PROMOSYON
Mehmet Ünlü
Köşe Yazarı
Mehmet Ünlü
 

Tahammülsüz Bir Toplum mu Olduk?

TAHAMMÜLSÜZ BİR TOPLUM MU OLDUK? Ne oluyor bize böyle,çıldırıyor muyuz,deliriyor muyuz,ne bu öfke ne bu şiddet ..Toplum nereye gidiyor ,güzel değerlerimiz,örf adetlerimiz ,bize ait sosyal yaşam tarzımızın hergün değer kaybettiğini yaşayarak  öğreniyor üzülüyoruz... Bugün toplum olaral gelinen nokta hiç de hoş değil.Bir tahammülsüzlük almış başını gidiyor.Ruh sağlığımız tartışılır olmuş.Kimse kimseye tahammül edemez hale gelmiş. Psikoloğlara göre tahammülsüzlük bir hastalık değil aslında;o yüzden belirlenmiş bir tedavisi de yok.Ancak kişi;içerisinde bulunduğu tahammül gösterememe durumundan son derece rahatsız olup,bu durumu değiştirmek istediği zaman bir psikoloğa veya yardıma  ihtiyaç duyuyor. Sürekli şikayet eden,kendini çaresiz hisseden,kolay sinirlenen,hep stresli,yorgun ve tükenmiş hisseden,yüksek tepkiler verebilen,herkesi  kendisi gibi aynı düşüncede olmasını isteyen katı düşünceli kişiler  olduk. Sosyal çevreye karşı dayanıklı değiliz.Trafikte artık olağan hale gelen davranışlara alıştık.Işıklarda beklerken daha yeşil ışık yanar yanmaz arkadan duyulan korna sesleri,tartışmalar,kavgalar hergün gördüğümüz sıradan olaylar haline geldi.Sokak ortasında eşini bıçaklayarak öldürmeler,bir kişinin üzerine  yedi sekiz kişinin çullanması..Mafia vari iş yerini silahla tarama,ayağa sıkma,okullarda akran zorbalığı,tehdit gibi olayları görüyor duyuyoruz.Haliyle bunlarda insanların  ruh sağlığını bozuyor. Bütün avrupa ülkelerinde Ruh Sağlığı Yasası yürürlükte.İnsana yatırım ön planda.Bununla ilgili ciddi çalışmalar yapıyorlar..Ülkemizde ise geçte olsa MHP 'nin 24 maddelik Ruh Sağlığı Yasa teklifi 2018 yılında  meclise sunulmuş  olup  bununla ilgili çalışmalar  devam etmektedir.Halk,devletin yaptırımlarını gücünü görmek istiyor. “Bazen bütün dünya boş işlerle canımı sıkmak için kumpas kurmuş gibi geliyor,” der Emerson. “Son yıllarda tahammülsüzlüğüm iyice arttı.” hergün binlerce insanın söylediği bir söz.. Psikoloğların ortak görüşü;Tahammülsüzlüğün artışı, engellenme, kontrolsüzlük, can sıkıntısı ve belirsizlik gibi olumsuz duygulara katlanabilme eşiğimizin düşmesinin sonucu olarak ortaya çıkan ruh hali.. Çağımıza kısaca bakarsak, eşik düşüklüğünün nedenleri ortaya çıkar; "Anlık haz kültürü, teknoloji bağımlılığı, aşırı bilgi yüklemesi, sürekli karşılaştırma içinde olma, yüksek beklentiler, siyasi gerilimler, ekonomik krizler, doğal afetler, global hastalıklar". Gelecek kaygısı,işsizlik,aile içi geçimsizlik,milli değerlerimize,kültürümüze ,aile yapımıza ters düşen yayınların sürekli televizyonlarda gösteriliyor olması , toplumu yabancısı olduğu bir aleme götürüyor. Toplum mutlu değil.Toplum hergün bencilleşiyor.Neme lazımcılık artıyor..Aile içi bağlar zayıflıyor.Komşuluk ilişkileri bitmiş durumda.."Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir." hadisini unuttuk.Mahremiyeti unuttuk.Masum günahsız bebekler,kadınlar insanlar katledilirken ,açlığa, soğuğa  mahküm edilirken bizler hala yemek görselleri paylaşıyor,toplumda varlığı yaşamları devede kulak sayılan evlilikleri,hoş olmayan aile yapılarını  televizyonlarda seyrediyoruz .Seyrettiriyorlar. Toplum kontrol mekanizmasının (RTÜK v.b) doğru bir şekilde  yapıldığına inanmıyor..Toplum olarak nereye savruluyoruz,bize verilenler ne?.Maksat ne,belli değil.. Kimse de sormuyor,dert etmiyor;Kaybolan değerlerimizi,insanların amaçsızlığını,hergün biraz daha derinleşen toplumsal krizi,ideallerin yok oluşunu. Makam mevki ,şatafat,zenginlik,gözlerimizi kör etmiş. Tarihin derinliklerinden gelen ses;”Ey Türk Titre ve Kendine dön.Cihan senindir" der ..Bilge Kağan… Bu sese kulak verme zamanı geldi de geçiyor... Anadolu coğrafyası ,üzerinde yaşayan zayıf milletlere  uzun süre yaşama şansı vermemektedir.Onun verdiği tek şans " güçlü ol ,dünyayı yönet" ten ibarettir.. "Dünyayı istiyorsan bilime sarıl,Ahireti istiyorsan yine bilime sarıl."Hadisi şerif "Bilim ile göğe yol bulunur" Kutadgu Biliğ. En küçük toplum birimi olarak aile insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir kurumdur.Bu temel kurum bütün olumsuz tutum ve davranışlara rağmen hala ayaktadır. Karamsar değiliz hala  özümüze dönme şansımız var.. "Kur'an ve sünnet ana caddesinden yürüyerek ,ruhunu aşk gücüyle,gönlünü sevgi gücüyle ,aklını bilgi gücüyle,bedenini sermaye  ve emek gücüyle ahenk içinde ilahi iradenin kontrolüne veren dengeli insanların oluşturduğu çekirdek kadrolarla "bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir" kuralı ile bu manevi çöküşe dur denmelidir.” Bu mübarek ramazan ayında dularımız güzel vatanımızın birliği dirliği için olmalıdır.Dünyaya nizam vermiş bir milletin mensupları olarak yeni şahlanışlara ihtiyacımız var. Hoşçakalın  Mehmet Ünlü  Şubat 2026
Ekleme Tarihi: 20 Şubat 2026 -Cuma

