmek zorundasın. Davet etmezsen, basın gelmez. Gelmeyince de yapılan iş görünmez. Karanlıkta göz kırpmak gibi… Sen ne kadar “altın dağıtıyorum” desen de, bunu anlatacak bir mecra yoksa kimse bilmez. Sonra birileri çıkar, sosyal medyada eleştirir. “Tanıtım yok” deriz, “ilçe duyulmuyor” deriz. Oysa çözüm ortada: Basını yok sayarak tanıtım yapılmaz. Basın varsa görünürlük vardır, basın varsa değer vardır. Unutulmamalı ki; basın, bu kentin koludur, ayağıdır, sesidir. Çağrıldığı yere gider, haberini yapar, topluma ulaştırır. Bunun karşılığında kapı kapı para talep etmez. Haber, kamu görevidir. Ancak reklam başka bir iştir, emeğin karşılığıdır. Sözün özü şu: Ramazan’ın ruhunu, bayramın birliğini ve basının değerini kaybettikçe; sadece gelenekleri değil, geleceğimizi de eksiltiyoruz. Belki de artık yeniden sormak değil, yeniden kurmak gerekiyor: O eski Ramazanları… O eski Bayramları… Ve hak ettiği değeri gören bir basını… Ahmet Güler Fotoğraf Sanatçısı & Gazeteci MutAjans “Kalem, hafızanın iz düşümüdür.”
Ekleme Tarihi: 20 Mart 2026 -Cuma

Nerede O Eski Ramazanlar, Nerede O Eski Bayramlar… Ve Basının Değeri

Nerede O Eski Ramazanlar, Nerede O Eski Bayramlar… Ve Basının Değeri

Ramazan denildiğinde bir zamanlar sadece oruç değil; aynı sofraya oturmanın, aynı duaya “amin” demenin, aynı kapıyı çalmanın huzuru gelirdi akla. Mahalleler sessiz ama kalpler gürültülüydü; paylaşmanın, hatırlamanın, hatır sormanın sesi yankılanırdı sokaklarda. Şimdi ise kalabalık var, ama o eski samimiyet yok. Işıklar daha parlak belki ama gönüller o kadar aydınlık değil.

Bayram sabahları ayrı bir dünyaydı. Daha güneş doğmadan kapılar açılır, çocuklar büyüklerin elini öper, kırgınlar aynı sofrada barışırdı. Mut’ta tarihi Karacaoğlan Çınarı altında yapılan bayramlaşmalar sadece bir gelenek değil, bir toplumsal hafızaydı. Dargınlıklar orada biter, küslükler orada son bulurdu. Hastanede yatanlar unutulmaz, ziyaret edilirdi. Bayram; sadece kutlama değil, vicdanın tazelendiği bir gündü.

Bugün ise bayram mesajları ekranlara sıkışmış durumda. Bir dokunuşla gönderilen tebrikler, bir zamanlar göz göze gelerek kurulan gönül bağlarının yerini tutmuyor. “Nerede o eski bayramlar?” sorusu artık sadece bir nostalji değil; bir eksikliğin itirafı.

Ve gelelim meselenin en çok ihmal edilen tarafına: Basının değeri.

Bir zamanlar basın, bulunduğu ilçenin hafızasıydı. Protokolde yeri belliydi, davet edilirdi, ağırlanırdı. Çünkü bilinirdi ki; basın varsa kayıt vardır, basın varsa duyuru vardır, basın varsa hafıza vardır. Bugün ise herkes eline telefonu alıp birkaç video paylaştığında kendini “basın” zannediyor. Oysa basın; sadece görüntü paylaşmak değil, olayın özünü kavramak, doğruyu süzmek, topluma aktarmaktır.

Gerçek basın, haberin peşine düşer; kimse çağırmasa da bulur. Ama özel program yapıyorsan, etkinlik düzenliyorsan, bunu duyurmak istiyorsan; basını davet etmek zorundasın. Davet etmezsen, basın gelmez. Gelmeyince de yapılan iş görünmez. Karanlıkta göz kırpmak gibi… Sen ne kadar “altın dağıtıyorum” desen de, bunu anlatacak bir mecra yoksa kimse bilmez.

Sonra birileri çıkar, sosyal medyada eleştirir. “Tanıtım yok” deriz, “ilçe duyulmuyor” deriz. Oysa çözüm ortada: Basını yok sayarak tanıtım yapılmaz. Basın varsa görünürlük vardır, basın varsa değer vardır.

Unutulmamalı ki; basın, bu kentin koludur, ayağıdır, sesidir. Çağrıldığı yere gider, haberini yapar, topluma ulaştırır. Bunun karşılığında kapı kapı para talep etmez. Haber, kamu görevidir. Ancak reklam başka bir iştir, emeğin karşılığıdır.

Sözün özü şu:
Ramazan’ın ruhunu, bayramın birliğini ve basının değerini kaybettikçe; sadece gelenekleri değil, geleceğimizi de eksiltiyoruz.

Belki de artık yeniden sormak değil, yeniden kurmak gerekiyor:
O eski Ramazanları…
O eski Bayramları…
Ve hak ettiği değeri gören bir basını…

Ahmet Güler
Fotoğraf Sanatçısı & Gazeteci
MutAjans

“Kalem, hafızanın iz düşümüdür.”

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mutajans.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.