Tahammülsüz Bir Toplum mu Olduk?

TAHAMMÜLSÜZ BİR TOPLUM MU OLDUK?

Ne oluyor bize böyle,çıldırıyor muyuz,deliriyor muyuz,ne bu öfke ne bu şiddet ..Toplum nereye gidiyor ,güzel değerlerimiz,örf adetlerimiz ,bize ait sosyal yaşam tarzımızın hergün değer kaybettiğini yaşayarak  öğreniyor üzülüyoruz...

Bugün toplum olaral gelinen nokta hiç de hoş değil.Bir tahammülsüzlük almış başını gidiyor.Ruh sağlığımız tartışılır olmuş.Kimse kimseye tahammül edemez hale gelmiş.

Psikoloğlara göre tahammülsüzlük bir hastalık değil aslında;o yüzden belirlenmiş bir tedavisi de yok.Ancak kişi;içerisinde bulunduğu tahammül gösterememe durumundan son derece rahatsız olup,bu durumu değiştirmek istediği zaman bir psikoloğa veya yardıma  ihtiyaç duyuyor.

Sürekli şikayet eden,kendini çaresiz hisseden,kolay sinirlenen,hep stresli,yorgun ve tükenmiş hisseden,yüksek tepkiler verebilen,herkesi  kendisi gibi aynı düşüncede olmasını isteyen katı düşünceli kişiler  olduk.

Sosyal çevreye karşı dayanıklı değiliz.Trafikte artık olağan hale gelen davranışlara alıştık.Işıklarda beklerken daha yeşil ışık yanar yanmaz arkadan duyulan korna sesleri,tartışmalar,kavgalar hergün gördüğümüz sıradan olaylar haline geldi.Sokak ortasında eşini bıçaklayarak öldürmeler,bir kişinin üzerine  yedi sekiz kişinin çullanması..Mafia vari iş yerini silahla tarama,ayağa sıkma,okullarda akran zorbalığı,tehdit gibi olayları görüyor duyuyoruz.Haliyle bunlarda insanların  ruh sağlığını bozuyor.

Bütün avrupa ülkelerinde Ruh Sağlığı Yasası yürürlükte.İnsana yatırım ön planda.Bununla ilgili ciddi çalışmalar yapıyorlar..Ülkemizde ise geçte olsa MHP 'nin 24 maddelik Ruh Sağlığı Yasa teklifi 2018 yılında  meclise sunulmuş  olup  bununla ilgili çalışmalar  devam etmektedir.Halk,devletin yaptırımlarını gücünü görmek istiyor.

“Bazen bütün dünya boş işlerle canımı sıkmak için kumpas kurmuş gibi geliyor,” der Emerson.

“Son yıllarda tahammülsüzlüğüm iyice arttı.” hergün binlerce insanın söylediği bir söz..

Psikoloğların ortak görüşü;Tahammülsüzlüğün artışı, engellenme, kontrolsüzlük, can sıkıntısı ve belirsizlik gibi olumsuz duygulara katlanabilme eşiğimizin düşmesinin sonucu olarak ortaya çıkan ruh hali..

Çağımıza kısaca bakarsak, eşik düşüklüğünün nedenleri ortaya çıkar;

"Anlık haz kültürü, teknoloji bağımlılığı, aşırı bilgi yüklemesi, sürekli karşılaştırma içinde olma, yüksek beklentiler, siyasi gerilimler, ekonomik krizler, doğal afetler, global hastalıklar". Gelecek kaygısı,işsizlik,aile içi geçimsizlik,milli değerlerimize,kültürümüze ,aile yapımıza ters düşen yayınların sürekli televizyonlarda gösteriliyor olması , toplumu yabancısı olduğu bir aleme götürüyor.

Toplum mutlu değil.Toplum hergün bencilleşiyor.Neme lazımcılık artıyor..Aile içi bağlar zayıflıyor.Komşuluk ilişkileri bitmiş durumda.."Komşusu aç iken tok yatan bizden değildir." hadisini unuttuk.Mahremiyeti unuttuk.Masum günahsız bebekler,kadınlar insanlar katledilirken ,açlığa, soğuğa  mahküm edilirken bizler hala yemek görselleri paylaşıyor,toplumda varlığı yaşamları devede kulak sayılan evlilikleri,hoş olmayan aile yapılarını  televizyonlarda seyrediyoruz .Seyrettiriyorlar. Toplum kontrol mekanizmasının (RTÜK v.b) doğru bir şekilde  yapıldığına inanmıyor..Toplum olarak nereye savruluyoruz,bize verilenler ne?.Maksat ne,belli değil..

Kimse de sormuyor,dert etmiyor;Kaybolan değerlerimizi,insanların amaçsızlığını,hergün biraz daha derinleşen toplumsal krizi,ideallerin yok oluşunu.

Makam mevki ,şatafat,zenginlik,gözlerimizi kör etmiş.

Tarihin derinliklerinden gelen ses;”Ey Türk Titre ve Kendine dön.Cihan senindir" der ..Bilge Kağan…
Bu sese kulak verme zamanı geldi de geçiyor...

Anadolu coğrafyası ,üzerinde yaşayan zayıf milletlere  uzun süre yaşama şansı vermemektedir.Onun verdiği tek şans " güçlü ol ,dünyayı yönet" ten ibarettir..

"Dünyayı istiyorsan bilime sarıl,Ahireti istiyorsan yine bilime sarıl."Hadisi şerif
"Bilim ile göğe yol bulunur" Kutadgu Biliğ.
En küçük toplum birimi olarak aile insanlık tarihi kadar eski ve köklü bir kurumdur.Bu temel kurum bütün olumsuz tutum ve davranışlara rağmen hala ayaktadır. Karamsar değiliz hala  özümüze dönme şansımız var..

"Kur'an ve sünnet ana caddesinden yürüyerek ,ruhunu aşk gücüyle,gönlünü sevgi gücüyle ,aklını bilgi gücüyle,bedenini sermaye  ve emek gücüyle ahenk içinde ilahi iradenin kontrolüne veren dengeli insanların oluşturduğu çekirdek kadrolarla "bir doğrunun imanı bin eğriyi düzeltir" kuralı ile bu manevi çöküşe dur denmelidir.”

Bu mübarek ramazan ayında dularımız güzel vatanımızın birliği dirliği için olmalıdır.Dünyaya nizam vermiş bir milletin mensupları olarak yeni şahlanışlara ihtiyacımız var.
Hoşçakalın 
Mehmet Ünlü  Şubat 2026

Yazıya ifade bırak !
Okuyucu Yorumları (0)

Yorumunuz başarıyla alındı, inceleme ardından en kısa sürede yayına alınacaktır.

Yorum yazarak Topluluk Kuralları’nı kabul etmiş bulunuyor ve mutajans.com sitesine yaptığınız yorumunuzla ilgili doğrudan veya dolaylı tüm sorumluluğu tek başınıza üstleniyorsunuz. Yazılan tüm yorumlardan site yönetimi hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.
Sitemizden en iyi şekilde faydalanabilmeniz için çerezler kullanılmaktadır, sitemizi kullanarak çerezleri kabul etmiş saylırsınız.